Dr. Kent Plancısı
Büyük insan kitlelerinin kısa zamanda ve ucuz olarak yolculuk
edebilmeleriyle, turizm çağımızda üzerinde en çok durulan önemli bir olay
durumuna gelmiştir. Gerek ülkeler içinde gerek ülkeler arasında,
büyük insan kitleleri, dinlenmek ya da yeni bir yer görmek, yeni bir
deneyim kazanmak amacıyla yolculuk etmekte; bu olay, insan yaşamı ve ruhsal
durumu üzerinde önemli sonuçlara ve değişmelere yol açmaktadır.
Çağımızın bir simgesi durumuna gelen turizm olayının en belirgin
özelliği, insan davranışlarıyla ilgili olmasıdır. Turizm olayı,
bireyleri ve toplulukları kapsayan bir olaydır. Ortaya çıkışını ve gelişmesini
hazırlayan etmenlerin başında, insanların
biyolojik ve psikolojik özellikleri ile toplumsal yaşamdaki değişimler başta
gelmektedir. Turizm, insan davranışlarından kaynaklandığı gibi, insan yaşamı
ve davranışları üzerinde önemli değişikliklere neden olabilmektedir. Özellikle
turistik ortamın kaçınılmaz gerilimlerine uyum sağlayabilmek için
bireylerin geliştirdiği davranışlar, turistik deneyimin insanların
düşünce yapısı üzerindeki etkileri, turistlerin ve yerli halkın
davranışları ve yaşama biçiminde oluşturduğu değişiklikler, bunlar arasında
sayılabilir.
Turizm hareketleri insanlık kadar eski olmakla birlikte,
1.Dünya Savaşı'ndan sonra bir yığın hareketi niteliği kazanmıştır.
Büyük insan yığınlarının turizm hareketine katılmasını sağlayan başlıca
etmenler arasında, teknolojik gelişmeler sonucunda çalışma dışındaki
zamanın artması, çalışma süresinin kısalması, erken emeklilik,
teknolojik gelişmeler sonucunda daha hızlı, konforlu, güvenli ve ucuz ulaşım
araçlarının ortaya çıkması, ekonomik gelişme sonucunda orta sınıfların
toplum içindeki oranlarının artması ve gelir düzeylerinin yükselmesi,
ekonomik gelişmeler ve işçi
hareketleri sonucunda, çalışanların, ücretlerinin
yükselmesi ve ücretli tatil olanakları sağlaması iletişim teknolojisindeki
gelişmeler sonucunda insanların içinde yaşadıkları dünya konusunda bilgi
ve ilgilerinin artması, insanların kendi yaşadıkları bölgenin dışındaki
nesnelere karşı genel bir ilgi geliştirmeleri, sanayi toplumunda çalışma
konusundaki değerlerin değişmesi, yaşamın değer ve öneminin iş dışında
aranması ve turizmin insanı yenileyici ve geliştirici, yaşama anlam veren
bir etkinlik olarak değer kazanması sayılabilir.
"Turistik hareketler büyük ölçüde psikolojik etmenlerden
kaynaklanmakta ve biçimlenmektedir. İnsanların yolculuk etme yönünde güdülenmesi
ve belirli bir seçenek üzerinde karar vermeleri önemli ölçüde psikolojik
bir süreçtir. Ayrıca yolculuk sırasında bireylerin düşünme yapısında
ve tutumlarında oluşan değişmeler, bunların davranışlar üzerindeki
etkileri, yolculuk ve tatil yaşamının gerginlik ve güçlüklerine uyum
yapabilmek için insanların geliştirdiği tepkiler, turizmin, turistler ve
yerli halkın ruhsal durumu ve davranışları üzerindeki etkileri büyük ölçüde
psikoloji ile bağıntılıdır." [2]
Turistik yaşam biçiminin özellikleri de turist için bir gerilim kaynağı olabilmektedir. Turistik etkinlikler, bu etkinliklere katılanlara bir yenilik duygusu ve bundan kaynaklanan tazelik ve çoşku sağlar. Turistik yaşam biçiminin içerdiği bu yenilik durumu, bazen doyum bazen de gerilim kaynağı olabilir. Olağan günlük davranışlardan ve yaşam biçiminden sürekli değişim ve devinim içeren bir yaşam biçimine geçmek, turistin ruhsal gerilimlerini azaltarak büyük bir rahatlama ve mutluluk duymasını sağlayabilir. Öte yandan, sürekli yenilik durumu, turisti sürekli olarak yeni kararlar ve seçimlere karşı karşıya bırakabilir, bu da turist için bir gerilim kaynağı olabilir. Turist, bir yerde ne kadar kalacağına, ne göreceğine, çeşitli etkinlikleri hangi zamanlarda planlayacağına, nerede yiyeceğine, nerede alışveriş yapacağına, ne satın alacağına, daha sonra nereye gidileceğine karar vermek zorunda kalabilir. Vermek zorunda olduğu karardaki bu büyük yorgunluk bunların uzun dönemde pek önemli olmadıklarını bilmesine karşılık, bir araya geldiklerinde onun üzerinde dayanılmaz bir yük oluşturabilirler. Öte yandan, yeniliğin neden olduğu temel ruhsal gerginlik, büyük ölçüde güvensizlik ve yabancılık duygularından kaynaklanmaktadır.
