SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR KALKINMA İÇİN; SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM *

 
Mehmet Çakılcıoğlu
Dr. Kent Plancısı 
 
* Bu bildiri 17-18 Ekim 2002 tarihlerinde gerçekleştirilen 10. Ulusal Bölge Bilimi/Bölge Planlama Kongresi'nde sunulmuştur.
 

Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde kaynakların korunması ve geliştirilmesi bulunmaktadır. Kaynakların sürekli olarak, korunarak değerlendirilmeleri, özellikle yenilebilen kaynakların kendilerini yenileme sınırları aşılmadan kalkınmaya destek olabilmeleri, çevreyi koruyan kalkınma felsefesinin temelini oluşturmaktadır.

Sürdürülebilir kalkınma, çevrenin korunmasından çok daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Çevreye ilişkin olduğu kadar ekonomik, toplumsal ve kültürel boyutları da vardır ve hem bugünün insanları hem de ve gelecek kuşaklar arasında eşitlik anlayışını içerir. Daha çok gelişme, ancak doğal ve insan yapısı sistemlerin taşıma kapasitesi kaldırabildiği sürece gerçekleşebilir.

Burada üzerinde durulması gereken bir balka konu ise, doğal kaynakların ve çevrenin, ekosistemin dengesinin korunması için öneminin ve ekonomik kullanım değerlerinin yanı sıra, bazı durumlarda kültürel ya da sembolik değerlerinin de olduğu ve salt bu nedenle keyıplarının önlenmesinin mümkün olmadığıdır.

Uluslararası Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1980 yılında yayınlanan Dünya Korumacılığı Stratejisi, 1987'deki Brundtland Raporu, dönemin strateji ve ilke bütünlüğünü oluşturan örgütlü baskı grubu eylemleridir. Bu ve diğer örgütler Sürdürülebilirlik için;

-Bütüncül planlama ve strateji geliştirme,

-Temel ekolojik süreçleri koruma,

-İnsan mirasını ve biofarklılığı koruma,

-Verimliliğin uzun bir döneme yayılmasına ve gelecek kuşaklara ulaşmasına izin veren büyüme modelleri,

-Ekonomik büyüme ile doğal kaynaklar arasında denge,

-Ülkelerarası hakça oluş ile imkanlar arasında denge, gibi ilkeler belirlemişlerdir.

Söz konusu raporda, Sürdürülebilir Kalkınma; Bugünün gereksinmelerini, gelecek kuşakların gereksinmelerini karşılama kabiliyetinden ödün vermeden karşılayan kalkınma olarak tanımlanmış ve bu tarihten itibaren çok yaygın kullanılan bir kavram olmuştur. Rapor ekonomik büyümenin çevre dostu bir perspektiften gerçekleştirilebileceği varsayımından yola çıkarak, hem dünyadaki çevre sorunlarının üstesinden gelebilmek, hem de yoksulluğu önlemek için gelişmekte olan ülkelerin önemli rol oynadığı ve yeniden yapılanmayı sağlayacak uzun dönemli bir büyüme çağına girilmesi gerektiğini öne sürmektedir.           

“Sürdürülebilirlik, bir toplumun, ekosistemin ya da sürekliliği olan herhangi bir sistemin işlerini kesintisiz, bozulmadan, aşırı kullanımla tüketmeden ya da sistemin hayati bağı olan ana kaynaklara aşırı yüklenmeden sürdürülebilmesi yeteneği olarak tanımlanmaktadır„

Turizm olgusu ise büyük ölçüde çevre kalitesine bağlıdır. Ancak çevre kalitesini olumsuz etkileyen etmenlerin başında turizm gelmektedir. İnsanın doğayı kendi çıkarları doğrultusunda tüketmesi sonucu, doğanın insana yenik düşmesine karşın, aslında yenilen insandır. İnsan, kendi yaşaması için gerekli olan yaşamsal kaynakları, varlığını sürdürebilme olanaklarını hızla tüketmekte ve dolayısıyla kendi tükenişini hazırlamaktadır.

Turizm etkinlikleri sonucu ekonomik kalkınma ve çevresel değerlerin korunması, hatta bu değerlerin arttırılması, "Sürdürülebilir Turizmin" gelişimi için ana amaçtır. 

