SU TOPLAMA HAVZALARI İLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME

Mehmet ÇAKILCIOĞLU, Dr.Kent Plancısı
Filiz DEVECİ, Kent Plancısı

Türkiye genelindeki köyden kente olan göç olgusu, İstanbul’un kentsel çekiciliğinin yanısıra su toplama havzalarının bolluğu, kaçak ve ruhsatsız yapılarla ilgili yasal boşlukların da etkisiyle yöredeki arsa spekülasyonları sonucu, tarlaların parsellenerek hisseli tapu halinde satışlarının yapılması ve kaçak inşaatların ortaya çşkmasına neden olmuştur. Diğer taraftan havza içerisinde bulunan sanayilerde çalışanlarda genellikle benzer şekilde konut edinerek, bu bölgelerde yerletmitlerdir.

Ayrıca, havza içerisinde çok sayıda dere yatağının bulunması ve sanayilerin bunları su kaynağı olarak kullanmaları nedeniyle bu alanlar sanayi kuruluşları için çekici olmuş ve bu tür kuruluşların hızla çoğalmalarına yol açmıştır.

Çevre yollarının bölgeye sağladığı kolay ulaşımın etkisiyle havzalarda bulunan yerleşim bölgelerine ilgi artmıştır. Havzaların içerisinde ve havzaların etrafında bulunan büyük iş potansiyeline sahip organize sanayi bölgeleri ve sanayi kuruluşları nüfus artışını ve yerleşimi körüklemiştir. Sonuçta önceki planlamalara ve mevcut yönetmeliklere karşın, bölgedeki hızlı ve denetim dışı yapılaşma sonucu her türlü altyapıdan yoksun yeni yerleşim alanları ortaya çıkmıştır.

İstanbul’da su kaynaklarının kalitesi, İSKİ tarafından çıkartılmış olan ve ayny kurulu?ca uygulanan bir yönetmelikle korunmaktadyr. Bu yönetmelikte hidrolojik su toplama havzasının tümü koruma alanı olarak tanımlanmış ve göl ya da barajdan uzaklığyna bağlı olarak mutlak, kısa, orta ve uzun koruma alanlarına ayrılmıştır. Bu koruma alanlarının tümünde endüstriyel etkinlikler ve hatta evsel yerleşimler bile kısıtlanmış ve yasaklanmı? olduğu halde uygulamada bu tür kullanımların önüne geçilmemekte ve sonuçta önemli kirlenme sorunları ile karşı karşıya kalınmaktadır.

Kirlenme kaynaklarının bazşıda kaçak yapılaşmanın oluşturduğu evsel kirlenme gelmektedir. Benzer biçimde çok sayıda sanayi kuruluşu da koruma alanları içinde çalışmakta ve atıklarını, çoğunlukla hiçbir önlem almaksızın kentin kullanım suyunu sağlayan kaynaklara boşaltmaktadır. Ayrıca tarımsal etkinliklerden kaynaklanan kirlilik de önemli boyutlardadır.

Su toplama havzalarındaki yerleşimlerde, kanalizasyon, çöp arıtma ve uzaklaştırma gibi gerekli altyapı hizmetleri genelde mevcut değildir. Bu nedenle sağlık ve çevre koşullarına uygun olmayan atıksu deşarjları ve açık çöp dökme alanları, kentin içmesuyu ihtiyacını karşılayan bu kaynaklarda çok ciddi kirlenme sorunları yaratmaktadır.

Su toplama havzaları içinden geçen ve trafiğin youn olduğu yollarda kirletici unsurlar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Eksoz gazlarının içindeki ağır metaller, makina yağları, araba lastiklerinin aşınmış ufak parçacıkları gibi tehlikeli ve zararlı maddeler, yağmursuyu sayesinde, göl, deniz, baraj, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına karışmaktadır. Ayrıca, tankerlerle taşınan benzin, mazot, fuel-oil vb. yanıcı ve kimyasal maddeler akıcılıklarından dolayı kaza sırasında yeraltı su kaynaklarına çok çabuk karışabildiklerinden tehlike unsuru taşımakta, koku ve tat gibi arıtılması olanaksız sorunlara neden olmaktadır.

