İnsanoğlu
olarak nerede bulunursak bulunalım karşımıza etik problemler çıkmaktadır;
İnsan gelişmesini sürdürmekte; kararlar almakta, öyle ya da bu şekilde
davranışlar sergilemektedir. Buna bağlı olarak etik sorunu ise onu umursayalım
ya da umursamayalım göz ardı edemeyeceğimiz bir şekilde günlük yaşamımızın
içinde yer almaktadır. İnsanoğlunun olaylar karşısında takındığı tavır
ve aldığı kararlar farklılıklar içerebilir, bu durum aynı zamanda kültürün
bir parçasıdır da. Bu noktadan hareketle kültürü bütüncül bir anlamda
insanın “yaptıkları” ve “ettikleri” şeklinde tanımladığımız
zaman, yaşanan ve böylece ortaya çıkan, kültür olarak sahiplendiğimiz
mirasın, gelecek kuşaklara işlevsel nitelikte iletilebilmesi konusunda, sürdürülebilir
korumanın nasıl sağlanacağı problemiyle karşılaşmaktayız. Söz konusu
problem, içinde yaşadığımız ortam ve zaman dilimindeki davranış biçimlerimizle
ilgilidir. Kültürel varlıkların korunması “nitelikli” bir korumayı
gerektirir düşüncesinden hareket edersek kurumsal ve fiili koruma çabalarının
muhakkak bir araçla desteklenmesi gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Bu
gereksinim, günümüzde yaşanan kültürel varlıkların deformasyonu ya da
korunamaması sorunlarının neticesinde belirmiştir. Bu gereksinimi karşılamak
için Kültür Bakanlığı ve akademik çevrelerce koruma kültürünün etkin
bir biçimde oluşmasını sağlayacak aracın etik kurallar olacağı çok
fazla tartışılmamaktadır.
Ahlak
felsefesi olarak tanımlayabileceğimiz “etik”i insanoğlunun doğasında
varolan “doğru” davranış kalıpları çerçevesinde şekillendirdiğimizde,
insana hiç de yabancı olmayan,bilakis onun içinden çıkan ve benimsemekte hiç
zorlanmayacağı kurallar bütünüyle karşılaşmaktayız. Etik kurallar
sistemini kültür varlıklarımızın korunmasında etkin hale getirmek, bu
alanda günümüzde karşılaştığımız sorunları çözebilecek ve kültürel
varlıkların korunmasında kurumsallaşmayı etkinleştirecek etkili bir enstrümana
sahip olmamızı sağlayacaktır. Etik, kurumlar ve haklarla ilgilidir, günümüzde
bahsedilen tüm evrensel değerler, kurallar, başta insan hakları olmak üzere,
etik kavramından doğmuştur. Böyle olmakla birlikte etik kurallar, hukuksal
alanın yerini almaktan öte, bu alanı tamamlayıcı niteliktedir ve kurumsallaşmayı
destekler. Kültürel varlıkların korunması her şeyden önce bir bilinç
meselesidir. Sorun oluşturan konu ise bu bilincin iktisadi kalkınmayla
birlikte mi geliştiği yoksa
toplumların davranış biçimlerinde olan ya da uyandırılabilecek olması mıdır?
Burada şu örneği vermek yerinde olacaktır; İtalyanların aileye ve ailenin
şanına yönelik olarak “familya ad honore” diye ifade ettikleri geçmişe
yönelik saygıları, onu varlık sebebi saymaları ve bugün ne olursa olsun
baba ocağını elden çıkarmamaları İtalyan toplumunun kültür varlıklarını
ayakta tutmaktadır ve bu alandaki etkin örneklerden biridir.
Ülkemizde
ise koruma bilincinin yerleştirilmesine katkı sağlayacak faaliyetlerin başında;
kültürel varlıklara sahip çıkmanın, insanımızın kendisine ve geçmişine
olan saygısının bir ifadesi olduğunun hatırlatılması gelmektedir. Kültür
kavramı aynı zamanda kendi içinde “koruma” kavramını da barındırmaktadır.
Geçmişte olanların görülebilir kanıtı olan “varlıklar”, günümüze
ulaşamaz ve nesiller onlara “dokunamazsa”, tarihi ve kültürümüzü öğrenmemiz
ve kişilikli bir toplum olmamız da güçleşecektir.
