AVRUPA
İLE UYUMLANMADA SAĞLIKLI KENT YAPISI VE BURSA ÖRNEĞİ
HEALTY
CITY CONCEPT WITH ENTEGRATION EUROPE: BURSA EXPERIENCE
Murat
ÖZYABA*
*
Öğr.Gör. Dr., Uludağ Üniversitesi Müh.-Mim. Fak. Mimarlık Bölümü
ÖZET
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Sağlıklı Şehirler
Projesi, uzun süreli uluslar arası gelişme projesi olup, Avrupa’daki
karar vericilerin “Kentsel Sağlık” konusunu gündemlerinin 1. maddesi
olarak almalarını, stratejilerinin “Yerel Gündem 21” çerçevesinde ve
“Herkes İçin Sağlık” hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir
etkinlikler çerçevesinde nitelendirmelerini hedeflemektedir. Proje,
kentlerde çalışan ve yaşayanların fiziksel ve sosyal ortamlarını iyileştirme
yönünde etkinlikte bulunmak için yerel düzeyde karar vericileri ve ilgili
kuruluşları aktive etmeyi amaçlar.
Türkiye’de “Sağlıklı Şehirler Projesi” çalışmaları
1993 yılında başlamıştır. Bursa Büyükşehir Belediyesi, bu proje
kapsamına girmek için 1995 yılında başvurmuş ve 2000 yılında kabul
edilen tek Türk yerel yönetimidir.
Araştırmada, “Sağlıklı Şehirler Projesi”
kapsamındaki tanımlayıcılar belirlendikten sonra Bursa metropol yerleşme
ölçüsündeki kentsel sağlık sorunları ve 2000 yılından sonra yapılan
çalışmalar aktarılacaktır. Metropol ölçeğinde yapılan sorgulamalarda;
nüfus yoğunlaşmaları, arazi rekabeti ve spekülasyonu, kontrollü ya da
kontrolsüz gelişen kent parçalarındaki sağlık ve kentsel çevre koşulları
ile kentin geneline yönelik fiziksel sorunlar ele alınacaktır. Böylece
“Avrupa Şehri” ödülü alan Bursa’nın Avrupa Sağlıklı Şehirler
kavramı içinde, hangi ölçütlerde iyileştirmelere gitmesi gerektiği
ortaya konabilecektir. Avrupa ile bütünleşmede öne çıkan kentsel çevre
dönüşümlerinin niteliği ve niceliksel bileşenleri, diğer kentlere de örnek
olabilecek bir çalışmanın temelini oluşturabilecektir.
Anahtar
Kelimeler:
Avrupa İle Uyumlanma, Sağlıklı Şehirler Projesi, Kent ve Çevre Kalitesi,
Kentsel Dönüşüm.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sağlıklı Şehirler
Projesi, uzun süreli uluslar arası bir gelişme projesidir. Amacı; Gündem
21 çerçevesinde ve Herkes İçin Sağlık hedefleri doğrultusunda oluşturulmuş
stratejiler ile, kentte yaşayan ve çalışan insanların fiziksel ve sosyal
ortamlarını iyileştirici etkinliklerde bulunmak üzere yerel düzeyde karar
vericileri ve ilgili kuruluşları aktive etmek, sağlık konusunu karar
vericilerin gündeminin birinci maddesi haline getirmektir [1].
Sağlıklı Şehirler Projesi bir kentin ne olduğu
ve sağlıklı kentin ne olması gerektiğinden yola çıkar. Yaklaşıma göre
kent, yaşayan, nefes alan, büyüyen, sürekli değişen bir iç dinamiğe
sahip karmaşık bir organizmaya benzetilmektedir. Sağlıklı kent, insanların
en yüksek potansiyellerine ulaşmak için birbirlerine destek olabilecekleri
bir ortam sağlamak amacıyla çevresini geliştirebilen ve kaynaklarını
genişletebilen bir kenttir [2]. Sağlıklı Şehir kavramı sadece bir sonuç
değil, aynı zamanda bir yöntemdir. Sağlıklı şehir sadece belirli bir sağlık
düzeyine ulaşmış kent değil, sağlık bilincine sahip ve onu geliştirmek
için çaba harcayan kenttir. Nitekim herhangi bir kent, var olan sağlık
statüsüne bakılmaksızın Sağlıklı Şehir olabilir, gerekli olan başarmak
için bir yapı ve işleyişe sahip olmak ve sağlık için kesin karar almaktır
[1].
Dünya Sağlık Örgütü “Sağlıklı Şehirler
Projesi”ni uygulamaya koymak ve Avrupa Bölgesindeki kasaba ve kentlerde sağlığı,
çevre ve yaşam koşullarını geliştirme çabasını güçlendirmek için
Şehir Sağlığı Merkezi’ni oluşturmuştur. Bu merkezin üç ana görevi
vardır [3];
1)
Stratejik ve teknik gelişmeyi sağlamak,
2)
Ağ ve kapasite yaratmak,
3)
Yerel etkinlikler için uygulama alanı sağlamak
Bu ana işlevleri doğrultusunda, dünya nüfusunun yarıdan fazlasının kentlerde yaşadığı ve kentleşmenin insan üzerindeki etkilerinin yadsınamayacağı gerçeğinden hareketle, Dünya Sağlık Örgütü Şehir Sağlığı Merkezi, Avrupa’daki karar vericilerin gündeminde en önemli yeri tutmasını amaçladıkları uzun dönemli uluslar arası bir gelişim projesi olarak “Sağlıklı Şehirler Projesi”ni başlatmıştır. Projenin bugüne kadar iki fazı tamamlanmış, üçüncü fazının da sonuna yaklaşılmıştır. 2002 yılı sonunda Hırvatistan’da yapılacak toplantıyla, ilk üç fazın gelişimi değerlendirilecek ve dördüncü faza ilişkin ilke ve hedefler belirlenecektir.
1987-1992 yılları arasını kapsayan 1. Faz döneminin
ana teması; Sağlıklı bir şehir için değişiklikleri yaratacak bir yapılandırmaya
gitmek olarak belirlenmiş, 35 ülkenin Sağlıklı Şehirler Ağına katılımı
gerçekleşmiş ve 1990 yılında Sağlığa Uygun Şehirler-Milan Bildirgesi
yayınlanmıştır [3].
1993-1997 yılları arasını kapsayan 2. Faz döneminin
ana teması; Sağlıklı halk politikaları ve kapsamlı şehir sağlık
planları oluşturmak olarak belirlenmiş, 13’ü 1. Faz’a dahil olmayan 39
kentin katılımıyla sonuçlanmıştır [3].
1998-2002 yılları arasını kapsayan 3. Faz döneminin
ana teması; Sağlıklı şehirler görüşünü geliştirmek, daha fazla
kente yaymak ve kentler arası işbirliğini artırmak olarak belirlenmiş,
“hakkaniyet”, “sağlığın sosyal belirleyicileri” ve “fakirlikle mücadele”,
çalışma planında öne çıkan önemli noktalar olmuştur. Bunun yanında
1998 yılında Atina Sağlıklı Şehirler Konferansında 100’den fazla
Avrupa kentleri Belediye Başkanları tarafından imzalanan Atina Deklerasyonu,
“hakkaniyet”, “sürdürülebilirlik”, “sektörler arası işbirliği”
ve “dayanışma” ilkelerine bağlı bir sağlığı geliştirme programı
uygulanmasını teşvik eden ilkeleri içermektedir [3].
