TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (*)
BAŞLANGIÇ (Değişik: 23.7.1995-4121/1 md.)
Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve
Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye
Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği
milliyetçilik anlayışı ve O nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip
şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî
ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü,
egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına
kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen
hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına
çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin
kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği
olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
(Değişik: 3.10.2001-4709/1 md.) Hiçbir
faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle
bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk
milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma
göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet
işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak
ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî
kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve
manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve
iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde,
nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu,
birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve
kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde,
huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne
ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk
evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.
BİRİNCİ
KISIM
Genel Esaslar
I. Devletin şekli
MADDE
1. – Türkiye Devleti bir
Cumhuriyettir.
II.
Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE
2. – Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III.
Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE
3. – Türkiye Devleti, ülkesi
ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe dır.
Bayrağı,
şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî
marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti
Ankara’dır.
IV.
Değiştirilemeyecek hükümler
MADDE
4. – Anayasanın 1 inci
maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 .
maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez
ve değiştirilmesi teklif edilemez.
V.
Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve
bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak
ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın
maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya
çalışmaktır.
VI.
Egemenlik
MADDE 6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili
organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya
sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir
Devlet yetkisi kullanamaz.
VII.
Yasama yetkisi
MADDE 7. – Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII.
Yürütme yetkisi ve görevi
MADDE 8. – Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu
tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
IX.
Yargı yetkisi
MADDE 9. – Yargı yetkisi, Türk
Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
X.
Kanun önünde eşitlik
MADDE 10. – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine
uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
XI.
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
MADDE
11. – Anayasa hükümleri,
yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve
kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
İKİNCİ
KISIM
Temel
Haklar ve Ödevler
BİRİNCİ
BÖLÜM
Genel
Hükümler
I.
Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
MADDE
12. – Herkes, kişiliğine
bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel
hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve
sorumluluklarını da ihtiva eder.
II.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
MADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın
sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine
ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye
kullanılamaması
MADDE
14. – (Değişik:
3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri,
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına
dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler
biçiminde kullanılamaz.
Anayasa
hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere,
Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya
Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir
faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu
hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler,
kanunla düzenlenir.
IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının
durdurulması
MADDE
15. – Savaş, seferberlik,
sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan
yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak
ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar
için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci
fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana
gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında, kişinin yaşama hakkına,
maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce
ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve
cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar
kimse suçlu sayılamaz.
V.
Yabancıların durumu
MADDE 16. – Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka
uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin Hakları ve Ödevleri
I.
Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı
MADDE
17. – Herkes, yaşama, maddî
ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî
zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne
dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye
işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya
veya muameleye tâbi tutulamaz.
Mahkemelerce
verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hali ile meşrû müdafaa hali,
yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya
hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması,
sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin
uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu
durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
II.
Zorla çalıştırma yasağı
MADDE
18. – Hiç kimse zorla
çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil
ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri
içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler;
ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi
niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.
III.
Kişi hürriyeti ve güvenliği
MADDE
19. – Herkes, kişi hürriyeti
ve güvenliğine sahiptir.
Şekil
ve şartları kanunda gösterilen :
Mahkemelerce
verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine
getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün
gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim
altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın
yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,
uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık
yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda
belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne
aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır dışı etme
yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;
halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu
hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok
edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi
tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla
tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun
gösterir.
Yakalanan
veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki
iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen
mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim
huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
(Değişik:
3.10.2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın
mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu
olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim
kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal,
sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
(Değişik:
3.10.2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal
bildirilir.
Tutuklanan
kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma
sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma
ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine
getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her
ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında
karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest
bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına
sahiptir.
(Değişik:
3.10.2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin
uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe
ödenir.
IV.
Özel hayatın gizliliği ve korunması
A. Özel hayatın gizliliği
MADDE
20. – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının
gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3.10.2001-4709/5 md.)
