Sürdürülebilir
Turizm[1]
Mehmet Çakılcıoğlu
Dr. Kent Plancısı
Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde kaynakların korunması ve geliştirilmesi
bulunmaktadır. Kaynakların sürekli olarak, korunarak değerlendirilmeleri, özellikle
yenilebilen kaynakların kendilerini yenileme sınırları aşılmadan kalkınmaya
destek olabilmeleri, çevreyi koruyan kalkınma felsefesinin temelini oluşturur.
Gerek ekonomik büyüme, gerekse teknolojik ve endüstriyel ilerleme 1960’ların
ortalarında eleştrisel bir gözle incelenmeye başlanmıştır. Öncelikle doğal
çevrede duyumsanan olumsuz değişmeler bazı duyarlı bireyler ve gruplarca
belirlenmiş ve ekonomik, teknolojik gelişmeleri planlayan ve gerçekleşmesi için
her türlü çabayı gösteren hükümetlere uyarılar halinde iletilmeye başlanmıştır.
Özellikle çevrecilerin öncü hareketleri, toplum bilimi ve tarih
zenginliklerini inceleyen bilim dallarından gelen eleştirilerle beslenmiştir.
İşte bu dönemde doğal ve insan yapısı çevreye zarar vermeyen teknoloji,
ekonomik büyüme hızı arayışları, baskı gruplarının eylemleri ile
kamuoyuna yayılmıştır. Aynı yayılma turizmde de gerçekleşmiş ve varolan
"Saldırgan Turizm" çeşidinin yerine geçebilecek "Alternatif
Turizm" arayışları başlamıştır.
Uluslararası Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1980 yılında
yayınlanan Dünya Korumacılığı Stratejisi, 1987'deki Brundtland Raporu, dönemin
strateji ve ilke bütünlüğünü oluşturan örgütlü baskı grubu
eylemleridir. Bu ve diğer örgütler Sürdürülebilirlik için;
-Bütüncül
planlama ve strateji geliştirme,
-Temel ekolojik süreçleri koruma,
-İnsan mirasını ve biofarklılığı koruma,
-Verimliliğin uzun bir döneme yayılmasına ve gelecek kuşaklara ulaşmasına
izin veren büyüme modelleri,
-Ekonomik büyüme ile doğal kaynaklar arasında denge,
-Ülkelerarası hakça oluş ile imkanlar arasında denge, gibi ilkeler
belirlemişlerdir.[2]
"Sürdürülebilirlik, bir toplumun, ekosistemin ya da sürekliliği olan
herhangi bir sistemin işlerini kesintisiz, bozulmadan, aşırı kullanımla tüketmeden
ya da sistemin hayati bağı olan ana kaynaklara aşırı yüklenmeden sürdürülebilmesi
yeteneği olarak tanımlanmaktadır."[3]
Ekonomik kalkınmaya koşut olarak gelişen turizmde de "Sürdürülebilirlik"
kavramı tartışılmaya başlanmıştır.
"Turizmin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve bu kavramda gelişmesi;
kavramsal olarak turizme kaynak oluşturan bölgesel veya yerel kültürel ve doğal
değerlerin korunup geliştirilerek çekiciliğinin devamının sağlanması
demektir."[4]
"Sürdürülebilir turizm, insanın etkileşim içinde bulunduğu ya
da bulunmadığı çevrenin bozulmadan veya değiştirilmeden korunarak, kültürel
bütünlüğün, ekolojik süreçlerin, biyolojik çeşitliliğin ve yaşamı sürdüren
sistemlerin idame ettirildiği ve aynı zamanda tüm kaynakların ziyaret edilen
bölgedeki insanların ve turistlerin ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçlarını
doyuracak şekilde ve gelecek nesillerin de aynı ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri
biçimde yönetildiği bir kalkınma şeklidir."[5]
Turizmin, çevreye karşı duyarlı olması gerekliliği, günümüzde klasik
turizm anlayışına göre "Alternatif
Turizm", kitle turizmine göre "Yumuşak
Turizm", çevreye karşı duyarlılığından dolayı "Eko-Turizm",
özelliklerinden dolayı "Bilinçli
Turizm" adları verilen bir turizm biçimini gündeme getirmiştir[6].