Türkiye’de de 1993 yılından itibaren Sağlık
Bakanlığının öncülüğünde başlayan çalışmalar kapsamında bir çok
kurum, kuruluş ve Belediye ile toplantılar yapılmış, Bursa Büyükşehir
Belediyesi ile Ankara ili Çankaya Belediyesi, 1995 yılında Sağlıklı Şehirler
Ağına katılmak üzere Dünya Sağlık Örgütüne başvurmuşlardır.
Dünya Sağlık Örgütü, 2000 yılı sonuna kadar Türkiye
için 8 Belediye kotası ayırmış ve Temmuz 2000 tarihinde Bursa Büyükşehir
Belediyesinin adaylık başvurusunu kabul etmiştir.
Sağlıklı Şehirler Projesi, Avrupa ile entegrasyon
sürecinde değerlendirilmesi gereken uyum konularından birisi olarak ele alındığında,
toplumsal sağlık, dengeli sosyal gelişim ve kentsel çevrelere ilişkin
gelişme parametrelerini oluşturabilmek için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Dolayısıyla Sağlıklı Şehirler Projesi Ağına
katılan Belediyelerde yürütülecek çalışmaların diğer belediyelere de örnek
olması sağlanarak, sosyal gelişim ve toplum sağlığı ile birlikte yürütülecek
kentsel gelişme stratejileri ortaya çıkarılabilecektir. Böylece planlamanın
çok boyutlu çalışma konularında sağlanacak birliktelik, sağlıklı gelişmeyi
getirebilecektir.
1. SAĞLIK VE SAĞLIKLI ŞEHİR KAVRAMLARI
Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1984 yılında
açıklandığı şekliyle sağlık; “... bir bireyin yada grubun, bir yandan
beklentileri ve güvenlik ihtiyaçlarını gerçekleştirme; diğer yandan ise
çevreyi değiştirme ve onun üstesinden gelme kabiliyetinin derecesidir. Sağlık
bununla birlikte, yaşamak için bir araç değil günlük yaşamın kaynağı
olarak görülür, bu fiziksel kapasitelerin yanı sıra sosyal ve kişisel
kaynakların vurgulandığı pozitif bir kavramdır”[4].
Sağlıklı şehir kavramı her toplumun kültürüne,
geleneklerine, değerlerine göre farklı şekillerde ifade edilir.
Ekonomistlere göre sağlıklı şehir; Kentteki önemli değerleri yenilemek ve
yeni mekanlar yaratmak, şehir plancılarına göre; Kentin ulaşımında, konut
alanlarında, yeşil alanlarında yeni, iyi fiziksel karakterler yaratmak,
sosyologlara göre; Sosyal bütünleşmeyi oluşturmak ve geliştirmek, eğitimcilere
göre; Toplumun gelişmesine olanak sağlamak, epidemolojistlere göre; Sağlık
seviyesini yükseltmek, sağlık koruma plancılarına göre; Hastanelere ve sağlık
servislerine yüksek seviyeli ulaşılabilirliği sağlamak, sokaktaki herhangi
bir insana göre ise; yaşama imkanının sağlanması, ailesinin korunması,
arkadaşları ile görüşebilmesi, yeme-içme ihtiyacını sağlayabilmesi ve
son olarak güvenli ve özgür bir biçimde yaşama eylemlerini gerçekleştirmektir
[4]. Dolayısıyla sağlıklı şehir kavramı, bir çok farklı disiplinleri içinde
barındıran, coğrafya ve kültüre göre farklılaşabilen bir kavramdır.
Evrensel bir tanım birliğine ulaşılamamış olsa
da, sağlıklı şehir kavramını ön planda tutan planlama anlayışını oluşturmak
mümkündür. Bu çerçevede sağlık ve sağlıkla ilgili aktiviteleri bütünleştirerek
ve onun etkilediği tüm ilgili sektörlerle bağlantılı duruma getirerek sağlığı
ilerletmeyi başarmak için yerel olarak tüm çalışmaları içeren “Şehir
Sağlığı Gelişim Planı” yapılabilmektedir.
2. SAĞLIKLI ŞEHİRLER PROJESİ KAPSAMINDA BURSA’DA GERÇEKLEŞTİRİLEN ÇALIŞMALAR
Dünya Sağlık Örgütü tarafından Sağlıklı Şehirler Ağına 2000 yılında katılan Bursa, 3. Faz’da öngörülen hedef ve ilkelere uyum sağlamak için genel çatkı ve uygulama planlarını oluşturmaya başlamıştır. Bu çerçevede 1998-2002 yıllarını (3. Faz) kapsayan “Bursa Şehir Sağlık Gelişim Planı” oluşturulmuş, bununla birlikte şehir sağlığını etkileyen farklı sektörlerdeki yapılanmayı belirleyen 5 yıllık Uygulama Planı tasarlanmıştır. Temelde hakim kılınan görüş; Şehir sağlığını dolaylı ya da dolaysız etkileyen sektörlerin bu yöndeki motivasyonlarını artırarak, belirli bir plan çerçevesinde davranmalarını sağlamaktır.
2.1. ŞEHİR SAĞLIĞINI GELİŞTİRMEK İÇİN BELİRLENEN VİZYON VE STRATEJİK AMAÇLAR
Bursa Şehir Sağlığını geliştirmek için
belirlenen vizyon şöyledir [4];
“Bunları söyleyebileceğimiz çok canlı, yaşam
dolu bir şehir istiyoruz...
* Bursa’daki topluluklar kendi yaşam kalitelerini
etkileyen kararlarda bir bütündürler, kimlik bilincine varırlar ve başarılıdırlar.
Tüm toplumun yer aldığı kendi sağlıklarını nasıl ilerleteceklerine dair
aktif müzakereleri vardır. Farklı toplulukların kendi değerlerini ve görüşlerini
açıklayabilecekleri farklı yönler geliştirirler.
* Sağlık eşitsizlikleri azaltılmıştır ve sağlığın
ölçütleri kendi içindeki üç boyutta (fiziksel, psikolojik ve sosyal) geliştirilmiştir.
Bu gelişimler çok fazla sayıda yerel aktiviteyle motive edilen yetersiz sağlığın
olduğu bu toplumlar içinde en fazladır.
*
Kamu, özel ve gönüllü sektörleri kentli gruplarla birlikte çalışır ve
bu hizmet organları arasındaki sınırı tanımlamak genellikle imkansızdır.
Kamu sektörü organları yapısal kararlılığı yaymanın yollarını bulmuşlardır
ve şimdi toplum gelişim planlarında başarıya ulaşmak için ortak
kaynaklara baş vurmaktadırlar.”