(Değişik:
3.10.2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,
usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin
yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve
bunlara el konulamaz. Yetkili merciin
kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını
el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma
kendiliğinden kalkar.
B.
Konut dokunulmazlığı
MADDE
21. – (Değişik:
3.10.2001-4709/6 md.) Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu
düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması
veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya
birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu
sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili
kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama
yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört
saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan
itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden
kalkar.
C.
Haberleşme hürriyeti
MADDE
22. – (Değişik:
3.10.2001-4709/7 md.) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin
gizliliği esastır.
Millî
güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel
ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim
kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;
haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı
yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını
kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların
uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
V.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti
MADDE
23. – Herkes, yerleşme ve
seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme
hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak,
sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat
hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla
kanunla sınırlanabilir.
(Değişik:
3.10.2001-4709/8 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi
ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş
sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
VI.
Din ve vicdan hürriyeti
MADDE
24. – Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine
sahiptir.
14
üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve
törenler serbesttir.
Kimse,
ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini
açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve
suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında
yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında
okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve
öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin
talebine bağlıdır.
Kimse,
Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa,
din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama
amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince
kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
VII.
Düşünce ve kanaat hürriyeti
MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her
ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla
tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet
resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek
serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri
yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî
güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve
Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların
önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce
belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel
ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya
yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3.10.2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin
düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi
açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek:
3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında
uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
IX.
Bilim ve sanat hürriyeti
MADDE 27. – Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama,
yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin
değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Bu
madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla
düzenlenmesine engel değildir.
X.
Basın ve yayımla ilgili hükümler
A. Basın hürriyeti
MADDE 28. – Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî
teminat yatırma şartına bağlanamaz.
(İkinci fıkra Mülga: 3.10.2001-4709/10 md.)
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri
hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik
eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü
haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar,
başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar.
Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen
yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime
bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa,
dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için,
kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafından verilen kararlar saklı
kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli
veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya
kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel
ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir.
Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde
yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde
onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli
veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle zapt ve
müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye’de
yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne,
Cumhuriyetin temel ilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı
yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir.
Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır;
bunlar hâkim kararıyla toplatılır.
B.
Süreli ve süresiz yayın hakkı
MADDE
29. – Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî
teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli
yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda
belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna
aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, yayının durdurulması için
mahkemeye başvurur.
Süreli
yayınların çıkarılması, yayım şartları, malî kaynakları ve gazetecilik mesleği
ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin
serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî
ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli
yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veya bunlara bağlı kurumların
araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır.
C.
Basın araçlarının korunması
MADDE
30. – Kanuna uygun şekilde
basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri, Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğü, Cumhuriyetin temel ilkeleri ve millî güvenlik
aleyhinde işlenmiş bir suçtan mahkûm olma hali hariç, suç aleti olduğu
gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez ve işletilmekten alıkonulamaz.
D.
Kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından
yararlanma hakkı
MADDE
31. – Kişiler ve siyasî
partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım
araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri
kanunla düzenlenir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/11 md.) Kanun, millî güvenlik, kamu düzeni,
genel ahlâk ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber
almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını
engelleyici kayıtlar koyamaz.
E.
Düzeltme ve cevap hakkı
MADDE 32. – Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine
dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması
hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine
hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün
içerisinde karar verilir.
XI. Toplantı hak ve hürriyetleri
A. Dernek kurma hürriyeti
MADDE 33. – (Değişik: 23.7.1995-4121/2 md.; 3.10.2001-4709/12 md.) Herkes,
önceden izin almaksızın dernek kurma ve
bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç
işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının
hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve
usuller kanunda gösterilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya
faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç
işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği
hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men
ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli
hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi
halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına
ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar
getirilmesine engel değildir.
Bu
madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
B. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkı
MADDE 34. – (Değişik: 3.10.2001-4709/13 md.) Herkes, önceden izin almadan,
silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel
sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin
korunması amacıyla ve kanunla
sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında
uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
XII. Mülkiyet hakkı
MADDE
35. – Herkes, mülkiyet ve
miras haklarına sahiptir.
