PLANLAMA İLE İLGİLİ YASA ve YÖNETMELİKLERDE VAROLAN 

ÇELİŞKİLER ve BOŞLUKLAR*

 

*Bu yazı "Mali Yönetim ve Denetim" Dergisinin Mayıs-Haziran 2002 tarihli 14. sayısında yayınlanmıştır.

Mehmet ÇAKILCIOĞLU, Dr.Kent Plancısı
Filiz DEVECİ,  Y.Kent Plancısı

Türkiye’de planlama, yönetsel yapımızın merkeziyetçi olmasından dolayı, ülke ölçeğinden başlamakta, bölgelerarası, bölge planları, alt bölge planları şeklinde sıralanmaktadır.

1982 Anayasasının 126. Maddesinde ise “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere, ilçe, bucak ve köylere ayrılır.

Parlemento, Devlet Planlama Teşkilatı, İmar İskan Bakanlığı gibi merkezi kurumlar tarafından belirlenen ulusal amaçlara uygun mekansal planlar yapmak ya da yaptırmak işi belediyeler ve mahalli idarelerin işidir.

1982 Anayasasının 126. Maddesinde ise “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere, iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.

İllerin idaresi, yetki genişliği esasına dayanır.

Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkez idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

Ayrıca 1982 Anayasasının 127. Maddesinde Mahalli İdarelerin tanımı yapılmakta ve “......Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri yerinden yönetim ilkelesine uygun olarak kanunla düzenlenir” denilmektedir. Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.

Türkiye’de imar hareketleri çeşitli yasa ve yönetmeliklerle yönlendirilmektedir ve Planların ölçek hiyerarşileri, yapım yöntemleri gibi benzeri uygulama konuları yasalarla uyumlu olmak durumunda olan yönetmeliklerle belirlenmiştir. Ancak, uygulamada İmar ile ilgili yasa ve yönetmelikler arasında boşluklar ve çelişkili durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu çelişkileri çok kısaca özetlemek istersek;

3194 sayılı İmar yasası’nın 8.Maddesi, Bölge planlarını “sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.” demesine karşın Devlet planlama Teşkilatı’nın bu anlamda bir çalışması bugüne kadar olmamıştır. Buna yönelik bir kadrolaşması da yoktur.

3030 sayılı Büyükşehir Yasası’nın 6b Maddesi “Büyük şehir nazım  imar planlarını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak, ilçe belediyelerinin  nazım plana  uygun olarak hazırlayacakları tatbikat imar planlarını onaylamak ve uygulanmasını  denetlemek” yetkisini Büyükşehir belediyesi’ne vermesine karşın, Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde kalan ve 1580 sayılı Belediyeler Yasası’na kurulan belediyelerin sahip olduğu imar yetkileri ile 3030 sayılı yasa çelişmektedir. 1580 sayılı yasa kapsamında kalan belediyeler Nazım İmar Planlarını kendileri yapmak veya yaptırmak ve kendi meclislerine onaylatmak yetkisine sahiptirler. 3030 sınırlarında kalan bu tür belediyelerin planları 3030 plan sınırları geneli için yapılan planlar ile çelişebilmekte ve üst plan kararlarının uygulanabilirliğini olanaksızlaştırmaktadır.

3194 sayılı İmar Yasası’nda Çevre Düzeni planı’nın tanımı yapılmasına karşın bu planın hangi kurum tarafından yapılacağı belirtilmemiştir. Büyükşehir Belediyeleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nı karşı karşıya getiren bu durum 2.9.1999 onay tarihli “İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin” 10. Madesi’nde Çevre Düzeni Planı’nı “Ülke ve varsa bölge planı kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen, 1/100 000, 1/ 50 000 veya 1/25 000 ölçekte Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca İmar Kanunu çerçevesinde yapılan, yaptırılan ve onaylanan, raporuyla bir bütün olan plandır.” olarak belirtilmiştir.

3194 sayılı yasanın 4.Maddesinde (İstisnalar)  3194 sayılı yasanın özel bir yasa olan 3030 sayılı yasaya aykırı olmayan bölümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. 3030 sayılı yasada 3030 sınırlarında yapılacak genel bir planın yetkisi Büyükşehir Belediyesi’ne verilmesine karşın, 2.9.1999 tarihinde onaylanan Yönetmelik ile bu yetki Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na verilmiştir. 3194 sayılı yasanın bir yönetmeliği olan 2.09.1999 oanaylı yönetmelik kendi yasasına ters düşen bir durum yaratmıştır. Yönetmelik maddesi değişikliği ile Yasa maddesi değişikliği mümkün değildir.

