GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ NEDİR?

            İnsan ve çevresi üzerindeki etkileri giderek artan gürültü, hoşa gitmeyen, rahatsız edici duygular uyandıran bir akustik olgu veya beğenilmeyen, istenmeyen sesler topluluğu olarak tanımlanabilir. Plansız kentleşme ve plansız sanayileşme yalnız suyu, havayı, toprağı kirletmekle, yeşil alanların kaybına yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda, insanın yaşam çevresinin sessizliğini de bozmaktadır.

            Gürültü genel olarak, insanların sağlığı için yakın ve doğrudan bir tehlike oluşturacak bir düzeyde değil de, sürekli olarak gürültüye maruz kalmak sonucunda, insanın uyku saatleri azalır ve iş verimliliği düşer. Verimlilik azalması, hem kentlerde yaşayanlar hem de sanayi bölgelerinde ve işyerlerinde çalışanlar için söz konusudur.

            Gürültünün etkileri sonucunda konuşmaların anlaşılması güçleştiği gibi, işitme duyarlığında geçici azalmalar, bezginlik ve yorgunluk gibi psikolojik durumlar da ortaya çıkmaktadır. Bunların yanında, kan dolaşımı, solunum ve sindirim, hatta sinir sistemleri üzerinde de gürültünün fizyolojik etkileri görülmektedir.

            Türkiye’de  trafikten kaynaklanan gürültünün de çok rahatsız edici düzeyde bulunduğu görülmektedir. Son yıllarda artan hava trafiği de, uçakların ağırlık ve güçlerinin artışına koşut olarak rahatsız edici bir düzeye ulaşmıştır.

            Bazı bulgulara göre, 90 dB(*)’lik fabrika çalışmalarında verim düşmektedir. Motorsiklet gürültüsü 110 dB olup, hava kompresyonuyla çalışan delici tabancalar 120 dB civarında ses çıkarır. 140 dB’lik gürültünün ise çıldırtıcı bir etki yaptığı tespit edilmiştir. Uluslar arası Standartlar Örgütünün ortaya koyduğu düzey 58 dB’dir (Rahatsızlık duyma noktasının başlangıcı).

 

(*) dB sesin insan kulağına göre şiddetini belirten bir ölçü birimidir. Sıfır dB tam sessizlik olmayıp, insan kulağının ancak duyabileceği kadar hafif bir sesin şiddetidir