Sürdürülebilir bir turizm, insanın ve çevrenin birlikte varlığı
ile olasıdır. Temel yaklaşım, insanın doğal çevre üzerindeki etkisini en
aza indirmek değil, ancak doğal çevrenin insan üzerindeki etkisini en üst
noktaya çıkarabilmektir.
Sürdürülebilir turizmin gelişmesi, doğal alanların korunması,
yenilenmesi ve ekolojik dengenin korunması ile olasıdır. Turizmin kaynağı
olan bu değerlerin korunmaması durumunda, turizmin geleceğinin yerel, bölgesel
ve ülkesel düzeyde bozunuma uğraması kaçınılmazdır.
Yerel yönetimlerin denetimi altında, çevreye saygılı, yapılaşmada
yerel mimari özelliklerin korunmasına, arkeolojik kalıntı ve tarihsel yapıların
özgün ortamla uyumunun bozulmamasına özen gösteren bu turizm biçimi yeni
yapılanma yerine, varolan yapıların yeniden kullanımını özendirir ve yöresel
ekonomik uğraşları korur ve geliştirir. Sürdürülebilir turizmde esas
olan, doğal alanların ve kırsal kesimlerin,
geleceğin turizm alanları olarak, turizmin olumsuz çevresel etkisinden
korunması, günümüz turizmi içinde, turistlerin çevresel sorunları olmayan
ortamlarda, doğa içinde turistik etkinliklere katılmasıdır
Sürdürülebilir Turizm Genel İlkeleri ;
-
Talebe göre değil, arza göre turistik düzenlemelerin yapılması
- Önceliklerin yerel halka verilmesi
- 12 Ay turizm
- Toplu taşıma
- Toplumsal katılım
- Temiz enerji kullanımı
- Eylem durumunda dinlenme
- Gerçek yaşamın sahnelenmesi
- Mevcut yapı stoğunun kullanımı
- Toplumsal ve kültürel kimliğin korunması
-Turizm yatırımlarının esnek, gelişmeye açık ve uzun vadeli olması,
olarak sıralanabilir.
Turizm olayı bilinçli bir dizge içerisinde ele alınmadığından,
konukların talepleri ön plana çıkmış ve zaman içerisinde bu talepler çeşitli
etmenlere göre yönlendirilmek istenmiştir. Yeterli arz potansiyeli ve altyapısı
olmayan etkinliklerin talep dalgalanmalarından etkilenmeleri çok kolaydır.
Uluslararası turizm piyasasında moda olan etkinlikler (bu etkinlik Sürdürülebilir
turizm kapsamına girmiş olsa bile) yeterli arz araştırması yapılmadan
uygulanmak istendiğinden, yarardan
çok zarar getirir. Araştırma bölgesinin
arz ettiği turizm potansiyeli doğrultusunda talep oluşmalı veya oluşturulmalıdır.
Doğal kaynakların zorlanması yerine, bu bölge niteliklerine uyan
kitlenin bölgeye çekilmesi gereklidir.
Turizm yatırımları esnek ve
gelişmeye açık olmalıdır. Turizm sektöründeki dalgalanmalarda atıl
durumda kalmamak ve doğadaki dengenin bozulmaması amacıyla turistik
potansiyel %100 kullanılmamalı, zaman içerisinde birbirini izleyen ve
birbirini tamamlayan işlevler yaşama geçirilmelidir. Her işlevin eklenmesini
izleyen süreç içerisinde özellikle kaynaklar açısından doyum noktasının,
göreceli de olsa ölçülmesi gerekmektedir. Bunun sonucunda yeni işlevlerin
nitelikleri daha net bir biçimde ortaya konabilecek ve uygulanıp-uygulanmama
konusunda karar verilebilecektir.