İÇMESUYU HAVZALARININ KORUNMASINA YÖNELİK

ÖNLEM SEÇENEKLERİ:

1 - Zorlayıcı Önlemler

- Kolluk kuvvetleri ile alınan önlemler,

- İçmesuyu havzalarının tümünün veya bir kısmının askeri alana dönük kamulaştırılması,

Yöntemdeki olası zorluklar:

- Kolluk kuvvetlerinin yetersizliği,

- Yöre halkının direnmesi ve dayanışması (Sosyal tepki)

2 - Caydırıcı Önlemler

Bölgeye altyapı hizmetlerinin ve sosyal hizmetlerin götürülmemesi.

Yöntemdeki olası zorluklar:

- Yöre halkı zaten içmesuyunu kaçak bağlantı yaparak veya kuyu açarak sağlıyor, atıksular direkt derelere veriliyor. Dolayısıyla bu yöntemin yaptırım gücü zayıflıyor.

- Bölgeye hizmet götürülmemesi toplumsal zorlamalar getirebilir.

3 - Yerletimi Engelleyici Önlemler

- Rekreasyon alanları ve spor tesislerinin yapılması.

Büyük yetil alan gerektiren tesisler (Golf, binicilik)

Yöntemdeki olası zorluklar:

Mülkiyet durumunun genelde özel mülk olması, kamulaştırmada sorun yaratabilecektir.

Bugünkü politik ve ekonomik yapı tüm bu önlem seçeneklerin uygulanabilirli?ini zorlaştırmakta, hatta olanaksızlaştırmaktadır. Yasal açıdan havzalarda tam yetkili bir kurumun olmaması da (veya çok fazla kurumun olması) denetim açısından boşluklar doğurmaktadır. Ayrıca, kurumlararası iletişimsizlik, bürokrasi fazlalığı politik farklılıklar ve bu konuya ayrılan bütçenin yetersiz olması , yasa dışı gelişmeleri denetim dışı bırakmaktadır.

Su toplama havzaları yoğun kentsel baskı altındadır. Makro ölçekte kent suyunun niteliğinin düzelmesi, mikro ölçekte de söz konusu yerleşmelerin standartlarının yükselmesi açısından bu bölgeler ivedilikle ele alınmalıdır.

2560 sayılı İSKİ kuruluş yasası ile içme suyu kaynaklarının kirlenmeye karşı korunması görevi İSKİ Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir. Ancak İSKİ’nin yaptırım gücü yoktur. Yönetmeliklere aykırı bir durum olduğunda yapılması gereken suç işleyeni cezalandırmakla beraber kirlenmeye neden olan etkinliğin durdurulmas olmalıdır. 2560 sayılı yasa buna tam olarak olanak tanımamaktadır. Dolayısıyla sorunun çözümünü salt fiziksel planlamalarda aramak yanlıştır. Sorunun yasal boyutunun irdelemesi ve fiziksel planın uygulanabilirliğinin yasal çerçeve ile sağlamlaştırılması gerekmektedir.

Su toplama havzalarında geçerli olacak yeni bir yönetmelik 26.12.1995 tarihinde onaylanarak yürürlü?e girmiştir. İSKİ yönetmeliği su kaynaklarını kirlenmeye karşy korunması yönünde geliştirilmelidir. Kabul edilen yönetmelik yerleşim durumu ve yoğunluklarla ilgili ayrıntılara girerek hedefinden uzaklaşmıştır. Yerleşim durumu ve yoğunluklar konusunda su kaynağının kirlenmesi açısından kabul edilebilirlik sınırları dışındaki değerler planlara bırakılmalıdır.

Havzalarda yerleşik durumda olan nüfusun mağdur olmaması için geliştirilen bu yönetmelik uygulandığı takdirde yaklaşık 5.000.000 nüfus havzalarda yerleşmiş olacaktır. (Mevcut nüfus ~ 700.000 - 800.000)

Birbirine yakın zamanlarda onanan İSKİ yönetmeliği ile 1/50.000 ölçekli Nazım Planın müellifleri genel anlamda Büyükşehir Belediyesidir. Ancak ana strateji bakımdan yönetmelik ve plan birbirine ters düşmektedir. Yönetmelik uygulandığı takdirde Nazım Planın nüfus hedefi sapacaktır.

Yönetmelik eki olarak "Yerleşik Alanları Gösterir Paftadan" söz edilmektedir. Ancak bu sınırların belirlenmesinde izlenen yöntem ile ilgili kuşkularımız bulunmaktadır. Yerleşik alan sınırları beldelerden gelen baskılar sonucunda genişlemektedir. Yönetmelikten kaynaklanan sorunların yok edilmesi amacıyla bu yönetmelik yeniden gözden geçirilmeli veya bir an önce plan aşamasına geçilmelidir.