Turistik yaşam, iki karşıt duygunun işleyişine göre biçimlenmektedir.
Turist bir yandan heyecan aramakta, öte yandan yeni bir çevrede kendini güvensiz
ve yabancı hissetmektedir. Turist yeni yiyecekler tatmak, kendi ülkesinden
farklı insanlarla tanışmak, yeni ve kendine garip gelen yerleri ziyaret etmek
isteyebilir. Yeni şeyler öğrenme isteğinin bir belirtisi olan böyle bir kaçış
ya da ortam değiştirme, güven içinde olma ve bilinmezliği en aza indirme
isteğiyle dengelenmektedir. Turist, bilgi sahibi olmadığı toplumsal yapılardan
korkmakta, ülkenin dilini bilmemesi nedeniyle rahatsızlık duymakta, tam
olarak anlayamadığı yerlilerle bir araya gelmekte isteksizlik göstermektedir.
Turistin başta gelen sorunu, bu yabancı ortama uyum sağlayabilmek için
onu yeterli düzeyde anlaşılır ve tanıdık duruma getirmektir. Turistlerin
sorunlarının incelenmesi, genel olarak yeni ve yabancı ortamlarda insan
davranışlarının anlaşılmasına yardım edebilir. Böyle bir ortamda karşılaşan
insanların tepkilerinin bir ölçüde öngörülemez olması ve yalnış anlaşılma
olasılığının yüksek olması, özellikle turist için sorun yaratmaktadır.
Çevre ne kadar yabancı ise, hata kaynaklarını belirtmek de o kadar güç
olmaktadır. Yabancı ortama uyum sağlayabilmek için turistlerin kullandıkları
düzeneklerden biri, turistle birlikte tanıdık bir "Çevresel Balon'un"
taşınmasıdır[3].
Özellikle yeni ortamı çok tehdit edici bulan kitle turistlerin, turizm endüstrisinin
kendileri için yarattığı ve kendi ülkelerindekine çok benzeyen
yapay bir çevrenin dışına çıkmak istememektedirler.
Turistlerle yerliler arasındaki ilişkiler, tarihsel, toplumsal ve kültürel
etmenlerin yanında ruhsal etmenlerden de etkilenmektedirler. Turistlerle
yerliler arasındaki özellikle uyumsuzluk ve çatışma içeren ilişkilerin
altında yatan psikolojik etmenlerin ortaya çıkarılması, bu ilişkilerin
uyumlu ve doyum verici bir duruma getirilmesi için büyük önem taşımaktadır.
Turistik ortamın içerdiği geçicilik, turistlere yönelik suçların
artmasına neden olmaktadır. Bir ülkede kısa bir süre kalan turist, kendine
karşı bir suç işlendiğinde, ülkeden ayrılacağı için yasal yollara başvuramamaktadır.
Bu konuda turistlerin birbirini uyarması da olası değildir. Çünkü, turist
kümeleri arasında etkili bir iletişim olanağı bulunmamaktadır. Turistlere
yönelik saldırılar, turistlerin uygun olmayan davranışlarından da
kaynaklanmaktadır. Turistler, turist kabul eden ülkelerin değer ve kurallarına
ters düştüklerinde, sürtüşmeler, olumsuz tepkiler ortaya çıkmakta, eğer
turist içine girdiği çevrenin kendine özgü niteliklerini farketmezse, çeşitli
tepkilere, baskı ve saldırılarla karşılaşabilmektedir.
Yerli halkın turistlere karşı tutumu her zaman olumsuz bir nitelik taşımaz.
Böyle bir olumlu tutum, özellikle dil engelinin bulunmadığı, yerli halkın
kültür ve eğitim düzeyinin yüksek olduğu ve yabancılara karşı
konukseverlik geleneğinin bulunduğu toplumlarda görülmektedir.
[1] ÇAKILCIOĞLU, Mehmet, Sürdürülebilir Turizme Yönelik Bir Yöntem Önerisi, Doğu Karadeniz/ Trabzon İli Özelinde Bir İrdeleme, Doktora Tezi, MSÜ, İstanbul, 1996, s.17
[2] DOĞAN, Hasan
“Turizm Psikolojisinin Günümüzdeki Durumu”, TC Turizm Bankası Aş, Turizm Yıllığı 1985, Ankara, 1986, s.151
[3] a.g.e. s.151