Turizm, yoğun bir emek sektörü olduğuna göre ve son ürün ancak
insan tarafından sağlanabildiğine göre, turizm kararlarında ve uygulama aşamasında
yerel halka öncelik verilmelidir.
Turistler gittikleri yerin kültürünü
dışlamamalı, aynı zamanda yerel halk da kendi kültürünü tanıtmada
zorlayıcı olmamalıdır. Ev sahipleri konukların yaşadıkları ortamın
benzerini yaratmaya kendilerini zorunlu hissetmemelidir. "Turizm,
evsahipleri üzerinde hoş olmayan ve hiç de önemsiz sayılmayacak baskılar
da yaratabilmektedir. Örnek; Özellikle turlarla gelen büyük grupların dükkanlarda,
pazar yerlerinde, yerel halka göre önceliğe sahip olmaları, cami kilise ve
tapınaklarda ibadet sırasında dolaşmaları, yoğun mevsimde caddeleri, ulaşım
araçlarını doldurmaları ya da turistler yüzünden bazı plajların kullanılmasının
yerel halka yasaklanması gibi olaylar "Xenophobia-Yabancı Korkusu"
denilen bir rahatsızlık yaratmaktadır. Kalabalıklaşma başlıca nedenlerden
biridir. Pazar yerlerinde, caddelerde, dükkanlarda ve rekreasyon alanlarındaki
aşırı kalabalığın meydana getirdiği tıkanıklık yerel halk arasında hoşnutsuzluğu
arttırmaktadır."[7]
"Turizm, yöreye gelişme ve iş olanakları kadar eknomik açıdan
sorunlar da getirebilir. Yerel halk
yüksek yiyecek fiyatları ve yüksek kira ile karşılaşabilir, ya da büyük
kapasiteli turizm yatırımcıları ile yarışma durumunda kalabilirler.
Turizmden geliri olmayan yöre yaşayanları diğerlerine göre ekonomik yönden
marjinal duruma düşebilirler. Çok kazananlar bir süre sonra az çalışmak
gibi bir çelişkinin içine düşebilirler."[8]
Girişimciler, işletmeler, arazi ve arsa sahipleri büyüyen bir turizm
pazarı için uğraşırken, yerel yönetimler, yeterli olmayan yetkileri ve sınırlı
bütçeleriyle büyümeye çalışmaktadırlar.
Turizme yerel açıdan yaklaşılması çeşitli evrensel etkilerin uyumlaştırılmasına
ve bütünleştirilmesine yolaçar. Yerel halk ancak kendilerinin sağladıkları
potansiyelin kendilerine verilmesi ile ayakta durabilir ve turizmin gelişmesine
katkı sağlayabilir. Yerel toplulukların kendi kendilerine yenileyen bir
kaynak ve ağırlama ögesi olabilmesi için turizm planlama ve geliştirme sürecine
katılmaları gerekmektedir. Katılmama durumunda, yerel halkın direnci artacak
ve hoşgörüsü azalacaktır. Yerel halk, yaşadığı bölgenin doğal ve kültürel
değerleri sayesinde ekonomik bir gelir elde ettiği zaman, kısa sürede bu değerlerin
koruyucusu olacaktır. "Kendi kendini geliştiren ve başarısını yaratan
bir endüstri halina getirmek için turizm, yerel halkın karar vermesine ve
yerel kapasitelere dayalı yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak endüstrisi
olarak planlanmalı ve yönetilmelidir."[9]
Turizmin, bir ev sahibi toplum üzerindeki olumsuz toplumsal etkileri şu
şekilde sınıflandırılabilir :
"1-Yerli
halkın, turistler tarafından kullanılan lüks ve ithal mallara talep göstermesinin
ortaya çıkardığı olumsuz durum,
2-
Kumar, fahişelik, alkol ve diğer aşırılıklar gibi istenmeyen işlerin başlaması,
3-Özellikle
turistlerle ev sahipleri arasında çok belirgin ırksal farklılıkların olduğu
yerlerdeki ırksal gerginlikler,
4-Turizm
işinde çalışanlar hesabına bir köleye yakışır tutumun gelişmesi,
5-İşçilerin
rollerinin, her ülkede aynı tip olan uluslararası garson gibi standartlaşması,
6-Yerel
kültürün ziyaretçi tarafından acaip bir adet veya eğlence olarak görülmesi
durumunda, evsahibi halkın kültürel övünçlerinin kaybolması,
7-Çok
fazla turistin varlığı yüzünden, yerel yaşam biçiminde çok hızlı bir
değişme,
8-
Otel ve lokanta işinin karakteristiği olan, kol gücüne dayalı olarak çalışan
ve düşük ücret alan, çok sayıda işçiler."[10]
Sürdürülebilir Turizmde, turistlerin gidecekleri yer ile ilgili olarak
bilgi toplamaları önemli bir yer tutar.