Sürdürülebilir bir turizm, insanın ve çevrenin birlikte varlığı ile olasıdır. Temel yaklaşım, insanın doğal çevre üzerindeki etkisini en aza indirmek değil, ancak doğal çevrenin insan üzerindeki etkisini en üst noktaya çıkarabilmektir.

 

Sürdürülebilir Turizm Genel İlkeleri ;

-   Talebe göre değil, arza göre  turistik düzenlemelerin yapılması

-   Önceliklerin yerel halka verilmesi

-   12 Ay turizm

-   Toplu taşıma

-   Toplumsal katılım

-   Temiz enerji kullanımı

-   Eylem durumunda dinlenme

-   Gerçek yaşamın sahnelenmesi

-   Mevcut yapı stoğunun kullanımı

-   Toplumsal ve kültürel kimliğin korunması

- Turizm yatırımlarının esnek, gelişmeye açık ve uzun vadeli olması, olarak sıralanabilir.

 

Bu ilkeler doğrultusunda Sürdürülebilir Turizmin   amacı ;

 

 

Ana Amaç -

Turizm olayını, çevreye, topluma, tarihsel, doğal ve kültürel   varlıklara zarar vermeden, bölge ekonomisine ve toplumsal yaşantıya sürekli katkıda bulunacak biçimde geliştirmek

Alt Amaç 1-

Tarihsel, doğal ve kültürel varlıklar ile çevreyi ve toplumu    korumak.

Alt Amaç 2 -

Tarihsel, doğal  ve kültürel varlıkları turizme kazandırmak.

Alt Amaç 3 -

Turizmi çeşitlendirmek ve mevsimlere yaymak

Alt Amaç 4-

Turizm gelirlerini arttırmak

Alt Amaç 5-

Ulaşım olanaklarını kolaylaştırmak

Alt Amaç 6-

Altyapı ve hizmet sorunlarını çözmek

Alt Amaç  7-

Turizm sektöründeki işgücünün niteliğini  ve niceliğini arttırmak

Alt Amaç  8-

Turizm sektöründeki yatırım olanaklarını geliştirmek

Alt Amaç  9-

Turizm amaçlı tanıtım ve pazarlama etkinliklerini arttırmak

 

Sürdürülebilir Turizmin amacına ulaşabilmesi için Sürdürülebilir Turizm ilkeleri doğrultusunda, uzun dönemli değişimleri öngörerek, eldeki kaynak ve olanakların en etkin ve verimli bir biçimde kullanılmasına yönelik bir yöntem geliştirilmiştir.[1]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şema’da, söz konusu yöntemin akış şeması görülmekte olup, bu süreç hem hazırlık ve veri toplama aşamasını hem de  uygulama aşamasını kapsamaktadır.

Bu yöntem genelde homojen yapı gösteren, turizm konusunda göreceli olarak gelişmemiş ancak turizm potansiyeline sahip bölgelerde sürdürülebilir turizm aracılığı ile sürdürülebilir bir toplum kalkınmasının mümkün olduğunun kanıtlanmaya çalışılacaktır.    

Geliştirilen yönteme göre Sürdürülebilir Turizm süreci 2 alt süreçten oluşmaktadır.

            1 - Sürdürülebilir Turizm Hazırlık Süreci

            2 - Sürdürülebilir Turizm Uygulama Süreci

Öneri yöntem her 2 ana aşamayı da kapsamaktadır. Sürdürülebilir Turizm süreci içerisinde, süreci oluşturan tüm bileşenlerin birbirleri ile olan ilişkilerinin ve zamana bağlı olarak çıkması olası değişmelerin tam olarak ifade edebilmesi amacı ile geliştirilmiştir. Zamana bağlı olası değişmeler, çeşitli noktalarda  "Evet-Hayır"  sorularına yanıt bulunarak değerlendirilmiştir. Sürecin olumlu işleyeceği veya kesintiye uğrayacağı noktalar, kesintiye uğratan sorunun ne olduğunun ve nasıl giderilebileceğini öneri yöntemde izlemek olasıdır.        