Bu vizyonun ilk söylemine ulaşmak
için Bursa Sağlıklı Şehir girişiminde aşağıdaki stratejik amaçlar geliştirilmiştir;
Halkın
sağlık sorunlarıyla anlamlı ve aktif bir diyalog ile meşgul oldukları
ve bu diyaloğun sonuçlarının etkilerinin kamu organları ve diğerleri
tarafından somut faaliyetlere yansıtılması,
Toplum
kalkınmasının artırılması,
Değişiklik
ve maksimum sağlık potansiyelinin artan beklentilerini gerçekleştirme
yeteneği için yerel kapasitenin oluşturulması.
Vizyonun ikinci söylemine ulaşmak
için Bursa Sağlıklı Şehir girişiminde aşağıdaki stratejik amaçlar geliştirilmiştir;
Toplulukların
ve organizasyonların sağlıklı halk politikaları için desteklenmesi ve
stratejilerin yerel toplulukların planlarını yansıtmasını sağlamak için
sağlığı etkileyen kent çapında yaygın tüm stratejilerin gözden geçirilmesi,
Ortak
değerlerin, ilkelerin ve iyi uygulamaların geliştirilmesi,
Etkin
iletişim ağlarının geliştirilmesi.
Vizyonun üçüncü söylemine ulaşmak
için Bursa Sağlıklı Şehir girişiminde aşağıdaki stratejik amaçlar geliştirilmiştir;
Bütünleşmiş
hizmet dağıtımı ve stratejik gelişim kavramlarının geliştirilmesi,
ulusal ve yerel gündemlerin birbiriyle tutarlı olmasının ortak görüşleri
ve yeni gelişimleri etkilemesinin sağlanması,
İyi
uygulamayı, yaşam kalitesinin ölçüsünü ve toplum yetkilendirme sürecini
kapsayacak bir değerlendirme çatısının geliştirilmesi,
Sağlıkla
ve sosyal politikayla ilgili ortak kararların kabul edilmesi ve ortakça
idare edilen tüm planları yürüten kaynaklar için bir süreç geliştirme
konusunda kamu organları ve diğerleriyle birlikte çalışılması.
Belirlenen vizyon ve vizyonu gerçekleştirmek
için oluşturulan stratejik amaçlar, Sağlıklı Şehirler hareketinin temeli
olan Herkes İçin Sağlık ilkeleri ışığında belirlenmiştir. Bu ilkeler;
sağlık hakkı, sosyal adaleti ve sağlıktaki eşitliği artırmak, ortaklık,
katılım, yetkilendirme, taraftarlık, sorumluluk ve sürdürülebilirlik başlıkları
altında tanımlanmıştır [4].
2.2. ŞEHİR SAĞLIĞI KONUSUNDA
SORUN BELİRLEME AŞAMASI
Şehir Sağlığı Gelişim Planı kapsamında başlatılan çalışmada kent içi hizmetlerde optimizasyonun sağlanması amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi 17 Hizmet Bölgesine ayrılmıştır. İdari sınırların (mahalle sınırları) üzerine oturan Hizmet Bölgesi sınırları, mahallelerin büyüklük, kentsel hizmet kalitesi ve sosyo-ekonomik parametrelerine göre belirlenmiştir. Belirlenen 35 parametrenin 22’si bölgesel, 13’ü kentsel niteliklidir (Bkz. Ek Tablo 1). Plan kapsamında incelenen 17 bölgenin sorun analizleri yapılmış, bölgelerdeki sorunlar arasında benzer niteliktekiler belirlenmiştir. Hedeflenen sağlık koşuları için bu bölge analizleri çalışmaya yön vermede etkili olacaktır. Bölgelerdeki sağlık koşullarının sağlanmasına ilişkin belirlenen ortak özellikler şunlardır [4];
Yapılan çalışma sonucunda her bölgede Mahalle Hizmet Kurulları
oluşturulması ve Belediye bünyesinde de bölgelere hizmet edecek Belediye
içi örgütlenme modelinin oluşturulması gerekmektedir.
Çevre sağlığı açısından bölgelerdeki temizlik sistematiğinin
mevcut durumu yetersizdir. Mevcut olan sistem Toplama-Ayrıştırma-Dağıtma
sistemi olarak ayrı ayrı belirlenerek sağlıklı hale getirilmelidir.
Bölgelerin %95’inde aktif ve pasif yeşil alanın dağılımı
yetersizdir. Özellikle sağlıklaştırılacak alanlar ve merkezi bölgelerde
Yeşil Alan Planlaması yapılmalıdır.
8 Bölgenin dışında eğitim hizmetleri (ilköğretim-lise-anaokulu)
yetersizdir. Eğitim tesislerinin sayısal yeterliliği ve nitelik yükseltimi
sağlanmalıdır.
Kent bütününde kentsel hizmetler anlamında yaşlı bakımevi,
hayvan hastanesi, itfaiye, çöp transfer merkezi, mahrukatçı depoları,
hal alanı, mezarlık, yolcu transfer merkezi, hurda depolama, kongre
merkezi, öğrenci yurdu ve hastane donatı alanlarının “Kent Ana Planı”
çerçevesinde planlaması ve uygulamaları yapılmalıdır.
Sanayi tesislerinin olduğu bölgelerin tamamında ve sanayinin
etkilediği bölgelerde “Sanayi Kirlilik Takip Merkezi”nin kurulması
gerekmektedir.
Ek Tablo 1’de sağlık parametrelerinin 17 bölge için
hangi nitelikte ölçüldüğü görülebilmektedir.
2.3. ŞEHİR SAĞLIĞINA YÖNELİK ÖNCELİKLİ ETKİNLİKLER
Şehir sağlığına yönelik olarak 11 ana başlık altında belirlenen öncelikli etkinlikler, geleceğe ilişkin proje üretmede yardımcı olacak ana çerçeveyi çizmektedir.
2.3.1. ÖRGÜTLENME
Birçok kentte görülebileceği gibi Bursa’da da
sağlık koşullarının yaratılması, hizmetlerin götürülmesi gibi
etkinliklerin sağlanmasında örgütlenme sorununun olduğu tespit edilmiştir.
Dolayısıyla Sağlıklı Şehir Projesi ile Kent Yönetim düzeyinde ve tespit
edilen bölgeler düzeyinde örgütlenmenin ve ilgili kurulların oluşturulmasına
karar verilmiştir. Amaç; “Sağlıklı Şehirler projesi kapsamında, kentin
sorunlarına daha pratik ve ekonomik çözümler bulmak ve özellikle kentleşme
ve sosyo-ekonomik politikaların sağlıklı gelişmesini garantiye alarak uzun
vadede güçlü etki elde etmek için eşgüdümlü çalışmayı sağlayacak örgütlenmeyi
sağlamak” [4] olarak belirlenmiştir. Grafik 1’de Şehir Sağlığı Gelişim
Planı çerçevesinde belirlenen örgütlenme şeması görülmektedir.
Mahalle Hizmet Kurulu, Bölge Hizmet Kurulu, Strateji
Kurulu ve Sağlıklı Şehirler Proje Ofisi olarak belirlenen temel örgütlenme
modelinde her birimin içeriği ve işleyişi belirlenmiş ve bir çoğunda
uygulamalara başlanmıştır [4].