Turistik süreç bu aşamada başlar. Turist, gideceği yerin özellikleri,
toplumsal, ekonomik ve fiziksel yapısı ile ilgili ön bilgilere sahip olmak
zorundadır ki, oradaki ortama tam anlamıyla katılabilsin. Özellikle
toplumsal açılardan rahatsızlıklar çıkmaması için ön bilgilenmesi
zorunludur. "Konuk durumundaki bireyin öztöre ve toplumsal değerler açısından
kendi ülkelerinde, gideceği ülke hakkında yeterince eğitilip
bilgilendirilmesi kaçınılmazdır."[11]
Gerçek anlamda, "Ekolojik Turist", gideceği alanla beraber,
genel ekolojik bilgiye sahip insan
da demektir. Çevresel değerlerin korunmasında gönüllü davanışlarda
bulunurlar. 1994 yılında Nepal’i gezen turistler arasında yapılan bir araştırmada,
turistlerin %60’ını, harcadıkları para, eğer, koruma amaçlı kullanılırsa
%5 veya %10 daha fazla ücret ödemeyi kabul ettikleri sonucu çıkmıştır.[12]
Tek tip turizmin yeraldığı bölgelerde, turizm sezonu birkaç ayda
toplanırken, çok çeşitli etkinliklerin olduğu bölgelerde turizm bütün
bir yıla yayılabilmektedir. Turizm çeşitliliğine
gidilerek, turizmin 12 ay gündemde kalması sağlanmalıdır.
Sürdürülebilir turizim özünde devingenlik ve etkinlik vardır. Eylem
durumunda dinlenme (Örnek:Yürüyüş) önerilmektedir. Doğa
içine yayılmış az yoğun yapılardan oluşan mekanların (Açık mekan ağırlıklı)
oluşturulması gerekmektedir.
Turistik planlamalarda ekonomik çıkarı ön plana çıkaran kısa
vadeli programlar yerine doğaya öncelik veren uzun
vadeli programlar yapmak gerekmektedir. "Gelecekte dünya turizm
hareketinden en karlı çıkacak olanlar doğalarını bozulmadan koruyabilenler
olacaktır."[13]
Sürdürülebilir turizm olayında,
yerine getirilmesi gerekli asgari
sağlık ve konfor sağlamaya yönelik altyapının oluşturulması
gereklidir. Aynı zamanda yerel malzemenin kullanıldığı, yöresel
mimariyi yansıtan mimari ve mevcut
yapı stoğunun kullanılmasına öncelik verilmelidir.
Yerel özelliklerden uzaklaşmadan yapılacak bir yenileme nasıl olur ?[14]
a-Yapısal Yenileme: Varolan yapıların yerel özellikleri korunarak bakım
ve onarımlarının yapılması ve yapı stoğunun fiziksel olarak sağlamlaştırılması
gerekmektedir. Ayrıca yeni yapılacak yatırımlar için mevcut özellikler çerçevesinde
geliştirilmiş, uyarlanmış tasarımlar kullanılmalıdır.