Söz konusu yönetmeliğin 3.Madesinde “Mevzi İmar planları” tanımı yer almaktadır. “Mevcut planların yerleşmiş nüfusa yetersiz kalması veya yeni yerleşim alanlarının kullanıma açılması” durumu zaten Nazım imar Planlarının yapılmasını gerektirecektir. Bu tür plan bütünlüğünden ayrı bir mevzi plan tanımı gereksiz ve yalnıştır.

3194 sayılı yasanın 9.maddesi İmar planlarında Bakanlığın yetkisi’ni tanımlamıştır; Bakanlık gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ile ilgili imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re'sen onaylamaya yetkilidir. Bir kamu hizmetinin görülmesi maksadı ile resmi bina ve tesisler için imar planlarında yer ayrılması veya bu amaçla değişiklik yapılması gerektiği takdirde, Bakanlık, valilik kanalı ile ilgili belediyeye talimat verebilir veya gerekirse imar planının resmi bina ve tesislerle ilgili kısmını re'sen yapar ve onaylar.

Yasa maddesinde sözü edilen durumlar için olumlu görülen bu madde uygulamada büyük sorunlar çıkarmaktadır. (Özellikle oman alanlarında üniversitelere verilmek üzere yapılan plan değişiklikleri). Yapılan bir yönetmelik değişikliği ile “Resmi Bina” tanımı değiştirilerek özel üniversite binaları “Resmi Bina” tanımı içine sokulmuştur. Bu şekilde yasanın bu maddesi işletilmiştir.

Yerel yönetimlerin imar yetkileri ile ilgili olarak; 3194 sayılı yasaya eklenen fıkranın daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin 26.9.1991 tarih ve E:1990/38, K:1991732 sayılı iptal kararında, “3194 sayılı kanunla planlama konusunda yetkilerin merkezle yerinden yönetim birimleri arasında ayrıntılı bir biçimde paylaşıldığı, merkezi yönetime bırakılan yetkilerin İmar Yasası’nın 9. Maddesinde sayılan somut yerlerle sınırlı düzeyde yetkiler olduğu, yerel imar planlarının düzenlenmesinin her aşamasında insan ve yerel ortak  gereksinmelerinin ön planda yer aldığının gözardı edilemeyeceği” belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı ışığında bakıldığında, 3194 sayılı yasanın 9.Maddesindeki ifadelerden, Metropoliten kentlerin, Metropoliten çaptaki planlarının yapımının Büyükşehir Belediyelerinin yetkisinde olduğu ve Bakanlığın bu planlarla sınırlı alanlarda ve belirli konularda tadilatlar getirebileceği anlaşılmaktadır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde 3213 nolu Madencilik Kanunu’na dayanarak özel madecilik bürolarına maden çıkarma izni vermektedir. Maden çıkarım izni için ruhsat il özel idarelerden alınmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından verilen maden çıkarma izni ile Karadeniz Kıyıları’nda varolan kumul, (orman ve çalılıktan oluşan) bitki örtüsü sökülmekte ve yok edilmektedir.Ayrıca maden çıkarımı sırasında oluşan molozların sahil şeridine dökülmeside kıyı sularına zarar vermektedir. Madencilik Yasasının 46. Maddesi madencilik yapılan arazilerin firmalar tarafından restore edilmesi ve ağaçlandırılarak kullanılabilir hale getirilmesini şart koysa da yasamanın yetkili olmamasından dolayı bu şart gerçekleşememiştir. Son zamanlarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları ise kullanılan alanın çok küçük bir bölümünü kapsamaktadır.        

Yukarıda İmar ile ilgili yasa ve yönetmelikler arasında uygulamadan kaynaklanan boşluklar ve çelişkili durumlar verilmeye çalışılmıştır. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak, doğru olan çelişkileri defalarca ortaya koyup çözümsüzlük sürecini uzatmaktansa, ilgili  kurumlar arasında ortak bir paydanın bulunabilmesi, ortak çalışma zemininin oluşturulabilmesidir. Yasa ve yönetmeliklerdeki çelişkili durumları ortadan kaldırmak, özellikle kentlerimizdeki imar sürecinin daha sağlıklı yaşanması sonucunu doğuracaktır.