BİR KENT KÜLT(ÜR)Ü: BULGURU KAYNATANLAR

 

*Hakan M. Kiriş



Ülkemizde iklim değişir, sonbahar olur okullar açılır, düğün - dernek sezonu da böylece sona erer. Artık tanıdık tanımadık pek çok "kızımız ŞU ile oğlumuz BU"nun mutlu gününde...? yazılı davetiyeler kalabalık etmez masamızın üzerinde. Tüm bir yaz mevsimi boyunca bu törenlere öyle alıştık ki! İnsan kendi kendine "keşke bu müstesna kutlamalar tüm bir yıl boyunca sürse" diye düşünmeden edemiyor. Ama ne fayda, artık yaz bitti!


Bilindiği üzere düğün törenleri çoğunlukla çok iyi bir organizasyonun gerçekleştirildiği etkinliklerdir. Mekan seçimi ve kurgusuna çok önem verilir. Seçilen müzikten konukların hoşnutluğuna kadar herşey en ince ayrıntısına kadar hazırlanır. Konvoylardan zaten dem vurmaya gerek yok. Her konuda yaratıcı düşünceler ve yenilikler uygulamaya konur. Mesela bu sezon bir havai fişek modasıdır çıktı, fişeksiz akşam geçmez oldu.
 

Tören akşamına gelindiğinde her şey kusursuzdur ve gece başlar. Muhtelif hırdavatla başı ve sonu kapatılmış sokak ve Hicaz demiryolu kıvamındaki plastik sandalye dizileri konukları karşılamak için beklemektedir. Derken evlerin duvarlarından yankılanarak kulağa gelen yüzyılın buluşu "org" ile başında dikilen beyaz gömlekli, siyah pantolonlu adamın sesi simultane olarak programa başlar. Bu, Türk Müziği için nadide bir gece olacağının habercisidir.


Konuklar, yaşlarına göre oldukça aşırı makyajlanmış, herbiri değişik renkli tüllerden imal elbiseler giyen kızların tuttuğu metal tepsilerde duran lokum yahut sigaralardan alarak yerleşirler. Az sonraki "hareket-i arz-ı şedit" için mekana alışma sürecidir bu, bir nevi fırtınadan önceki sessizliktir.
"Nikah masası" ve "gelin olmuş" gibi parçalar usül icabı çalınıp yeni evlenenler dışında hiçbir çiftin rağbet etmediği anlaşılınca kıvrak org ritimlerine geçiliverir. İşte herkesin beklediği an da budur. Pist bir anda gül ve kaktüsü bir arada barındıran bir çiçek bahçesine döner. Bu pist öyle mübarek bir alandır ki, bir sonraki sezonun evliliklerinin temeli burada atılır. Vadesi gelmiş olanlar anneleri tarafından ileri itilip bu küçük alanda varolma hatta yıldızlaşma savaşına girişirler.


Epeyce bir süre bu aktivitelerin dışında kalıp kendi aralarında bir nikotin birliği kurmuş olan ağırbaşlı erkekler, gecenin sonuna doğru "bulguru kaynatmak ve serinde yaylatmak" üzere pisti işgal ederler. Artık kravatların kulak hizasına bağlanma vakti gelmiş bulunmaktadır. Bulgur epeyce bir kaynayınca çekirge defalarca zıplatılır, fani dünyaya nispet Leyla'ya törensel bir şekilde nakdi yardım yapılır, daracık sokaklarda doyasıya misket yuvarlanır vs...


Bu müthiş tören herkesin mesut-bahtiyar olduğu noktada sona erer. İşte böyle bir düğün-dernek sezonu daha bu manzaralarla sona erdi. Darısı gelecek sezona. O zamana kadar nasıl sabredeceğiz derseniz, teknolojinin nimetlerinden faydalanma zamanıdır, düğün CD'leri bu özlemi dindirmenin aracıdır. Gerçi ekranda kendi yansımasını ve figürlerini kimse beğenmez ama yine de merakla ve defalarca izler her ne hikmetse.

*Hakan M. Kiriş / S.Demirel Üniv. Yüksek Lisans Öğr.