Isparta: En Yeni Turizm Destinasyonumuz
 
Ayşe DURGUN 
S.Demirel Üniversitesi. Araştırma görevlisi 
 
İnsanlık tarihi kadar eski olan turizm olgusu gün geçtikçe daha fazla değer kazanmaya 
başlamıştır. Kültürel önemi sürekli artan turizm sektörünün ülke ekonomisine katkısı 
göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. Özellikle AB’ye ilk adımı attığımız şu günlerde 
hareketliliğin en çok yaşanacağı sektör belki de turizm sektörü olacaktır. Bunu AB
parlamentosunun Türkiye için yapmış olduğu oylamada kaldırılan “evet” yazılı pankartlardan 
anlayabiliriz. Ne alaka diyeceksiniz?
 
AB son yıllarda turizm alanın da çeşitli politikalar oluşturarak birlik üyesi ülkeler arasında 
turizm faaliyetlerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi konusunda çalışmalar yapmaktadır. 
Türkiye’nin  dünya ve Avrupa pazarından daha büyük payı alabilmesi için yaratıcı ve
kapsayıcı düşünüp bölgesel hareket etmesi gerekmektedir. AB ile kültürel bütünleşme 
hareketleri hız kazanacak ve yerel kültürün özgünlüğü, zenginliği, farklılığı ve kaynakların 
tekliği daha da önemli hale gelecektir. Artık turistler deniz, kum ve güneşin yanında, tarihi 
ve kültürel değerleri de görmek istiyor. Ayrıca yeni yüzyıl trendleriyle birlikte dünya 
insanlarının birbirlerini anlama ve kültürlerini keşfetme, etnik tatları arama istekleri artmıştır.
 
Turizm olgusundaki bu değişmelerle birlikte klasik turizm anlayışı yerini, tatilde yeni arayışlar 
içerisinde olan turistlere bırakmaya başlamıştır. Aynıdan ve alışılmıştan kaçmaya çalışan 
insanlar, doğallığını kaybetmiş, betonlaşmış bir tatil metropolü yerine hem dinlenip hem de 
eğlenebilecekleri yeni yerlerin arayışı içerisine girmişlerdir.
 
Tam bu noktada yapılması gereken, turizmi çeşitlendirmek ve daha da önemlisi var olan 
kültürel mirası ve doğa harikaları tanıtabilmektir. Tanıtmanın ilk ilkesi ise tanımaktır.
 
Tanımaya; son dönemde turizm konusunda önemli gelişmeler kaydeden artık herkesin
bildiği tabirle güller ve göller diyarı Isparta ile başlamaya ne dersiniz?
 
Isparta ilinin turizm açısından iki önemli özelliği bulunmaktadır. Bunlar coğrafi güzellik,
 bölgenin tarihi ve kültürüdür. Günümüze kadar 20’ye yakın uygarlığa ev sahipliği yapmış 
ve üç ilahi dinin maddi ve manevi miraslarını bugünlere kadar taşımıştır.
 
Mavi bayraklı "Altınkum" plajıyla Türkiye’nin dördüncü büyük tabi gölü olan “Eğirdir gölü”,
Isparta’nın bakmaya doyamayacağınız göllerinden sadece bir tanesidir. "Aya Poyana",
"Aya Yorgi", "St. Paul Kilisesi" ve Rum asıllı hristiyanlar için haç görevini üstlenen  ve 
"Pisidia Antiocheia"  Antik kentinde bulunan  "Aya Stephonos" kilisesi dinler arası diyoloğun  
sağlamlığına en temel örneklerdendir. Dünyanın sayılı kanyonları arasında yer alan 
 “Yazılı Kanyon” rafting yapabileceğiniz bir doğa harikasıdır. Eğirdir gölünün harika manzarası 
eşliğinde kayak yapabileceğiniz “Davraz Kayak Merkezi” amatör ve profesyonel kayakçılar 
için ideal bir kış sporu sahasıdır. 
 
Yine başka bir doğa harikası olan mağaraları bu bölgemizde bol miktarda görebiliriz. "Zindan 
Mağarası" ve "Pınargözü Mağaraları" bölgenin en ilgi çeken mağaralarındandır. 
"Kovada Milli Parkı" ve "Kızıldağ Milli Parkı" doğa yürüyüşleri ve safari olanakları için ayrı bir
 zenginliktir.
 
Yamaç paraşütü, trekking, dağcılık, doğa yürüyüşü  ve daha birçok alternatif turizm 
dallarına bir çırpıda cevap verebilecek olan bu ilimiz, turizm bölgedeki ana merkezi olan 
Antalya’ya sadece 120 km uzaklıktadır. Antalya’dan özellikle turizmin durgunlaştığı kış 
aylarında  bu bölgemize yapılacak günübirlik turlar, Antalya ve Isparta’yı ortak bir paydada
birleştirecek ve bölgesel turizm hareketliliğine hız kazandıracaktır. 
 
Isparta’yı daha yakından tanımaya  var mısınız?