Mahalle bazında örgütlenmeyi sağlayan Mahalle
Hizmet Kurulu; Mahalle sakinleri ve Belediye temsilcilerinden oluşan 10-15 kişiyle
örgütlenmektedir (Muhtar, site yöneticisi, esnaf, halk vd.). Bu kurullar
“Mahalle Hizmet Kurulları Prosedürü” (P01.Q01) ne göre örgütlenir ve
bu prosedürde belirtilen esaslara göre çalışır. Mahalle ile ilgili şikayet/öneri
ve katkıların öncelikleri belirlenirken Sağlıklı Şehir Projesi
parametreleri ve Sağlıklı Şehir Projesi Bölge Analizleri göz önünde
bulundurularak belirlenir [4].
Bölge bazında örgütlenmeyi sağlayan Bölge
Hizmet Kurulu; Vilayetin Proje Koordinatörü ve Bölge Temsilcisi, Belediyenin
Proje Koordinatörü ve Bölge Temsilcisi, Belediye Meclisinin İhtisas
Komisyonu Üyesi, Yerel Gündem 21’in çalışma grubu, İl Genel Meclisinin
İhtisas Komisyonu Üyesinden oluşur. Her bölgede 1 Mahalle Hizmet Odası oluşturulur
ve her bölge için Belediyenin belirleyip atadığı 1 temsilcinin her gün 8
saat, Vilayetin belirlemiş olduğu bir temsilcinin ise gerekli olduğu
projelerde bu odalarda görev yapması sağlanır. Kurulun belirli aralıklarla
yaptığı toplantılara bölge hizmet kurul üyeleriyle birlikte bölge içindeki
mahalle hizmet kurullarından birer temsilcinin de katılması sağlanır.
Toplantıda bölge analizleriyle gereksinimleri tespit edilen bölgelerdeki
sorunlar ele alınarak çözümler bulunması ve bu çözümlere halkın katılması
sağlanır. Toplantı sonucunda alınan kararlar kurul üyeleri tarafından Sağlıklı
Şehirler Proje Ofisine iletilir ve Sağlıklı Şehirler Proje Ofisi bu
kararları uygular. Uygulamaların sonuçları ve aşamaları belirli aralıklarla
Halkla İlişkiler Danışmanı tarafından mahalle halkına toplantılar aracılığıyla
aktarılır [4].
Strateji Kurulu; Projenin ayrıntılı strateji ve
politikalarını belirlemek ve bunlar hakkında karar vermek için oluşturulmuştur.
Komisyonların çalışma bölümleri, özel alanlar vd. için uygun amaçların,
yöntemlerin ve beklenen sonuçların belirlenmesi, Sağlıklı Şehir Programının
amaçlarının yürütülmesinin sağlanması, yıllık çalışma planı
belirlenmesi, projenin tüm kaynaklarının yönetilmesi, Sağlıklı Şehir Ağına
ve Dünya Sağlık Örgütü Uluslar arası Ağı’na raporlama yapmak,
Strateji Kurulunun görevleri arasında yer almaktadır [4].
Sağlıklı Şehirler Proje Ofisi ise; Bölge Hizmet
Kurullarında alınan kararların uygulamasını, uygulamaların sonuçları ve
aşamalarını belirli aralıklarla bölge temsilcisi tarafından mahalle halkına
toplantılar aracılığıyla aktarılmasını sağlar [4].

Grafik 1: Şehir Sağlığı Gelişim Planına Göre
Oluşturulan Örgütlenme Şeması
2.3.2. SAĞLIK VE SAĞLIĞIN KORUNMASI
Bursa, sosyo-ekonomik yönden ülkenin pek çok
yerine göre daha gelişmiştir. Bu durum Bursa’ya doğru bir nüfus göçüne
neden olmakta, sonuç olarak sağlık-eğitim-kentsel hizmetler gibi alt yapıda
yetersizlikler ortaya çıkmaktadır. Yapılan gözlemler, kalabalıklaşan kent
nüfusunun sağlık ve kent bilinci konusundaki birikimlerinin yeterli olmadığını
göstermektedir. Bunun için merkezi idare, yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerinin
eşgüdümlü çalışmalarıyla halka yönelik eğitim etkinliklerinin yapılması
gerektiğine inanılmaktadır. Özellikle İl Sağlık Müdürlüğü ile yerel
yönetimlerin eşgüdümlü çalışmaları sayesinde, Bölge Hizmet Kurullarının
tespitleri doğrultusunda, sağlık konularında eğitim programlarının düzenlenmesi
planlanmaktadır. Bunun yanında Yerel Gündem 21’in etkin katılımı bu tür
eğitim programlarının alt yapısını oluşturmaktadır.
2.3.3. SOSYAL HİZMETLER – YAŞAM TARZI
Kent yaşamı içinde hayat görüşü, gelir düzeyi, sunulan aktivitelerin çeşitliliği ve ulaşılabilirlik gibi ölçütler, birey ve ailenin sağlıklı yaşamasını dolaylı ya da dolaysız olarak etkilemektedir. Sosyal etkinlikleri artırmak amacıyla oluşturulan bölgesel parametrelerden, sosyal hizmet fonksiyonlarının oluşturulması sağlanmaktadır. Yeni başlatılan bu çalışma ile kentte oluşturulan her bölgede eğlence merkezi, toplum merkezi, gençlik merkezleri oluşturulması hedeflenmektedir. Böylece kentin her kesiminden her yaştaki insanın sosyal etkinliklerden faydalanarak kente uyumu ve katılımı sağlanabilecektir. Kent yaşayanlarının kendi yaşamlarının daha sağlıklı olması için gereken şartlara ilişkin eğitim programları düzenlenirken, yaş gruplarına bağlı çeşitli aktivite alanlarının da fiziksel planlama kapsamında değerlendirilip hizmet bölgelerinde gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.
2.3.4. ÇEVRE
Sağlıklı bir toplumun sağlıklı bir çevrede yaşaması ilkesinden hareketle belirlenen parametreler, 17 hizmet bölgesinde test edilerek çevre kalitesinin belirlemesi gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede atıklar, su kalitesi, hava kalitesi ve gürültü konusunda çeşitli önlemler ve projeler geliştirme gereksinimi duyulmuştur.
Bursa kentinde günde 1000 ton katı atık oluşmaktadır.
Dünya Bankası yardımlarıyla başlatılan ve 2025 yılına kadar Bursa’nın
katı atık depolamasını sağlayacak alanın yapımı devam etmektedir. Bunun
yanında atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşümü yönünde
1995’de başlayan, 1998’de proje alanı genişletilerek 80 000 nüfusa
hizmet eden bir proje yürütülmektedir. Projede 603000 nüfusa hizmet veren ve
28 600 kg/hafta kapasite hedeflenmektedir. 1960 yılından beri hizmet veren
kent çöplüğü 1996 yılında iyileştirilerek metan gazı çıkışı ve pis
su sızıntısı sorunu çözülmüştür. Çöp deponi alanı ise yeşil alan
halinde kullanılmaktadır. Bu çöp deponi alanından çıkan metan gazı ile
1,4 mw/saat’lik kapasiteyle elektrik üretilmesi planlanmaktadır.