b-İşlevsel Yenileme: Varolan kullanımların konaklama ve yeme, içme
kullanımları ile yenilenmesi ve geliştirilen yeni turizm işlevleri doğrultusunda
sağlıklı bir düzen içinde hizmet vermeyi amaçlayan standartların
benimsenmesi gerekmektedir.
c-Konumsal Yenileme : Turizm
hizmeti verecek yapıların dış çevresiyle olan iletişimi sağlayan ulaşım
haberleşme, kanalizasyon, elektrifikasyon ve su olanaklarının arttırılması
gerekmektedir.
d-Çevresel Yenileme: Günlük kullanım mekanlarının konuklar için
ikincil harcama yaratacak biçimde geliştirilmesi gerekmektedir. (Örnek; El
sanatları satış üniteleri).
e-Ekonomik Yenileme: Turistik mekanın rekreatif etkinliklerinin yanısıra
para harcanacak bir mekan olarak da düzenlenmesi gerekmektedir. Ekonomik bir
yenileme sözkonusudur. Bu ekonomik yenilemenin gene turizm amaçlı
yenilenmelere dönüşümü sağlanmalıdır.
Bu olay gerçekleştiğinde ;
-Bölge
turizmi için eksikliği duyumsanan konaklama tesislerine çözüm bulunur,
-Yerli
ve yabancı
turistin otantik
bir atmosferde
ağırlanma heyecanı duyması
sağlanır,
-Mevcut
çevrenin durağan konumdan çıkarılıp devinim kazanması ve toplumsal, kültürel
ve ekonomik canlılığın doğması sağlanır,
-Koruma
bilincinin yaygınlaşmasını sağlar,
-Bölgede
yaşayan halka, turizm yolu ile yeni kazançların sağlanması ve toplumsal düzeyin
yükselmesini sağlar.
Kitlesel
turizm, turistler için evsahibi ülkede, gerçek ülke yaşamından çok yapay
turistik çekicilikler sunmaktadır. Turistik deneyim, gerçek yaşamdan uzaklaşmaya
neden olmaktadır.
Turistik yaşam içerisinde
toplumsal organizasyon olarak 2 bölge
tanımlanabilir;[15]
a- Ön
Bölge
b- Arka Bölge
"Ön
Bölge" konukların karşılandığı ve servis etkinliklerinin olduğu,
"Arka Bölge" ise ev sahibi grubun iş haricinde kullandığı alandır.
"Ön Bölge"deki davranışlar belirli bir ölçüde yapaydır, gerçek
yaşam "Arka Bölge"de biçimlenmektedir. Sürdürülebilir turizmde
"Arka Bölge"de yeralan etkinliklerin, yani "Gerçek Yaşamın" sahnelenmesi önemlidir.
Sürdürülebilir
turizmin temel ilkelerinden biri de, temiz
enerji kullanımıdır (Güneş, rüzgar, biyomas ve jeotermal enerji )
"Sürdürülebilirlik
kavramı altında ülkemizde planlanan kalkınma hızının gerçekleştirilmesi
ve toplumsal refahın arttırılmasında gerekli olan enerjinin dinamik bir
program içinde alternatif kaynak çeşitliliği içermesi; hem enerji temininde
bir darboğaza girilmemesi hem de enerjinin üretim ve tüketiminde bölgesel şartlara
uygun çevresel etkilerini minimize eden bir seçim yapılması imkanı sağlayacaktır.
Çünkü, enerji kaynakları farklı kirletici etkilere sahip olup bu etkileri
giderici teknolojik iyileştirme imkanları da farklıdır."[16]
"Türkiye’de mevcut yeni ve temiz enerji kaynakları arasında,
yalnız güneş enerjisi ve biyomas ülkenin hemen hemen her yerinde bulunan
kaynaklar durumundadır. Jeotermal, küçük akarsu, rüzgar vb. kaynaklar ise
nispeten yerel niteliktedir.