İlk bölüm, alan çalışmaları ile masa başı çalışmalarının beraberce yürütüldüğü ve potansiyel kullanıcılara turistik bölge hakkında bilinmesi gereken tüm bilgilerin hazırlandığı bölümdür.

            Önerilen yöntem, turizm açısından göreceli olarak az gelişmiş bölgeler için geçerlidir. Çünkü, "Turizm Destek Hizmetleri'nin" çok fazla olduğu bir bölgede, turizm çeşitleri, Sürdürülebilir Turizm tanımı içerisinde olsalar bile, destek hizmetlerinin gölgesinde kalacaklardır. Destek hizmetlerinin fazlalığı öneri yöntemin uygulanabilirliğini olanaksız kılmaktadır.

"Turistik Bölgenin Tanımlanması", Sürdürülebilir Turizm Hazırlık Süreci'nin ilk aşamasıdır ve yöntemin felsefesine uyan bir bölge bulunmadığı taktirde zaman ve para kaybı olacaktır.   Turistik Bölge, içerisindeki tüm doğal, tarihsel ve toplumsal değerlerin, yaşamsal kaynak olarak düşünüldüğü bir havza gibi  değerlendirilmelidir.

Turistik düzenlemeler çoğunlukla turistik talebe göre biçimlendirilmeye çalışılmakta ve kaynaklar zorlanmaktadır. Zorlanan kaynaklar (Doğal, toplumsal, parasal) kısa vadede kar getirse de uzun vadede tam bir çöküşe (Doğal, toplumsal, parasal) neden olmaktadır. Bu sorunun giderilmesi, turistik düzenlemelerin turistik arza göre yapılması ile olasıdır. Turistik kaynakların arz edildiği bölgenin "Hedef Bölge" konumuna getirilmesi gerekmektedir. Klasik turizm anlayışındaki "Hedef Kitle" kavramı, Sürdürülebilir Turizmde yerini "Hedef Bölgeye" bırakır. "Hedef Bölgenin" talep edilmesi önceden bölge hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirir. Tanıtım programında turistik bölge, "Doğal ve Kültürel Değerler" ve "Turizm Destek Hizmetleri"  açısından  kullanıcılara anlatılmalıdır.

Turistik Bölge olarak kabul edilen alanın turizm açısından önem taşıyan tüm özellikleri doğrultusunda yapılacak kademelenme, hem yatırımların hem de kullanıcıların bireysel veya grupsal programlarının optimizasyonu açısından önem taşımaktadır. Sürdürülebilir Turizmde amaç turist yerine karar verme değil, turistin karar vermesidir. Kademelenme sonucunda, yapılmak istenen etkimliklere göre, turist kendi alternatiflerini kendisi oluşturacaktır. Böylece, Kitle Turizmindeki "Sabit Programlar" yerini  "Doğaçlama Düşüncelere"  bırakır.

Turistik bölgenin kullanıcıları, turistlerle birlikte yerel halktır. Bu nedenle, tanıtım programının  hedefleri içerisinde yerel halkın da olması gerekmektedir. Yerel halk turizm konusunda bir sonraki kuşak hedef alınarak bilinçlendirilmelidir. "Ev Sahibi"  kavramının gerçek anlamda yerel halk tarafından benimsenmesi, bu bilinçlendirme sürecinin ilk ve en önemli aşamasıdır

Tanıtım aşaması ile birlikte "Sürdürülebilir Turizm Hazırlık Süreci" tamamlanmış olur ve "Sürdürülebilir Turizm Uygulama Süreci" başlar. Bölge artık turisti karşılamaya hazırdır. Bu aşamadan sonra yerel halk ve konuklar, fiziksel, ekonomik, toplumsal ve psikolojik açılardan etkileşime girerler.