Var olan içme suyu potansiyelindeki hatların değiştirilmesiyle
% 67 olan su kaçaklarının 4 yılda % 30’a düşürülmesi hedeflenmektedir.
Kentin topoğrafik yapısına bağlı olarak doğu ve
batı yönünde olmak üzere 2 atık su santrali kurularak atık su sorunu çözülmektedir.
Diğer bir proje de 2020 yılı hedefli yağmur suyu
drenaj projesidir. Kanalizasyon ve yağmur suyu için farklı iki ayrı sistemin
kurulması planlanmaktadır. İkinci etapta ise biyolojik santral oluşturulması
gerçekleştirilecektir. BUSKİ Atık Su Deşarj Yönetmeliğindeki
parametrelere göre düzenlenen arıtma işlemlerinden endüstriyel firmalar
sorumludur ve ancak arıtma işlemi tamamlandıktan sonra atık su, sisteme
drene edilebilecektir. “Kirleten öder” ilkesine göre, fabrikaların deşarj
ettikleri atık su miktarı kadar katkı payı alınmaktadır. Bunun yanında
“Mavi Nilüfer Aksiyon Planı” ile yer altı ve yer üstü kaynakları dahil
olmak üzere 762,9 km2 alanda su kaynaklarının ekonomik yönetimi
gerçekleştirilmektedir.
1996’da Dünya Bankası kredisiyle başlatılan
“Hava Kirliliği Ölçme Şebekesi Projesi” ile kent içinde 12 noktada,
havadaki sülfür oksit ve parçacıkların miktarı ölçülmektedir. Bulgular
halka anons edilmekte, hava kirliliği takip ekibi düzenli bir şekilde önlemler
almakta ve ayrıca baca dumanı testi ekipmanları kullanılarak fabrikalar da
test edilmektedir.
1990 yılından itibaren merkezi idare ile birlikte yürüten
proje kapsamında işyerleri ve konutlar doğal gaz kullanımına geçmektedir.
Fabrikaların ve konutların büyük bir kısmının doğal gaz kullanımına geçtiği
Bursa’da havadaki yıllık ortalama sülfür oksit oranı 286 mg/m3’ten
51 mg/m3’e düşmüştür. Bununla birlikte kömür kalitesinde
getirilen ölçütlerin sıkı takibiyle en az kirliliği öngören hedeflere
ulaşılmaya çalışılmaktadır.
Gürültü açısından da çeşitli ölçümler yapılmaktadır.
Kartografik gürültü uygulaması ile ölçümler halen devam etmektedir [4].
Çevresel anlamda izlenen politikalarda, toplumsal
bilince dayalı eğitim programlarının yanında, gerekli arıtma ve üretme
istasyonlarının yapımı devam etmektedir. Ayrıca hava kalitesini izlemeye
devam ederek kentte yaşayan, çalışan ve kenti ziyaret eden insanlar için
Stoke-on-Trend’in hava kalitesi üzerinde kötü bir etki yapmayacak kent
faaliyetleri ile ilgili seçenekler hakkında bilgi sağlanmaya çalışılmaktadır.
2.3.5. EĞİTİM
Bursa ili genelindeki 650 öğretim kurumunun (ilköğretim+lise) % 29’u Bursa Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunmaktadır. İlin ekonomik merkezi konumunda olan bu sınır içinde sanayi kuruluşlarının yoğunlaşmasından kaynaklı olarak mesleki ve teknik okul sayısı fazladır. Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde ortalama gelir düzeyinde yaşamını sürdüren nüfus, okur-yazarlık oranı açısından özellikle Yıldırım ve Osmangazi ilçelerinin yeni yerleşim bölgelerinde çok düşüktür. 8 yıllık temel eğitim zorunluluğu ile okul çağı nüfusunda görülen artış, bu bölgelerde liseye devam eden öğrenci sayısına yansımamaktadır. Temel eğitimi tamamlayan ve ekonomik açıdan zayıf olan aile, çocuklarını gelir sağlayıcı unsur olarak görmekte ve çalışma hayatına göndermektedir [4]. Hızlı iç göçün odak noktası olan Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde öğretim kurumları standartları (sınıf mevcudu standardı; 25-30 öğrenci) üzerindedir. Bu da, eğitim ve öğretimdeki kaliteyi azaltmaktadır. Nilüfer ilçesi eğitim yönünden ilin en gelişmiş bölgesidir. Kamu eğitim kurumlarının yanı sıra özel eğitim kurumları da bu bölgede yoğunlaşmıştır. Altyapı ve sosyal gelişme olarak ilin örnek bölgesi olan Nilüfer ilçesinde eğitim sorunu, diğer ilçelerdeki kadar yoğunluk kazanmamaktadır.
Şehir Sağlığı Gelişim Planı çerçevesinde eğitim konusunda yapılması planlananlar şunlardır [4];
1) Eğitim kurumları ilçelerin yoğun göç alan bölgelerinde yapılacaktır,
2) Mesleki ve Teknik Eğitim kurumlarının sayısı artırılacaktır,
3) Yerel yönetim birimlerinin eğitim sektöründe de hizmet vermeleri sağlanacaktır,
4) Yüksek eğitimin ilerleme oranını artırmak için gerekli önlemler alınacaktır. Kent Meclisinin önerdiği Yaşam Boyu Öğrenme çerçevesinde yaşam boyu öğrenim, özürlüleri ve mağdurları da kapsayacaktır. Belediye Meclisi bunlara gayri resmi yada resmi yollarla eğitimlerinin devamı için bir güvenlik ağı ve fırsatlar ortamı hazırlayacaktır.
2.3.6. ULAŞIM
Bursa kenti güneyde Uludağ, kuzeyde tarım alanları
ile sınırlı olduğundan doğu-batı aksında lineer olarak 30 km. uzunluğunda
bir alana yayılmaktadır. Bursa’daki mevcut ulaşım şartları incelendiğinde;
Ulaşım sisteminin tümüyle araç yoluna bağlı
olduğu, yeni ulaşım altyapısı için merkezi alanda yer olmadığı, seyahat
isteminin doğu-batı yönünde ağırlık kazandığı, bütünleşik bir toplu
taşıma sisteminin Hafif Raylı Sistemin çok yakında devreye girmesiyle henüz
işlerlik kazandığı, toplu ulaştırma sisteminde verimliliğin artması için
çalışmaların devam ettiği, ana arterlerde hava ve gürültü kirliliğinin
önemli büyüklüklerde olduğu görülmektedir.
1000 kişiye 93 aracın düştüğü Bursa’da
kentsel ulaşımda en önemli hedef ve strateji; yolculuk gereksinimlerinin karşılanması,
ulaşım sisteminin kent içinde birbiriyle entegre bir şekilde işlemesidir.
Bu amaçla dış kaynaklı krediyle yapımı devam eden Bursa Hafif Raylı
Sisteminin 16.5 km.lik kısmı uygulamaya geçmiş ve güzergah üzerindeki
lastik tekerlekli toplu taşıma araçları (otobüs, minibüs, taksi dolmuş)
raylı sistemle entegre olarak işlemeye başlamıştır.
