KENT PLANLARI KENT YOKSULLUĞUNU ÖNLEMEDE BİR ARAÇ OLARAK KULLANILABİLİR Mİ?

 

Ö. Faruk Cebeci- Y. Kent Plancısı

Mehmet Çakılcıoğlu-Dr. Kent Plancısı

 

        Bir insanın yaşamının minimum düzeyde idame edebilmesi, yani biyolojik olarak kendisini üretebilmesi için gerekli kalori ve diğer besin bileşenlerini sağlayacak beslenmeyi gerçekleştirmemesi “Mutlak Yoksulluk” olarak tanımlanabilir. 

        Kişinin bir toplumsal varlık olmasından dolayı ve biyolojik olarak değil, toplumsal olarak kendini üretebilmesi için gerekli tüketim ve yaşam biçimi düzeyinin üstünde olması gerekmektedir. Belirli bir toplumda kabul edilebilir en aşağı tüketim  düzeyinin altında geliri olanlar da “göreli yoksul” olarak tanımlanabilir. 

        Bir kentin sunduğu hak ve olanaklara o kent halkının ulaşılıp ulaşılamaması kent yoksulluğu düzeyini ortaya çıkarmaktadır. Bir başka deyişle, beslenme, barınma, sağlık, eğitim gibi temel ve kısmen nesnel ölçütlere vurulabilen ölçütlerin ötesinde, toplumsal, kültürel ve siyasal haklardan yararlanma olanağının kısıtlı olması kent yoksulluğunun göstergesidir ve “Göreli Yoksulluk” tanımı içerisine girmektedir.

         Kente göç etmeyi kırdaki göreceli yoksulluğundan kurtulmak için tek seçenek olarak gören kişi bu kez de “Kent yoksulu” tanımı içerisine girmiştir. Nesnel ölçütlerin dışında toplumsal olarak da kent yaşamına katılamayan kişi tam anlamıyla artık bir “Kent Yoksuludur”. Kente yeni göç eden ve kişilerin yanında kentte yaşamalarına karşın kenttin sunduğu hak ve olanaklardan yararlanamayan kişiler de “Kent yoksuludur” ve bu oran kentli nüfusunun büyük bir yüzdesini oluşturmaktadır.

         Kent Yoksulluğu nasıl önlenebilir ? Kent Planları bu göreceli yoksulluğu önlemede bir araç olarak kullanılabilir mi? Kentsel planlama yoksulluğun yok edilmesini planlayabilir mi?

 

Hayır planlayamaz.

Çünkü...

“Kent planlaması; toplumsal ve ekonomik gereksinimleri gözönünde bulundurarak kentlerin fiziksel gelişmelerinin biçimlenmesine bir yön vermekle ilgili sorunlarla uğraşan bir bilim, bir sanat ve bir uğraş alanı”

“Büyük metropoliten bölgelerin kapsadığı tüm kentleşmiş alanları, daha küçük toplulukları, büyük bir kentin merkezini ilgilendiren planlama eylemi”

“Kentsel alanların değişmesine bir yön verilmesi biçimi”

“Yapıların, yolların, parkların, kamu kuruluşlarının ve kentin fiziki varlığının öteki  öğelerinin fiziki anlamda düzenlenmesinden ve biçimlendirilmesinden daha ileri giden kimi toplumsal ve ekonomik amaçların gerçekleştirilmesine yönelmiş bir eylem”

“Ulusal bir yerleşme ve kalkınma planı çerçevesi içinde bilimsel yöntemlere göre yapılan araştırmalara dayanarak, plan, program ve projelerin hazırlanması ve bu amaçla girişilecek çabaların gerçekleştirilmesini de kapsayan bir sanat ve çalışma alanı” gibi tanımlamalarla açıklanabilir.

 

        Planlama kavramı ise çok genel anlamı ile yaşamın ya da yaşam ortamının ve ilişkilerinin planlanmasıdır. Yaşamın kapsadığı tüm alanlar bunun içine girer. “Kıt kaynaklarla belli bir hedefe varabilmek için belli akılcı önceliklere uyularak dengelenmesi eylemi” olarak tanımlanabilen planlama ise kentsel planlamanın ötesinde bir üst bakış açısı ve bütünsel bir yaklaşımdır.

 

        Ülkesel ölçekte alınacak ilkesel kararlar ve yapılacak ekonomik, toplumsal  planlama doğrultusunda  yapılacak fiziki planlama ile sonuca ulaşılabilir.