Su toplama havzalarının bütünlüğünün güncel haritalarının (kadastral durum işli) olması gerekmektedir. Bu haritalar yerleşik alanlarda 1/1.000 ölçek ayrıntısında olmalıdır. Ayrıca bu alanlarda mülkiyet durumu belirlenmeli ve paftalara işlenmelidir. (Orman alanlarnda özel-devlet ayrımı dahil olmak üzere)

Bu aşamalar tamamlandığında kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki seçenek karşımıza çıkmaktadır.

 

KISA VADELİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Su toplama havzaları 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Plan genel hedefleri doğrultusunda hazırlanacak olan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni ve 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planları ile ivedilikle ele alınmalıdır.

Belde ve İlçe Belediyeler su toplama havza alanlarına giren alanlardaki mevcut planlarını dondurmalıdır. 1/25.000 ölçekli planlar yapılıncaya kadar yönetmelik do?rultusunda uygulama yapmalıdırlar.

1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli plan sınırlarının yapılacak bir ön çalışma sonucunda öncelikle belirlenmesi gereklidir. 1/25.000 ölçekli plan çalışması devam ederken gerekli görülen geri dönüşlerle 1/5.000 plan sınırlarının netleşmesi sağlanacaktır. Plan sınırlarının ilçe ve beldeler özelinde değil havzalar genelinde olması gerekmektedir. (Elmalı-Ömerli, Alibeyköy-Sazlıdere) Plan bütünlüğü açısından özellikle 1/25.000 plan sınırının coğrafi bir eşik olan havza sınırı olması gerekmektedir.

1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları sonuçlanıncaya kadar mevcut yönetmelik koşulları zorunlu olarak geçerli olacaktır. Ancak plan onandıktan sonra, plan yasal olarak yönetmeliğin üstünde olduğundan plan koşulları geçerlidir. Plan notlarında söz edilmeyen konularda yönetmelik geçerli olacaktır.

1/25.000 ölçekli planlar tamamlandıktan sonra daha kapsamlı 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planları hazırlanacaktır. 1/5.000 Nazım İmar Planları İlçe ve Belde Belediyelerin hazırlayacakları 1/1.000 Uygulama İmar Planlarına temel oluşturacaklardır. Belde ve İlçe Belediyelerinin 1/1.000 ölçekli planları İSKİ ve Büyükşehir Belediyesi'nden onay alınmadan uygulamaya geçilmemelidir.

Bugüne kadarki çalışmalar sonucunda ortaya çıkan önemli bir sonuç, su toplama havzalarının önemli bir bölümünde büyük boşlukların olduğu, bu boşlukların dışında yapı adası özelinde boşluk oranın yüksek olduğu ve son olarak da mevcut binaların birçok katının boş olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla yerleşmeler şu anki nüfuslarının çok üzerindeki nüfusları emebilecek potansiyele sahiptir.

Güncel haritalar ve hava fotoğrafları yardımıyla ve arazi çalışması sonucunda 1/5.000 ölçeğinde arazi kullanımı belirlenmelidir. Ayrıca bina yo?unluklarına göre de yoğunluk bölgeleri ortaya çıkartılmalıdır. Arazi kullanım çalışması sonucunda yerleşimin dış sınırı belirlenmelidir. Yerleşimin en son ulaştığı noktaların birleşmesi ile oluşan yerleşim lekeleri arasında büyük boşluklar olduğu gibi her yerleşimin üzerinde ada ölçeğinde de boşluklar ortaya çıkacaktır. Yerleşim lekeleri arasında kalan boşluklar en yoğun komşu yoğunluk bölgesinin yoğunluğuna erişeceği varsayımından yola çıkarak bölgelerin taşıyabileceği nüfus hesaplanacaktır.

Çalışma alanı bir “koruma alanı” olduğundan varolan eğilim doğrultusunda hesaplanacak nüfus projeksiyonuna göre plan yapmak yerine öncelikle bölgenin bugün itibariyle (belirlenen dış sınır itibariyle) taşıyabileceği nüfusu bulmak ve bu nüfus artışının mevcut yerleşim lekesi içerisinde kalması sağlanmalıdır. Bölgedeki boşluklar mevcut nüfusun çok üzerinde nüfusu emebilecek potansiyele sahiptirler. Bölgedeki maksimum nüfus bulunduktan sonra yerleşim lekelerinin en dışından geçecek kuşaklama kollektörleri bölgenin atıklarının derelere, dolayısıyla baraj göllerine taşınmasını engelleyecektir. Böylelikle bölgenin maksimum oranda korunması gerçekleşebilecektir.