Transit yolların kesişme noktasında yer alan Bursa
kent yerleşiminin içine giren transit trafiğin kent içi trafiğine olan
etkilerini azaltmak için 1998 yılında devreye giren 2 adet ring (by-pass)
yolu (Doğu ve Batı Yakın Çevre Yolu), kent içi trafiği önemli oranda
rahatlatmaktadır. Bununla birlikte İstanbul-İzmir arasında yapımına devam
edilen ve Bursa ili sınırları içinde 54 km.lik uzaklık kat eden Erişme
Kontrollü Oto Yol da Bursa’yı transit geçecek şehirler arası ve uluslar
arası trafiğin kent içindeki yoğunluğa eklenmemesini sağlamaktadır. Aynı
zamanda kentin doğusu ve batısı arasında daha hızlı bir ulaşım
alternatifi olarak şehir içi uzun mesafeli yolculuk taleplerini de karşılayabilecektir.
Sağlıklı bir kent yaşamındaki motorsuz araç
trafiğini özendirme çerçevesinde oluşturulan bisiklet yolları, özellikle
kentin batısında gelişen yeni yerleşim alanlarında uygulama alanı
bulmaktadır.
Gerek Çevre Düzeni Planlarında, gerekse Nazım
Planlarda dikkate alınan parametrelerden birisi olan ulaşım konusunda Master
Planı yapmak gereksinimi belirlenmiş olup bu yönde çalışmalara devam
edilmektedir.
2.4.7. KENTSEL HİZMETLER
Özellikle kentin doğusunda yaşanan kaçak yapılaşma sorunu nedeniyle, kentin bu bölgelerinde yaşayan halk, kentsel hizmetlerden tam olarak faydalanamamaktadır. Kent kimliği açısından önemli olan tesislerin ve merkezlerin kente kazandırılması için şu önlemler alınacaktır [4];
1)
Kentsel hizmet veren termal tesislerin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi
sağlanacaktır,
2)
Her bölgeye hizmet edecek banka, PTT, su tahsilat merkezlerinin yapılması
ve yapım teşviki sağlanacaktır,
3)
Kentsel hizmet verecek Kongre ve Kültür Merkezlerinin geliştirilmesi
ve yapılması sağlanacaktır,
4)
Her bölgede yeterli ibadet tesisleri mevcuttur. Bunların korunması ve
bakımı sağlanacaktır,
5)
Turizm potansiyeli belirlenmiş bölgelerde Turizm Danışma Merkezleri
kurulacak, kent tanıtımına yönelik etkinlikler artırılacaktır,
6)
Sosyal evlerin oluşturulması ve korunması, sağlıklı koşullarda çalışması
sağlanacaktır,
7)
Kente hizmet edecek kentsel faaliyet ve dağıtımının sağlanması için
yeni bir hal alanı planlanacak ve yapımı sağlanacaktır,
8)
Sağlıklı et satışının ve dağıtımının yapılması amacıyla
mezbahaların kontrolü ve iyileştirilmesi sağlanacaktır.
2.3.8. KONUT-PLANLAMA
Birçok kentte gözlendiği gibi Bursa’da da plan dışı
gelişmelerle büyüyen bir kent dokusundan söz etmek kaçınılmazdır. Bu tür
alanlar yoğunluk, kentsel hizmetlerden yararlanma boyutu, mülkiyet yapısı,
estetik ve sağlık koşulları açısından diğer planlı alanlardan farklılık
göstermektedir. Bu tür yapılaşmanın ortak özellikleri şunlardır;
1)
Yapılan konutlar basit yapım teknolojisine sahip, az katlı ve çoğu
ileride kat ilavesi için filiz bırakmış yapılardır,
2)
Genellikle yasal yollarla üretilen konutların tercih etmediği zor topoğrafik
koşulları içeren, yol bağlantıları zayıf ya da ana arterler üzerinde
bulunmaktadırlar,
3)
Altyapıları, sosyal donatı alanları ya yoktur, ya da yeterli değildir,
4)
Geleneksel yapı ve yaşam kültürünün sürdüğü bir profile
sahiptirler.
Özellikle Ankara yolunun kuzeyi ve güneyinde kalan
konut bölgeleri ile Yalova yolunun doğu ve batısında kalan konut bölgeleri,
bu şekilde yapılaşmış alanlardır.
Konut alanlarındaki niteliksel ve niceliksel iyileştirme
için yapılacaklar şunlardır;
1)
Özellikle Osmangazi ilçesinin kentsel sit alanı içinde kalan yerleşim
alanlarının mutlak bir şekilde iyileştirmeye gidilmesi gerekmektedir. Bu
sadece yeni konut alanlarının yapılması anlamına gelmemelidir, mevcut konut
birimlerinin gerek dış cephe, gerekse içinin revize edilmesi ile de gerçekleştirilebilir.
2)
Yapılan plan değişikliklerinin uygulamaya geçebilecek şekilde yapılması
ve bu planın uygulanabilmesi için gerekli şartların hem ekonomik hem de
yerel boyutta hazır olması sonucunda çok daha kısa bir zaman diliminde bu
yenilemenin olacağı düşünülmektedir.
3)
Farklı nitelikte konut alanlarının bulunması ve bunların tercih
edilmesi için kullanıcıların ne tür taleplerinin olduğunun belirlenmesi ve
farklı biçimdeki konut alanlarının da planlanması söz konusu olmalıdır.
Bu da farklı gelir gruplarının farklı talepleri hakkında bilgi verecek bir
değer olarak planlamada kullanılabilecektir.
4)
Topoğrafik yapısı ve arazi kullanımı gereği Bursa kentsel alan gelişmesi
için batının uygun olduğuna karar verilmiştir. Bu yöndeki planlı konut
alanı üretimi devam ettirilmelidir.
5)
Düşük gelirli halka hizmet edecek konut üretimi yapılacaktır.
6)
Kaçak yapının kontrolü konusunda kurumlar ve halk arasında sağlanacak
eşgüdümle hareket edilecek ve bu konuda etkin olunacaktır.
Bu çerçevede üst ölçekte belirleyici plan
kademesi olan 1/100 000 ölçekli strateji planının yönlendiriciliğinde yapılan
1/25 000 ölçekli Çevre Düzeni Planları, halen onaylanmamış olmakla
birlikte kentin geleceğine ilişkin planlama kararlarını içerecek nitelikte
olması beklenmektedir. Bursa il bütününde oluşturulan 11 adet planlama bölgesinin
bir kısmının 1/25 000 ölçekli Çevre Düzeni Planları onaylanmış, bir kısmı
onay aşamasında ve bir kısmı da halen yapım aşamasındadır. Özellikle
1999 depreminden sonra yeniden ele alınması zorunlu olan üst ölçekli
planlama aşamasında halkın katılımını öngören bir planlama anlayışı
yerine, merkezi idarede yaşanan yetki karmaşasının neden olduğu bir
sistemsizlik gözlenmektedir. Üst ölçekli planların onaylanmaması nedeniyle
de kentin gelişimini bütünleyecek 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı çalışmaları
sona erdirilememektedir. Ancak Sağlıklı Şehirler Ana Planında öngörülen
17 Hizmet Bölgesinin tespit edilen gereksinimleri ve Sağlıklı Şehirler
Projesinin belirlediği ilkeler doğrultusunda oluşturulan planlama kararları
geliştirilmektedir.