Türkiye’de
bugün yürürlükte olan Kültür Varlıklarını Koruma Mevzuatı’nın en önemli
öğelerinden biri, kuşkusuz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları’dır.
Tüm olumlu çalışmalarına rağmen, bu kurullarca verilen kararların kendi içinde
ya da benzeri durumlarla çelişkiler gösterdiği de bilinmektedir. Kaldı ki;
akademisyenlerin katkılarının yadsınamayacağı ve kendine özgü yapılanma
şekli içinde olan bu kurulların, koruma kültürüne katkılarının
arzulanan düzeyde olmadığını söylemek de mümkündür, Bu konuda, ülkemizde
yasal, idari ve sosyo-ekonomik seviye ile ilgili tüm aksaklıklar, çeşitli
platformlarda tartışıla gelmekte ve çeşitli öneriler sunulmaktadır. Bugüne
kadar bu alanda ülkemizde oluşturulan tüm yasal düzenlemeler ve uygulamaların
sonuçları göstermektedir ki, kültürel varlıkların korunmasının etik
boyutunun düşünülmesi, kurumsal ve fiili faaliyetler olarak iki temel başlığa
ayırabileceğimiz koruma çabalarına ilave olarak etik kuralların oluşturulması,
zorunluluğu doğmuştur.
Dünya’da
etik kurallar (Code of Ethics) birçok alanda oluşturulmuş olup uygulandığı
alandaki tüm ilişkileri düzenlemektedir. Kültürel varlıkların korunması
konusunda ise UNESCO başta olmak üzere ICOM (The International Counsil of
Museums), ICOMOS (International Counsil on Monuments and Sites) ve ICCROM (International
Centre for the study of the Preservation and Restoration) gibi örgütlerin bünyelerinde
örnek alınabilecek çalışmalar sürdürülmektedir, bu çalışmalar; kültürel
varlıkların transferi sırasında gerek bireylerle kurumlar, bireylerle toplum
arasındaki ilişkileri düzenlemekte gerekse hırsızlık, kanun dışı
edinim, yasak kazılar ve illegal transferi yasaklayıcı önlemleri içermektedir.
UNESCO tarafından çeşitli anlaşmalarla kurulmuş olan, Kültürel Varlıkların
Değişimini Yapanlar için oluşturulmuş etik kurallar ICOM tarafından Müzeler
ve müzeciler için oluşturulmuş etik kurallar ile paralellik oluşturmaktadır
bu da tüm bu çalışmaların, kültürel varlıkların yok olmasını önleme
konusunda, müzeler, sivil toplum örgütleri, hükümetler, yerel yönetimler
ve profesyoneller arasındaki bir koordinasyonun sonucunda olacağını göstermektedir.
Ülkemiz için de Koruma konusuyla ilgilenecek kişilerde aranacak niteliklerin,
değişik meslek gruplarının birbirleri arasındaki ilişkilerin, korumadan doğrudan
ya da dolaylı olarak sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarının rollerinin yeniden
düzenlenmesiyle uygulama öncesi ve sonrasında uyulması gereken temel esasların
belirlenmesi gibi konuları içerecek bir “Koruma Etiği Belgesi”, ilişkilerin
netleşmesi ve doğruların bulunmasında önemli bir rol oynayacaktır. Böylece
tarafların rollerinin gereklerini eksiksiz olarak yerine getirmeleri sağlanarak,
ülkemizde koruma kültürünü yerleştirme çabalarına ve dolayısıyla bu
alandaki kurumsallaşmaya doğru önemli bir katkı sağlanacaktır. Koruma etiği
kurallarının tartışılacağı, kültür ve tabiat varlıklarını koruma
kaygısı taşıyan, kamu, sivil kuruluşlar ile bireysel çalışmaları bir
araya getirecek bir toplanma ve tartışma platformu en kısa zamanda gerçekleştirilmelidir.
Kaynaklar
Ethics-consepts
and problems-Ioanna Kuçuradi
Türkiye’de
Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması Sempozyumu
(Antalya - Şubat,2002) – İlber ORTAYLI
Çevre
Felsefesi – Hasan ÜNDER
1.
Ulusal Kültür Kongresi,İzmir – Kasım 1997 - Ruşen KELEŞ
International
Code of ethics for dealers in Cultural property, UNESCO Conventions
*Kültür
Bakanlığı Müfettişi