Turizm Psikolojisi[1]

Mehmet Çakılcıoğlu

Dr. Kent Plancısı

  

            Büyük insan kitlelerinin kısa zamanda ve ucuz olarak yolculuk edebilmeleriyle, turizm çağımızda üzerinde en çok durulan önemli bir olay durumuna gelmiştir. Gerek ülkeler içinde gerek ülkeler arasında,  büyük insan kitleleri, dinlenmek ya da yeni bir yer görmek, yeni bir deneyim kazanmak amacıyla yolculuk etmekte; bu olay, insan yaşamı ve ruhsal durumu üzerinde önemli sonuçlara ve değişmelere yol açmaktadır.

 

            Çağımızın bir simgesi durumuna gelen turizm olayının en belirgin özelliği, insan davranışlarıyla ilgili olmasıdır. Turizm olayı, bireyleri ve toplulukları kapsayan bir olaydır. Ortaya çıkışını ve gelişmesini hazırlayan etmenlerin başında,  insanların biyolojik ve psikolojik özellikleri ile toplumsal yaşamdaki değişimler başta gelmektedir. Turizm, insan davranışlarından kaynaklandığı gibi, insan yaşamı ve davranışları üzerinde önemli değişikliklere neden olabilmektedir. Özellikle turistik ortamın kaçınılmaz gerilimlerine uyum sağlayabilmek için bireylerin geliştirdiği davranışlar, turistik deneyimin insanların  düşünce yapısı üzerindeki etkileri, turistlerin ve yerli halkın davranışları ve yaşama biçiminde oluşturduğu değişiklikler, bunlar arasında sayılabilir.

 

            Turizm hareketleri insanlık kadar eski olmakla birlikte,  1.Dünya Savaşı'ndan sonra bir yığın hareketi niteliği kazanmıştır. Büyük insan yığınlarının turizm hareketine katılmasını sağlayan başlıca etmenler arasında, teknolojik gelişmeler sonucunda çalışma dışındaki zamanın artması, çalışma süresinin kısalması, erken emeklilik, teknolojik gelişmeler sonucunda daha hızlı, konforlu, güvenli ve ucuz ulaşım araçlarının ortaya çıkması, ekonomik gelişme sonucunda orta sınıfların toplum içindeki oranlarının artması ve gelir düzeylerinin yükselmesi, ekonomik  gelişmeler ve işçi hareketleri sonucunda, çalışanların,  ücretlerinin yükselmesi ve ücretli tatil olanakları sağlaması iletişim teknolojisindeki gelişmeler sonucunda insanların içinde yaşadıkları dünya konusunda bilgi ve ilgilerinin artması, insanların kendi yaşadıkları bölgenin dışındaki nesnelere karşı genel bir ilgi geliştirmeleri, sanayi toplumunda çalışma konusundaki değerlerin değişmesi, yaşamın değer ve öneminin iş dışında aranması ve turizmin insanı yenileyici ve geliştirici, yaşama anlam veren bir etkinlik olarak değer kazanması sayılabilir.

 

            "Turistik hareketler büyük ölçüde psikolojik etmenlerden kaynaklanmakta ve biçimlenmektedir. İnsanların yolculuk etme yönünde güdülenmesi ve belirli bir seçenek üzerinde karar vermeleri önemli ölçüde psikolojik bir süreçtir. Ayrıca yolculuk sırasında bireylerin düşünme yapısında ve tutumlarında oluşan değişmeler, bunların davranışlar üzerindeki etkileri, yolculuk ve tatil yaşamının gerginlik ve güçlüklerine uyum yapabilmek için insanların geliştirdiği tepkiler, turizmin, turistler ve yerli halkın ruhsal durumu ve davranışları üzerindeki etkileri büyük ölçüde psikoloji ile bağıntılıdır." [2]

 

            Turistik yaşam biçiminin özellikleri de turist için bir gerilim kaynağı olabilmektedir. Turistik etkinlikler, bu etkinliklere katılanlara bir yenilik duygusu ve bundan kaynaklanan tazelik ve çoşku sağlar. Turistik yaşam biçiminin içerdiği bu yenilik durumu, bazen doyum bazen de gerilim kaynağı olabilir. Olağan günlük davranışlardan ve yaşam biçiminden sürekli değişim ve devinim içeren bir yaşam biçimine geçmek, turistin ruhsal gerilimlerini azaltarak büyük bir rahatlama ve mutluluk duymasını sağlayabilir. Öte yandan,  sürekli yenilik durumu, turisti sürekli olarak yeni kararlar ve seçimlere karşı karşıya bırakabilir, bu da turist için bir gerilim kaynağı olabilir. Turist, bir yerde ne kadar kalacağına, ne göreceğine, çeşitli etkinlikleri hangi zamanlarda planlayacağına, nerede yiyeceğine, nerede alışveriş yapacağına, ne satın alacağına, daha sonra nereye gidileceğine karar vermek zorunda kalabilir. Vermek zorunda olduğu karardaki bu büyük yorgunluk bunların uzun dönemde pek önemli olmadıklarını bilmesine karşılık, bir araya geldiklerinde onun üzerinde dayanılmaz bir yük oluşturabilirler. Öte yandan, yeniliğin  neden olduğu temel ruhsal gerginlik, büyük ölçüde güvensizlik ve yabancılık duygularından kaynaklanmaktadır.