Bu
haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet
hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
XIII. Hakların korunması ile ilgili hükümler
A. Hak arama hürriyeti
MADDE
36. – (Değişik:
3.10.2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle
yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir
mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
B. Kanunî hâkim güvencesi
MADDE
37. – Hiç kimse kanunen tâbi
olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma
sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar
MADDE 38. – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir
fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için
konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da
yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir
beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular,
delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir
yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör
suçları halleri dışında ölüm cezası verilemez.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide
uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla
istisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.
XIV. İspat hakkı
MADDE
39. – Kamu görev ve
hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili
olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın
doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin
kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu
yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
XV. Temel hak ve hürriyetlerin korunması
MADDE
40. – Anayasa ile tanınmış
hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden
başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek:
3.10.2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun
yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı
zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili
görevliye rücu hakkı saklıdır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Sosyal ve
Ekonomik Haklar ve Ödevler
I. Ailenin korunması
MADDE
41. – (Değişik:
3.10.2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında
eşitliğe dayanır.
Devlet,
ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile
planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,
teşkilâtı kurar.
II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi
MADDE
42. – Kimse, eğitim ve
öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim
hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.
Eğitim
ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve
eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu
esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Eğitim
ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.
İlköğretim,
kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında
parasızdır.
Özel
ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile
erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.
Devlet,
maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri
amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları
sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri
alır.
Eğitim
ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile
ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun
engellenemez.
Türkçeden
başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana
dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında
okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların
tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri
saklıdır.
III. Kamu yararı
A. Kıyılardan yararlanma
MADDE
43. – Kıyılar, Devletin hüküm
ve tasarrufu altındadır.
Deniz,
göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil
şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla
sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu
yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.
B. Toprak mülkiyeti
MADDE
44. – Devlet, toprağın
verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini
önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan
köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik
tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir.
Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması,
üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı
servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.
Bu
amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına
devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından
işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri
alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
C. Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında
çalışanların korunması
MADDE
45. – Devlet, tarım arazileri
ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal
üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi
artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve
gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.
Devlet,
bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin
üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.
D. Kamulaştırma
MADDE
46. – (Değişik:
3.10.2001-4709/18 md.) Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının
gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel
mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla
gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî
irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve
peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve
sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların
yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan
toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle
ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu
takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük
çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple
ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek
faiz uygulanır.
E. Devletleştirme ve özelleştirme (*)
MADDE 47. – Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu
kıldığı hallerde devletleştirilebilir.
Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın
hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir.
(Ek: 13.8.1999-4446/1 md.) Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve
diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların
özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.
(Ek: 13.8.1999-4446/1 md.) Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer
kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin
özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya
devredilebileceği kanunla belirlenir.
IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti
MADDE 48. – Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.
Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal
amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak
tedbirleri alır.
V. Çalışma ile ilgili hükümler
A. Çalışma hakkı ve ödevi
MADDE
49. – Çalışma, herkesin hakkı
ve ödevidir.
(Değişik:
3.10.2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,
çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı
desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve
çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.
(Üçüncü
fıkra mülga: 3.10.2001-4709/19 md.)
B. Çalışma şartları ve dinlenme hakkı
MADDE
50. – Kimse, yaşına,
cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
Küçükler
ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından
özel olarak korunurlar.
Dinlenmek,
çalışanların hakkıdır.
Ücretli
hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla
düzenlenir.
C. Sendika kurma hakkı
MADDE
51. – (Değişik: 3.10.2001-4709/20
md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve
sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın
sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten
serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da
üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika
kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika
kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda
gösterilir.
Aynı
zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.
İşçi
niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna
ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika
ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel
niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
D. Sendikal faaliyet
MADDE
52. – (Mülga:
23.7.1995-4121/3 md.)