Yerleşim lekeleri arasında kalan büyük boşluklar potansiyel tehlike içermektedirler. Bu bölgelerin işgale uğramaması açısından işlev vermek ve koruma-kullanma dengesini kurmak zorunluluğu vardır. Bu bölgelirin makro ölçekte kentin, mikro ölçekte de bölgenin rekreasyon gereksinimine yanıt verebilecek alanlar olarak düzenlenmeleri gerekmektedir. Büyük alan gerektiren kentsel rekreasyon alanlarının dışında bu “risk alanlarının” korunması açısından ekonomik getirisi olan işlevler yaratılmalıdır. (Ör: Fidanlık) Bu işlevleri gerçekleştirmek için devlet denetiminde olmak kotulu ile özel sektöre tetvik kredisi verilebilir.

Havzaların tüm kuşaklarında yeni sanayiye izin verilmemeli, mevcutlar bir program dahilinde kirletici olmasalar dahi, uzaklaştırılmalıdır. (Çekicilik yaratmamak nüfus çekmemek açısından)

Havzalarda yapılan plan çalışmalarını kent bütününden soyutlanamaz. Tüm kent bir bütün olarak ele alınmalıdır. Havzalarda kamulaştırma yapılamayan durumlarda arazi sahiplerine havza dışında yer gösterilmelidir.

 

 

UZUN VADELİ ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Atağıdaki protokol,İstanbul Su Toplama Havza Alanlarındaki gelişmenin uzun vadede denetim altına alınması amacıyla hazırlanmıştr.

İSTANBUL SU TOPLAMA HAVZALARINDAKİ PLAN YAPIMI VE DENETLENMESİ

İLE SORUMLU “HAVZA PLANLAMA ÖRGÜTÜ’NÜN” KURULMASI HAKKINDA

P R O T O K O L

MADDE- 1 - KONU

Bu protokol, İstanbul Su Toplama Havza Alanlarının bir bütün olarak ve ivedilikle ele alınmalarının gerekli olduğu ve bu alanlarda yapılacak olan 1/25.000, 1/5.000, 1/1.000 ölçekli plan çalışmalarınnn, Madde 2’de listesi verilen kuruluşların katılımıyla oluşturulacak olan, bağımsız, yeni bir örgüt “Havza Planlama Örgütü” tarafından yapılması gereği ile hazırlanmıştır.

MADDE-2 - TARAFLAR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

İSKİ

İlçe Belediyeler

Belde Belediyeler

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

Orman Bakanlığı

Milli Savunma Bakanlığı

İçişleri Bakanlığı

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı

Çevre Bakanlığı

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

Sağlık Bakanlığı

Türizm Bakanlığı

Başbakanlık-Devlet Planlama Teşkilatı

MADDE-3 - KAPSAM VE ÖZELLİKLER

3.1- İstanbul Su Toplama Alanlarında tek yetkili kurum “Havza Planlama Örgütüdür”

3.2- “Havza Planlama Örgütü”, bağımsız ve kurumlarüstü bir örgüttür. Madde 2’de yeralan kurumların daha sonra belirlenecek katkı payları ve hazineden aktarılacak kaynak örgütü ekonomik açıdan bağımsız duruma getirecektir.

3.3- Örgüt, tüm havzalar genelinde 1/25.000 Çevre Düzeni planlarını yapacaktır ve 1/25.000 ölçekli planlardan sonra, öncelikli alt bölgeler belirlenecek ve 1/5.000 Nazım Planlar ve 1/1.000 Uygulama İmar Planları ivedilikle yapılacaktır.

3.4- Örgüt salt plan yapımından değil planın uygulanmasından da sorumludur.

3.5- Protokol kapsamındaki alanlarda eğer plan notlarında belirtilmemişse, genel olarak ilgili kuruluşların yürürlükteki kanun, tüzük ve yönetmelikleri geçerlidir.

3.6- Plan Örgüt, plan yapıncaya kadar geçen sürede uyulması zorunlu olmak üzere geçici bir yönetmelik hazırlar. Bu yönetmelik 1/25.000 planların onanmasından sonra yürürlükten kalkar.

GERİ