 

            Turistik yaşam, iki karşıt duygunun işleyişine göre biçimlenmektedir. Turist bir yandan heyecan aramakta, öte yandan yeni bir çevrede kendini güvensiz ve yabancı hissetmektedir. Turist yeni yiyecekler tatmak, kendi ülkesinden farklı insanlarla tanışmak, yeni ve kendine garip gelen yerleri ziyaret etmek isteyebilir. Yeni şeyler öğrenme isteğinin bir belirtisi olan böyle bir kaçış ya da ortam değiştirme, güven içinde olma ve bilinmezliği en aza indirme isteğiyle dengelenmektedir. Turist, bilgi sahibi olmadığı toplumsal yapılardan korkmakta, ülkenin dilini bilmemesi nedeniyle rahatsızlık duymakta, tam olarak anlayamadığı yerlilerle bir araya gelmekte isteksizlik göstermektedir.

 

            Turistin başta gelen sorunu, bu yabancı ortama uyum sağlayabilmek için onu yeterli düzeyde anlaşılır ve tanıdık duruma getirmektir. Turistlerin sorunlarının incelenmesi, genel olarak yeni ve yabancı ortamlarda insan davranışlarının anlaşılmasına yardım edebilir. Böyle bir ortamda karşılaşan insanların tepkilerinin bir ölçüde öngörülemez olması ve yalnış anlaşılma olasılığının yüksek olması, özellikle turist için sorun yaratmaktadır. Çevre ne kadar yabancı ise, hata kaynaklarını belirtmek de o kadar güç olmaktadır. Yabancı ortama uyum sağlayabilmek için turistlerin kullandıkları düzeneklerden biri, turistle birlikte tanıdık bir "Çevresel Balon'un" taşınmasıdır[3]. Özellikle yeni ortamı çok tehdit edici bulan kitle turistlerin, turizm endüstrisinin kendileri için yarattığı ve kendi ülkelerindekine çok benzeyen  yapay bir çevrenin dışına çıkmak istememektedirler.

 

            Turistlerle yerliler arasındaki ilişkiler, tarihsel, toplumsal ve kültürel etmenlerin yanında ruhsal etmenlerden de etkilenmektedirler. Turistlerle yerliler arasındaki özellikle uyumsuzluk ve çatışma içeren ilişkilerin altında yatan psikolojik etmenlerin ortaya çıkarılması, bu ilişkilerin uyumlu ve doyum verici bir duruma getirilmesi için büyük önem taşımaktadır.

 

            Turistik ortamın içerdiği geçicilik, turistlere yönelik suçların artmasına neden olmaktadır. Bir ülkede kısa bir süre kalan turist, kendine karşı bir suç işlendiğinde, ülkeden ayrılacağı için yasal yollara başvuramamaktadır. Bu konuda turistlerin birbirini uyarması da olası değildir. Çünkü, turist kümeleri arasında etkili bir iletişim olanağı bulunmamaktadır. Turistlere yönelik saldırılar, turistlerin uygun olmayan davranışlarından da kaynaklanmaktadır. Turistler, turist kabul eden ülkelerin değer ve kurallarına ters düştüklerinde, sürtüşmeler, olumsuz tepkiler ortaya çıkmakta, eğer turist içine girdiği çevrenin kendine özgü niteliklerini farketmezse, çeşitli tepkilere, baskı ve saldırılarla karşılaşabilmektedir.

 

            Yerli halkın turistlere karşı tutumu her zaman olumsuz bir nitelik taşımaz. Böyle bir olumlu tutum, özellikle dil engelinin bulunmadığı, yerli halkın kültür ve eğitim düzeyinin yüksek olduğu ve yabancılara karşı konukseverlik geleneğinin bulunduğu toplumlarda görülmektedir.

 



[1] ÇAKILCIOĞLU, Mehmet, Sürdürülebilir Turizme Yönelik Bir Yöntem Önerisi, Doğu Karadeniz/ Trabzon İli Özelinde Bir İrdeleme, Doktora Tezi, MSÜ, İstanbul, 1996, s.17

[2] DOĞAN, Hasan

“Turizm Psikolojisinin Günümüzdeki Durumu”, TC Turizm Bankası Aş, Turizm Yıllığı 1985, Ankara, 1986,  s.151

[3] a.g.e. s.151