Yıllardır
sürmekte olan enerji darboğazı içindeki Türkiye’de, bir yandan alışılagelmiş
enerji kaynaklarından tasarruf olanağı yaratacak, diğer yandan odun ve tezek
gibi ticari olmayan enerji kaynaklarının endüstriyel ve tarımsal
kullanım alanına kaydırılmasını sağlayacak güneş enerjisinin en
yararlı şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Kırsal
kesimdeki çoğu uygulamalar (sulama, bina ve sera ısıtma, kullanma, su pompajı,
soğutma gibi) bu karaktere oldukça uygun olduğundan güneş enerjisinin Türkiye’deki
kullanımındaki genel politika, söz konusu enerjiyi öncelikle kırsal kesime
kaydırmak olmalıdır."[17]
"Rüzgar
enerjisi uzun yıllar Türkiye’de yeterince değerlendirilememiş ve yararlanılamamış
bir kaynak durumunda kalmıştır. Mevcut enerji kaynakları ile karşılaştırıldığında,
rüzgar enerjisinin pahalı bir enerji türü olduğu görülmektedir. Ancak bugün
için ekonomik olmayan bu enerji diğer fosil kaynaklı enerji kaynaklarının tükenebilirliği
karşısında avantajlı olmaktadır. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili
ve engebeli olan coğrafi konumu, özellikle deniz kenarlarında ve denize açılan
vadilerin ağızlarında rüzgar enerjisi elde etmeye çok uygundur."[18]
"Jeotermal enerji, yer kabuğunun işletilebilir derinliklerinde olağan dışı
birikmiş olan ısının oluşturduğu bir enerji türüdür ve yenilenebilirliği
ve tükenmezliği nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır."[19]
"Biyomas, yeşil bitkilerin güneş enerjisini fotosentez yolu ile kimyasal
enerjiye dönüştürerek depolanması sonucu oluşan biyolojik kütle ve buna
bağlı olarak organik madde kaynakları olarak tanımlanmaktadır. Organik
madde içeren artıkların mikrobiyolojik yönden değerlendirilmesi, hem çevre
kirliliğine yol açmaması hem de temiz enerji sağlaması yönünden önem taşımaktadır."[20]
"Küçük hidroelektrik santraller yeryüzünde bilinen en eski
elektrik üreten tesislerdir. Elektrik enerjisinin bilinmediği dönemlerde dahi
su gücünden yararlanan küçük çaplı tesislerde su gücü mekanik enerjiye
dönüştürülerek çeşitli işlerde kullanılmaktaydı.
Elektrik
enerjisi üreten büyük ölçekli santrallerin kurulması ve bir şebeke yöntemi
ile elektrik enerjisinin en uzak ve engebeli yörelere kadar bu şekilde taşınması
ile önemlerini kaybetmişlerdir. Ancak küçük hidroelektrik santraller,
elektrik üretiminin yanısıra, yerel başka gereksinmelere de (sulama, içme
ve kullanma suyu gibi) yanıt verebilirler".[21]
Doğalgaz çevre kirliliğine çok fazla yol açmayan bir enerji türüdür.
Ancak, önemli ölçüde dışa bağımlı olunması, şebeke maliyetinin çok yüksek
olması özellikle kırsal alanlarda kullanılmasını zorlaştırmakta ve yerel
enerji kaynakların kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.