 

        Planlama kavramından söz ederken salt kent planlamadan ya da ülke, bölge mekanının fiziksel planlanmasından söz edilmemektedir. Planlama ancak ekonomik-toplumsal-politik bir karar olarak belli hedefleri kapsadığında amacına ulaşabilir. Peki bu gerçekten isteniyor mu? Bu sorunun daha açık bir biçimi, dünyadaki ekonomik güçlerin yoksulluğun giderilmesini gerçekten isteyip istemediğidir. Yoksulluğun gerek kent özelinde gerek yerel anlamda getireceği görece kar-zarar dengesi kentsel ve ülkesel ekonomik güçler için nedir? Bunların da gözardı edilmemesi gerekmektedir.

 

        Planlama kavramının merkezi planlama, ülkesel geniş katılımlı planlama, yerinden planlama vb. açılımları ayrıca tartışılmalıdır. Ancak genel olarak anladığımız planlama/kent planlama ilişkileri doğru tanımlanmalı, kavramlar doğru ortaya konulmalıdır.

 

        Günümüzde yaşanılan ve uygulanan kent planlaması , başlangıçta tanımladığımız yaşamın ya da yaşam ortamının ve ilişkilerinin planlanması tanımının çok gerisinde “imar planı” yapmak durumuna gelmiştir. Özellikle büyük kentlerde politik ve ekonomik güçlerin yönlendirmesiyle oluşan/gelişen fiziki mekanların plan adı altında paftalara çizilerek onaylanması sürecine indirgenmiştir. Gerçekte bugün imar yasası, yönetmelikler ve diğer yasal çerçeve içinde yapılan planlama çalışması ne toplumsal ne de ekonomik bir planlama çalışmasıdır. Bu kapsamda bakıldığında öncelikle günümüz imar planlarının / kent planlamasının bilimsel yoksulluğunun giderilmesi gerekmektedir. Ekonomik- toplumsal bir bakış açısı ve  çözüm önerileri getirebilen bir planlama anlayışından yoksun politikalarla ne toplumsal-ekonomik yoksulluk, kentsel yoksunluk giderilebilir ne de gerçek çözümlere ulaşılabilir.

 

            Yoksulluğu tanımlarken bunu salt kentsel mekan olarak sınırlandırmak yanlış olacaktır. Yoksulluk ya da yoksunluk kır ya da kent olarak ayrı tanımlanmasına karşın birbirinden ayrı olgular değildir. Karşılıklı olarak birbirini doğuran, etkileyen toplumsal ve ekonomik olgulardır. Bir sonuçtur. Kır-kent etkileşimi içinde yoksulluğu ele almak toplumsal yoksulluğu bu ilişki içinde görmek gerekecektir. Hatta günümüz ekonomik ilişkileri gözönüne  alındığında yoksulluğu da ülke sınırları içinde değil tüm gezegenimizin bir sorunu olarak tartışmak ve değerlendirmek daha doğru olacaktır.

 

        Yoksulluk genel anlamda kır ya da kent yoksulluğu günümüzde yerel ölçekli sorun olmanın ötesinde  politik, ekonomik,toplumsal ve ideolojik bir sorundur. Bugünkü yasal çerçeve içinde ve koşullarda planlama,  özellikle tek başına kent planlama bu sorunun çözümü olamaz. Ancak genel toplumsal ve ekonomik çözümlerin mekana yansıyan bölümünün fiziki araçlarından biri olabilir. Bu da bu ekonomik ve toplumsal sorunların doğru tanımlanması, çözümlerin doğru olması ve uygulama araçlarının doğru ortaya konulmasına koşut olarak işe yarar hale gelebilir. Fiziki planlama önerileri ancak arkasındaki toplumsal-ekonomik çözüm önerileri kapsamında değerlendirilebilir. Ayakları yere basabilir.

 

        Henüz kendi yoksulluğunu giderememiş bir kent planlama / planlama disiplini ülkesel ya da küresel yoksulluğu nasıl giderecektir. Planlama ya da kent planlama önce kendi özeleştirisini yapmalı toplumsal ekonomik bir bakış açısını yaşama geçirebilmelidir. Akademik çözümler, gerçek kent planları ile buluşabilmeli gerçekten plan çizen ve uygulayan insanlara ulaşarak pratiğe dönüşebilmelidir.