Alışılagelmiş turistik düzenlemelerde çok fazla önemsenmeyen, toplumsal ve psikolojik boyut, turizm olayının beklenen başarıya ulaşamamasında birinci etkendir ve aynı zamanda taşıma kapasitesi kavramının önceden belirlenmesi olayını geçersiz kılmaktadır. Bir bölgenin ekonomik ve fiziksel taşıma kapasiteleri önceden belirlenebildiği halde, psikolojik ve toplumsal boyutun önceden kestirimi bizi yanlış, geri dönülmesi çok zor noktalara götürmektedir. Yerli halklar ve konukların birbirleri ile olan etkileşimleri (Ekonomik, fiziksel, toplumsal, psikolojik) sonucundaki tatmin düzeyleri taşıma kapasitesini belirleyecektir. Yani, taşıma kapasitesi yaşanarak belirlenir. Sürdürülebilir turizmde gelişmeler, kısa vadede sonuç almayı düşünen,  "Büyük Sıçramalar" biçiminde değil, uzun vadeli "Küçük Adımlar" biçimindedir. Sürdürülebilir turizm süreci  bu küçük adımlardan oluşan uzun bir süreçtir.

"Sürdürülebilir Turizmin Değerlendirilmesine Yönelik Yöntemde", "Turistik Etkilenme"  aşamasından sonra tek bir yol izlenmemiştir. İdeal olanı, ön araştırmaların doğru bir biçimde yapıldığı varsayımından yola çıkarak, turistin ve yerli halkın doyuma ulaştığı seçenektir. Ancak, öneri yöntemin amaçlarından birisi de, olası durumlar karşısında, nasıl davranılması gerektiğinin gösterilmesidir sürecin olumlu işleyeceği veya, kesintiye uğrayacağı noktalar, kesintiye uğratan sorunun  ne olduğu ve nasıl giderilebileceğini öneri yöntemde izlemek olasıdır.

Diğer bir deyişle Sürdürülebilir Turizmde topyekun (ekonomik ve toplumsal) bir kalkınma söz konusudur. Bugüne dek süregelen turizm planlamalarında kısa erimli ekonomik başarılar söz konusudur. Kısa dönemde çevre kaygılarını geri plana bırakan ülkelerin, çevre konusunda kaygılı olan ülkelere göre daha hızlı büyüme gösterdikleri gerçektir. Orta ve uzun dönemde ise, bu olası görülmemektedir. Gelişmiş ülkelerde bile kirlenmiş, bozunuma uğramış çevre, ekonomik büyümeyi yavaşlatmaktadır.

 

Klasik ekonomilerde büyümenin ön koşulu, daha fazla kaynak kullanarak daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmektir. Kaynakların tükenmesi konusunda önce kalkınalım, daha sonra sorunları çözeriz yaklaşımı hakimdir. Bu yaklaşımın sonucunda kısa vadede gelişmişlik uzun vadede de tükenmişlik bizi beklemektedir.

 

Sürekli ve dengeli bir kalkınma modelinin gerçekleştirilmesi, üretirken ve tüketirken bizden sonraki kuşaklara yaşam alanı olacak fiziksel ve toplumsal çevreyi ve üretimleri için hammadde olacak kaynakları yok etmeme esasına dayandırılmalıdır.

 

Sürdürülebilir Turizmde topyekun (ekonomik ve toplumsal) bir kalkınma söz konusudur. Bugüne dek süregelen turizm planlamalarında kısa erimli ekonomik başarılar söz konusudur. Kısa dönemde çevre kaygılarını geri plana bırakan ülkelerin, çevre konusunda kaygılı olan ülkelere göre daha hızlı büyüme gösterdikleri gerçektir. Orta ve uzun dönemde ise, bu olası görülmemektedir. Gelişmiş ülkelerde bile kirlenmiş, bozunuma uğramış çevre, ekonomik büyümeyi yavaşlatmaktadır.

 

            Klasik ekonomilerde büyümenin ön koşulu, daha fazla kaynak kullanarak daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmektir. Kaynakların tükenmesi konusunda önce kalkınalım, daha sonra sorunları çözeriz yaklaşımı hakimdir. Bu yaklaşımın sonucunda kısa vadede gelişmişlik uzun vadede de tükenmişlik bizi beklemektedir.

 

Varılan sonuçlar ve öneriler genel çizgileri ile;

 

 


[1] Mehmet Çakılcıoğlu, Sürdürülebilir Turizme Yönelik Bir Yöntem Önerisi, Doğu Karadeniz/Trabzon İli Özelinde Bir İrdeleme, Doktora Tezi, Mimar Sinan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul, 1996.