|
Yukarıda
açıklanan genel ilkeler doğrultusunda Sürdürülebilir Turizmin amacı
; |
|
|
|
|
|
Ana Amaç - |
Turizm olayını, çevreye, topluma, tarihsel, doğal ve kültürel varlıklara zarar vermeden, bölge ekonomisine ve toplumsal yaşantıya sürekli
katkıda bulunacak biçimde geliştirmek |
|
Alt Amaç 1 - |
Tarihsel, doğal ve kültürel varlıklar ile çevreyi ve toplumu
korumak. |
|
Alt Amaç 2 - |
Tarihsel, doğal ve kültürel varlıkları turizme kazandırmak. |
|
Alt Amaç 3 - |
Turizmi çeşitlendirmek ve mevsimlere yaymak |
|
|
3.1 -
Köy / Çiftlik turizmi |
|
|
3.2 -
Deniz turizmi |
|
|
3.3 -
Dağ turizmi |
|
|
3.4 -
Mağara turizmi |
|
|
3.5 -
Yürüyüş turizmi |
|
|
3.6 -
Yayla turizmi |
|
|
3.7 -
Göl turizmi |
|
|
3.8 -
Nehir turizmi |
|
|
3.9 -
Sanayi turizmi |
|
|
3.10 - Fotoğraf turizmi |
|
|
3.11 - Tarih turizmi |
|
|
3.12 - El sanatları
turizmi |
|
|
3.13 - Alış-veriş
turizmi |
|
|
3.14 - Fuar turizmi Ulusal
ve uluslararası fuarlar, toplantılar |
|
|
3.15 - Yat turizmi |
|
|
3.16 - Kamp
turizmi |
|
|
3.17 - Festival turizmi |
|
|
3.18 - Sportif amaçlı
turizm |
|
|
-
Yapılabilir spor çeşidi sayısını arttırmak |
|
|
-Spor
tesislerinin nitelik ve niceliklerini arttırmak |
|
|
-
Ulusal/uluslararası spor organizasyonu sayısını arttırmak |
|
|
3.19 - Kongre, seminer,
toplantı turizmi |
|
|
3.20- Gençlik
turizmi |
|
|
Gençlikkampları/Gençlik organizasyonları |
|
|
3.21 - Dinsel turizm |
|
|
3.22 - Sağlık ve terapi
turizmi |
|
|
3.23 - Sanat ve kültür
turizmi |
|
|
3.24 - Eğlence turizmi |
|
|
Gösteri merkezi, konser salonu, tiyatro,
sinema |
|
|
3.25 – Dinlenme turizmi |
|
|
Gezi alanları, piknik alanları, parklar, kır kahveleri |
|
Alt Amaç 4 |
Turizm gelirlerini arttırmak |
|
|
4.1- Yerli / yabancı turist sayısını.arttırmak |
|
|
4.2 - Turizm belgeli
konaklama tesisi yatak kapasitesini arttırmak |
|
|
4.3 - Atıl
kapasiteden yararlanmak |
|
|
4.4 - Geceleme
sayısını arttırmak |
|
|
4.5 - Doluluk
oranlarını arttırmak |
|
|
4.6 -Yeme-içme tesislerinin sayısını ve niteliğini arttırmak |
|
Alt Amaç 5 |
Ulaşım olanaklarını kolaylaştırmak |
|
|
5.1 - Havayolu |
|
|
Uçak, helikopter |
|
|
5.2 - Denizyolu |
|
|
Yolcu gemisi, yat, deniz motoru, feribot |
|
|
5.3 - Demiryolu |
|
|
5.4 - Karayolu |
|
|
0tobüs, minibüs, taksi, oto kiralama,
motorsiklet |
|
Alt Amaç 6 |
Altyapı ve hizmet sorunlarını çözmek |
|
|
6.1- Kanalizasyon |
|
|
6.2 -
Temiz su |
|
|
6.3 -
Tuvalet |
|
|
6.4 -
Haberleşme |
|
|
6.5 -
Turizm işaretler |
|
|
6.6 -
Otopark |
|
|
6.7 -
Akaryakıt ve oto hizmetler |
|
|
6.8 -
Yabancı dilde dergi/gazete 6.9 -
Banka/Döviz bürosu |
|
|
6.10 - Turizm danışma |
|
|
6.11 - Turizm zabıtası
|
|
Alt Amaç
7 |
Turizm sektöründeki işgücünün niteliğini ve niceliğini arttırmak |
|
Alt Amaç
8 |
Turizm sektöründeki yatırım olanaklarını geliştirmek |
|
Alt Amaç
9 |
Turizm amaçlı tanıtım ve pazarlama etkinliklerini arttırmak |
|
|
9.1 - Fuar sayısını
arttırmak |
|
|
9.2 - Program, yazı ve
kitap sayısını arttırmak |
|
|
9.3 - Ulusal ve
uluslararası kuruluşlarla .işbirliğinde bulunmaktır. |
|
|
|
|
|
|
[1] ÇAKILCIOĞLU, Mehmet, Sürdürülebilir Turizme Yönelik Bir Yöntem Önerisi, Doğu Karadeniz/ Trabzon İli Özelinde Bir İrdeleme, Doktora Tezi, MSÜ, İstanbul, 1996, s.27
[2] HİMMETOĞLU, Bülent,
“Sürdürülebilir Turizmi Gerçekleştirme Yolları”, Sürdürülebilir Turizm; Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, 19.Dünya Şehircilik Günü Kollokyumu, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1996, s.64.