VI. Toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt
A. Toplu iş sözleşmesi hakkı
MADDE
53. – İşçiler ve işverenler,
karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını
düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu
iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
(Ek:
23.7.1995-4121/4 md.) 128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu
görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu
maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan
sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve
İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme
sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır.
Bu mutabakat metni, uygun idarî veya kanunî düzenlemenin yapılabilmesi için
Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni
imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir
tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına
ilişkin usuller kanunla düzenlenir.
Aynı
işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve
uygulanamaz.
B. Grev hakkı ve lokavt
MADDE
54. – Toplu iş sözleşmesinin
yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına
sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul
ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
Grev
hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî
serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
Grev
esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu
hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan
sendika sorumludur.
Grev
ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla
düzenlenir.
Grev
ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin
sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında
taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem
Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.
Yüksek
Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.
Siyasî
amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri
işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.
Greve
katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir
şekilde engellenemez.
VII.
Ücrette adalet sağlanması
MADDE
55. – Ücret emeğin
karşılığıdır.
Devlet,
çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer
sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
(Değişik:
3.10.2001-4709/21 md.) Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları
ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.
VIII. Sağlık, çevre ve konut
A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
MADDE
56. – Herkes, sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi
geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve
vatandaşların ödevidir.
Devlet,
herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve
madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek
amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet,
bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından
yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık
hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık
sigortası kurulabilir.
B. Konut hakkı
MADDE
57. – Devlet, şehirlerin
özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut
ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini
destekler.
IX. Gençlik ve spor
A. Gençliğin korunması
MADDE
58. – Devlet, istiklâl ve
Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke
ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve
gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
Devlet,
gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve
benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri
alır.
B. Sporun geliştirilmesi
MADDE
59. – Devlet, her yaştaki
Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır,
sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.
Devlet
başarılı sporcuyu korur.
X. Sosyal güvenlik hakları
A. Sosyal güvenlik hakkı
MADDE
60. – Herkes, sosyal güvenlik
hakkına sahiptir.
Devlet,
bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.
B. Sosyal güvenlik bakımından özel olarak
korunması gerekenler
MADDE
61. – Devlet, harp ve vazife
şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda
kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
Devlet,
sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri
alır.
Yaşlılar,
Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve
kolaylıklar kanunla düzenlenir.
Devlet,
korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.
Bu
amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.
C. Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları
MADDE
62. – Devlet, yabancı
ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının
eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması,
anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için
gereken tedbirleri alır.
XI. Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının
korunması
MADDE
63. – Devlet, tarih, kültür
ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla
destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
Bu
varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar
ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler
kanunla düzenlenir.
XII. Sanatın ve sanatçının korunması
MADDE
64. – Devlet, sanat
faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması,
değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken
tedbirleri alır.
XIII. Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin
sınırları(*)
MADDE 65. – (Değişik: 3.10.2001-4709/22 md.) Devlet, sosyal ve ekonomik
alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun
öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Siyasî
Haklar ve Ödevler
I. Türk vatandaşlığı
MADDE
66. – Türk Devletine
vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk
babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Son cümle mülga: 3.10.2001-4709/23
md.)
Vatandaşlık,
kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde
kaybedilir.
Hiçbir
Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan
çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan
çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.
II. Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette
bulunma hakları
MADDE
67. – Vatandaşlar, kanunda
gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir
siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına
sahiptir.
(Değişik:
23.7.1995-4121/5 md.) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek
dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve
denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy
hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.
(Değişik:
17.5.1987-3361/1 md.; 23.7.1995-4121/5 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk
vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.
Bu
hakların kullanılması kanunla düzenlenir.
(Değişik: 23.7.1995-4121/5 md.; 3.10.2001-4709/24 md.) Silah altında
bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler, taksirli suçlardan hüküm giyenler
hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. Ceza infaz
kurumları ve tutukevlerinde oy kullanılması ve oyların sayım ve dökümünde seçim
emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından
tespit edilir ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır.