2.3.9. GÜVENLİK
Bursa’da suç bölgeleri genellikle Osmangazi ve Yıldırım ilçelerindedir. En önemli nedeni ise, bu bölgelerde yaşayan halkın sosyo-ekonomik ve kültürel yapısıyla kente olan entegrasyon sürecinde yaşadıkları sosyal sorunlar olarak belirlenmektedir. Bu bölgelerde yapılan araştırmalarda 9-24 yaş çağı arasında yankesicilik, 14-40 yaş çağı arasında fuhuş ve 15-25 yaş çağı arasında da gasp suçlarının yoğunlaştığı görülmüştür. Suç işleyenlerin çok büyük bir kısmının da eğitim düzeyinin ilkokulla sınırlı olduğu belirlenmiştir.
İç ve dış turizmin getirdiği hareketlilik, ticaret ve ulaşımdaki canlılık, Ortadoğu-Afrika ve Doğu Bloku (Polonya, Romanya, Macaristan, Ukrayna, Rusya, Bulgaristan vd.) ülke insanlarının yoğun olarak kent yaşamına katılması gibi gerekçelerle artış eğiliminde olan suç oranları, ceza yasalarındaki yetersizliklerle de birleşince toplumsal sorunların oluşmasına zemin hazırlamaktadır.
Varoşlar olarak tanımlanan yeni (kaçak) yapıların oluşturdukları bölgelerde (Osmangazi ve Yıldırım) yaşayan halkta belirlenen bir başka sosyal olgu da, yasa dışı evliliklerdir. Dini nikah ile yaşayan ailelerde genelde aile reisi olan erkek, ailesini ekonomik yönden sahiplenemeyeceğinin anlaşılması üzerine evini terk etme eğilimine girmekte, anne ve çocukların kendi kendilerine ayakta durma savaşı vermelerine neden olmakta ve kentin içinde kendi özgün yapısıyla bir kitle oluşmaktadır. Bu kitle kentin ana arterlerinde dilencilik yapan küçük çocuklar ya da geceleri suç işlemek suretiyle yaşamaya çalışan bir kimlikle tanımlanmaktadır. Buna rağmen Bursa, ülke genelinde emniyet açısından en sakin illerin başında gelmektedir. Kentte işlenen suç dağılımında trafik suçları en büyük orana sahiptir (% 74.9).
Sağlıklı Şehir Projesi kapsamında kentteki suçluluk oranlarını daha da azaltmak için;
1) Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ve Sokak Çocuklarını Koruma Derneği ile özellikle bölgenin geri kalmış yörelerinde eğitime dönük toplantılar yapılacaktır,
2) Kentin geri kalmış kesimlerindeki sosyo-ekonomik göstergeyi pozitif yönde geliştirmek için ekonomik işlev alanları (iş yerleri vd.) oluşturacak yatırımlar yapılacaktır,
3) Kentteki kahvehane sayısı azaltılarak eğitim+kültür ağırlıklı tesisler yapılacaktır,
4) Tiner, uçucu madde satışlarının çocuklara satışı engellenecektir.
2.3.10.
EKONOMİK GELİŞİM
Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçeleri, 1990 DİE
verilerine göre il bütünündeki iktisaden faal nüfusun % 10’unu barındırmaktadır
(123 731 kişi). Bunun nedeni, bu ilçelerin sınırları içinde tekstil,
otomotiv ve makine imalat sanayi tesislerinin bulunmasıdır. Bu sektörlerdeki
toplam 1 148 tesiste yaklaşık 75 000 kişi istihdam edilmektedir. Sosyal güvence
şemsiyesi altında bulunan bu kesim çalışanları, ücretlendirme açısından
açıklanan aylık gelirin üzerinde gelir elde etmektedir. Sosyal yaşantı
olarak normal düzeyde yaşantılarını sürdüren bu kesim çalışanları,
aynı zamanda nitelikli işçi sınıfındadırlar.
Atölye ve küçük işyerleri, yoğun olarak
Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde toplanmışlardır. Osmangazi ilçesinde
otomotiv, deri ve makine-imalat sektörlerine yönelik atölye ve işyerleri
bulunurken, Yıldırım ilçesinde tekstil sektörünün alt gruplarına ait
(boyahane, dokuma atölyesi vd.) işyerleri vardır.
Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde çalışan
kesim arasında resmi verilere işlenmiş meslek hastalıkları ile iş kazası
yok denecek kadar azdır. Bunun da nedeni; işyerlerinde sağlıklı ve güvenli
ortamların bulunmasıdır.
Ekonomik gelişimi hızlandırmak ve çalışanların
daha rahat ortamlarda yaşamasını sağlayabilmek için;
1)
Uygulamada bulunan 3081 sayılı Çıraklık Mevzuatının günün şartlarına
uygun hale getirilmesi için gerekli yerel girişimlerde bulunulması,
2)
Yerel yönetimlerde “İl Çalışma Hayatı ve İş Gücü”
birimlerinin kurulması,
3)
İşyerlerinin denetiminin merkezi otoritenin ajanlarının yanında
yerel yönetim birimlerinin çalışma hayatı ve işgücü konularında eğitilmiş
personeli tarafından yapılmasının sağlanması,
4)
Çalışma alanı imkanlarının alternatif iş etkinlikleriyle geliştirilmesi,
5)
Daha güvenli çalışma ortamlarına yatırım arzusuyla iş ve iş
ortamları içindeki sağlık ve güvenliği geliştirecek girişimlerin
desteklenmesi,
gerekmektedir. Bunun için İl Kalkınma Özel İhtisas
Komisyonları bünyesinde “Çalışma Hayatı-İstihdam ve İşgücü
Komisyonu” ile il yönetimi, yerel yönetim ve üniversite ile Ticaret Sanayi
Odası ve Esnaf Sanatkarlar Birliğinin katılımı ile “İş Yerlerinde
Sosyal Güvence” birimi kurulacaktır.
2.3.11. YOKSULLUK
Çalışma raporunu oluşturan Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinin özellikle yeni oluşan yerleşim bölgelerinde yaşayan nüfusun yoksulluk sınırına yakın olduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede 1998 yılı itibariyle Bursa ili Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca 52 857 kişiye toplam 301 milyar TL.’lık barınma, yiyecek, giyecek, eğitim ve sağlık yardımı yapılmıştır [4]. 1992 yılında ülke genelinde sosyal güvenceden yoksun ve ekonomik gücü olmayan vatandaşların sağlık hizmetlerinden yararlanması amacı ile uygulamaya geçirilen “Yeşil Kart” uygulamasından Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde 1991-1999 yılları arasında toplam 52 613 kişi yararlanmıştır. Ancak 2001 yılından itibaren piyasalarda gözlenen ekonomik durgunluk sonucu bu uygulamadan yararlanmak isteyenlerin sayısında hızlı bir artış olduğu gözlenmektedir.