[3] KARAMAN, Aykut,
“Sürdürülebilir Turizm Planlaması İçin Ekolojik Bir Çerçeve”, Sürdürülebilir Turizm; Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, 19.Dünya Şehircilik Günü Kollokyumu, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1996, s.102.
[4]ÇUBUK,Mehmet,
“Sürdürülebilir Turizm; Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım”, 19.Dünya Şehircilik Günü Kollokyumu, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1996, s.20.
[5]DİNÇER,İlksen,
“Sürdürülebilir Turizmin Hayata Geçirilmesi İçin Aktive Olması Gereken Dinamiklerve İşlevleri-Model Çalışması, Sürdürülebilir Turizm; Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, 19.Dünya Şehircilik Günü Kollokyumu, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1996, s.342.
[6]DOĞANER,Suna
“Köyceğiz-Dalyan Çevresinde Eko-Turizm”,Türkiye Kalkınma Bankası, Turizm Yıllığı 1994, Ankara, 1995, s.94
[7]ÖZGÜÇ,Nazmiye.
“Turizm Coğrafyası “,İstanbul Üniversitesi Yayınları,No:3267,İstanbul,1984 s.106
[8]KARAMAN,Aykut,
“Sürdürülebilir Turizm Planlaması İçin Ekolojik Bir Çerçeve”, Sürdürülebilir Turizm; Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, 19.Dünya Şehircilik Günü Kollokyumu, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1996, s.101.
[9]RIZAOĞLU,Bahattin,
“Yerel Açıdan Turizm Planlaması ve Geliştirilmesi”, Turizm Yıllığı 1993, Türkiye Kalkınma Bankası, Ankara, 1993, s.146.
[10]ÖZDEMİR,Mehmet.
“Turizmin Sosyal Yapı Üzerindeki Tesirleri”, Türkiye Kalkınma Bankası, Turizm Yıllığı 1990,Ankara,1991, s.96
[11]GÜREL, Sümer,
“Turizm-Öztöre-Toplumsal Değerler”, Sürdürülebilir Turizm; Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, 19.Dünya Şehircilik Günü Kollokyumu, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1996, s.142.
[12]AYALA,Hana.,
“Resort Ecotourism: A Paradigm for the 21st. Century”, Cornell Hotel and Restaurant Administration Quarterly “, Ekim 1996, Sayı 37, New York, s.50
[13]ÇETİN, İhsan
“Doğu Karadeniz Bölgesi Turizmi”, Doğu Karadeniz Turizmi, Konferans, Turizm Bak.,Turizm Eğitimi Genel Müd Ankara, s. 21.
[14]DUYGULUER,Feridun.
“ Karadeniz Bölgesinde Yaratıcı Pazarlama Teknikleri “, Kültür ve Turizm Bak. Tanıtma ve Pazarlama Genel Müdürlüğü, Ankara,1989, s.26.
[15] a.g.e. s.7
[16] AKALIN,Melih,
“Enerji, Yeni Kaynaklar ve Sürdürülebilirlik”, Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı, Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Yayını, Ankara, 1990, s.173.
[17] “Türkiye’nin Yeni ve Temiz Enerji Kaynakları “,Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Yayınları, Ankara,1984, s.73.
[18]a.g.e.,s.94.
[19]a.g.e.,s.97.
[20]a.g.e.,s.113
[21]a.g.e.,s.138.