Osmangazi ve Yıldırım ilçeleri, iç göç akışı yönünden diğer ilçelere oranla ön plana çıkmaktadır. Bu ilçelerde ekonomik gelir getirecek iş yerlerinin bulunmasına karşılık yoksulluk göstergelerinin yüksek olmasının temel nedenleri arasında, nüfusu oluşturanların niteliksiz, mesleki ya da teknik eğitimden yoksun oluşu gelmektedir. Sağlıklı Şehir Planı çerçevesinde;
1) Merkezi idarenin yetkisi altında olan çalışmaların (işsizliğin önlenmesi, yeni iş alanlarının açılması gibi) hızlı bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir.
2) Kaçak yapılaşmayla birlikte gündeme gelen iç göçün bölgeye olan hızlı akışını önlemek için bölgeye göç veren illerin sosyo-ekonomik göstergelerini olumlu yöne çevirecek önlemlerin yine merkezi idare tarafından alınması gerekmektedir.
3) Kaçak yapılaşma ile mücadele kararlı bir şekilde devam edecektir.
4) Yoksulluk sınırında olan vatandaşlar için bölgelerde kurulacak Bölge Merkezlerinde el sanatları ve kişisel becerilerini geliştirebilmek için eğitimler verilecektir.
5) Yerel Gündem 21 ve diğer sivil toplum örgütlerinin eş güdümlü bir çalışmayla yoksul kesime yardım edecek ve ekonomik yaşam döngüsünü sağlayacak projeler geliştirmeleri teşvik edilecektir.
2.4.
ORTAKLIK ÇALIŞMALARI
Bursa Büyükşehir Belediyesinde Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyi diye adlandırılan iki önemli demokratik halk katılımı ile gerçekleşen uygulama vardır ve bu iki uygulama Sağlıklı Şehir Projesinin ana ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Bu projenin yaşama geçirilmesi, nüfusu 1 milyondan fazla olan Bursa kentinde denenmesi ve daha önce katılım deneyiminin çok az yaşanabildiği Türkiye gibi bir ülkede uygulamaya girişilmesi, Bursa gibi değişik sosyal katmanların yaşadığı bir kentte başarıya ulaştırılması, demokratik açılım ve Avrupa ile uyum açısından son derece önemlidir.
Dünya Sağlık Örgütünün “Çok kesimli iş
birliği, sağlık politikalarının geliştirilmesi, fiziksel-ekonomik ve
sosyal çevrelerdeki riskin azaltılması için gerekli olan şeyleri sağlamadaki
tek verimli yoldur” söyleminden hareket ederek sağlığı ilerletmek ve
Herkes İçin Sağlık hedefleri ile gerçekleştirilen çalışmalarda gerek
Yerel Gündem 21 bünyesinde gerekse sivil toplum kuruluşlarının katılımlarıyla
pek çok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışma gruplarından bazıları
şunlardır;
1)
Uludağ Çalışma Grubu
2)
Uluabat Gölü Çalışma Grubu
3)
İklim Değişikliği Çalışma Grubu
4)
Arazi Kullanımı ve Su Kaynakları Çalışma Grubu
5)
Katı Atık Çalışma Grubu
6)
Bursa Çevre Yönetimi
7)
Elmasbahçeler Çalışma Grubu
8)
Mavi Nilüfer Çalışma Grubu
9)
Gençlik Çalışma Grubu
10)
Engelliler Çalışma Grubu
11)
Kadın Çalışma Grubu
12)
Çocuk Kurulu
13)
Emekliler Çalışma Grubu
14)
Birey ve Toplum Çalışma Grubu
15)
Eğitim Çalışma Grubu
16)
Alacahırka Çalışma Grubu
17)
Tarihi Kültürel Miras Çalışma Grubu
18)
Cumalıkızık Çalışma Grubu
19)
Anıt Ağaçları Koruma Çalışma Grubu
20)
Sağlık Çalışma Grubu (Hepatit B)
21)
Sanat-Kültür Çalışma Grubu
22)
Turizm Çalışma Grubu
Tüm bu çalışma gruplarının eylem alanları
belirlenmiş, çalışma ilkeleri de birbirleriyle eşgüdümü sağlayacak şekilde
sınırlandırılmıştır.
2.5. UYGULANAN PROJELER
Sağlıklı Şehir Projesi kapsamında 1998 yılından itibaren bir takım projeler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Öncelik verilen projeler arasında arıtma ve atık deşarjı konuları olmakla birlikte zaman içinde düşük nitelikli kentsel alt bölgelerin iyileştirilmesine yönelik projeler yapılmaya başlanmış ve bir yandan da sosyal yapıdaki değişimleri hızlandıracak projeler gerçekleştirilmiştir.
Hava kalitesinin iyileştirilmesi projesi, katı atık
geri kazanım projesi gibi projelerin yanında Osmangazi Belediyesi sınırları
içinde bulunan düşük nitelikli kentsel alanların iyileştirilmesi projeleri
tamamlanmıştır. Özellikle kent içi ulaşımı için gerçekleştirilen
Hafif Raylı Sistem ve onunla entegre çalışan toplu taşıma sistemleri, yakın
zamanda ulaşımda önemli rahatlamaları beraberinde getirecektir. Kentsel yeşil
alanların üretilmesi ve var olanların bakımlarının yapılması, Nilüfer
Vadisi Projesi kapsamında gerçekleştirilen yeşil kuşak çalışmaları,
uygulamaya yönelik projelerdendir. Fiziksel planlama açısından içinde
bulunulan durum ise merkezi idareye bağımlı bir hale gelmiştir. Onaylanmayan
1/25 000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının süreci uzatmasına rağmen,
Kent Bilgi Sistemine bağlı olarak yapılmakta olan 1/5000 ölçekli Nazım İmar
Planlarında Sağlıklı Şehir Projesi parametreleri öncelikli olarak gözetilmektedir.
Tüm bu açılardan bakıldığında metropol ölçek
içinde belirli planlama ilkeleri doğrultusunda Sağlıklı Şehir yapısına
kavuşmak amacında olan örnek bir il olarak Bursa’nın yoğun çalışma
temposunda olduğu ve bu tempoyla Avrupa’daki kentlerin düzeyine ulaşmak açısından
önemli mesafeler kat ettiği söylenebilir.
[1] Ergin Ö., 1997-9, Yaşanabilir Kentlere Doğru,
TUBİTAK-Bilim ve Teknik Dergisi, S.60-63.
[2] Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi.,
1992, Sağlıklı Şehirler Projesi Geliştirmek İçin Yirmi Adım.
[3] Evci D., Aslan A., 2002, Sağlıklı Turizm Şehirleri
Yaklaşımı, II. Ulusal Turizm Şurası Bildirileri, Turizm Bakanlığı,
Ankara, Cilt II, S.189-200.
[4] Bursa Büyükşehir Belediyesi., 2000, Bursa Sağlık
Gelişim Planı, 1998-2002, S.7.