(Ek: 23.7.1995-4121/5 md.) Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde
istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.
(Ek: 3.10.2001-4709/24 md.) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler,
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde
uygulanmaz.
III. Siyasî partilerle ilgili hükümler (*)
A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden
ayrılma
MADDE
68. – (Değişik:
23.7.1995-4121/6 md.) Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usulüne göre partilere
girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için
on-sekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.
Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Siyasî partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun
hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin
bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına,
eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik
Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya
herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç
işlenmesini teşvik edemez.
Hâkimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları,
kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet
bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler
mensupları ile yük-seköğretim öncesi öğrencileri siyasî partilere üye olamazlar.
Yükseköğretim elemanlarının siyasî partilere üye olmaları ancak kanunla
düzenlenebilir. Kanun bu elemanların, siyasî partilerin merkez organları
dışında kalan parti görevi almalarına cevaz veremez ve parti üyesi
yükseköğretim elemanlarının yükseköğretim kurumlarında uyacakları esasları
belirler.
Yükseköğretim öğrencilerinin siyasî partilere üye olabilmelerine ilişkin
esaslar kanunla düzenlenir.
Siyasî partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar.
Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi
olduğu esaslar kanunla düzenlenir.
B. Siyasî partilerin uyacakları esaslar
MADDE
69. – (Değişik:
23.7.1995-4121/7 md.) Siyasî partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri
ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması
kanunla düzenlenir.
Siyasî partiler, ticarî faaliyetlere girişemezler.
Siyasî partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması
gereklidir. Bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesince
siyasî partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun
tespiti, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak
yaptırımlar kanunda gösterilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim görevini yerine
getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda
vereceği kararlar kesindir.
Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı
dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.
Bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü
fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.
Bir siyasî partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı
eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin
işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi
halinde karar verilir. (Ek cümle: 3.10.2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu
nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu
durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim
organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup
yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan
doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz
konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.
(Ek: 3.10.2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre
temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî
partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar
verebilir.
Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.
Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle
sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya
ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından
başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve
deneticisi olamazlar.
Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda
olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddî yardım alan siyasî partiler temelli
olarak kapatılır.
(Değişik: 3.10.2001-4709/25 md.) Siyasî partilerin kuruluş ve
çalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya
tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasî partilerin ve adayların seçim
harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir.
IV.
Kamu hizmetlerine girme hakkı
A.
Hizmete girme
MADDE
70. – Her Türk, kamu
hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
Hizmete
alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.
B. Mal bildirimi
MADDE 71. – Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu
bildirimlerin tekrarlanma süreleri kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme
organlarında görev alanlar, bundan istisna edilemez.
V. Vatan hizmeti
MADDE 72. – Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı
Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş
sayılacağı kanunla düzenlenir.
VI. Vergi ödevi
MADDE 73. – Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi
ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal
amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,
değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar
ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.
VII. Dilekçe hakkı
MADDE 74. – (Değişik: 3.10.2001-4709/26 md.) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası
gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu
ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük
Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/26 md.) Kendileriyle ilgili başvurmaların
sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.
Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Cumhuriyetin
Temel Organları
BİRİNCİ
BÖLÜM
Yasama
I. Türkiye Büyük Millet Meclisi
A.
Kuruluşu
MADDE 75. – (Değişik: 17.5.1987 - 3361/2 md; 23.7.1995 - 4121/8 md.) Türkiye
Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur.
B.
Milletvekili seçilme yeterliliği
MADDE 76. – Otuz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.
En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu askerlik
hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç
toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş
olanlar; zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla,
kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma, ideolojik veya anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri
tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar
bile milletvekili seçilemezler.
Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim
kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve
kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından
işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları,
görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.
C. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçim
dönemi
MADDE 77. –Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda bir yapılır.
Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebileceği gibi,
Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de
seçimler yenilenir. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.
Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin
seçilmesine kadar sürer.
D. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin
geriye bırakılması ve ara seçimleri
MADDE 78. – Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse,
Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar
verebilir.
Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre
bu işlem tekrarlanabilir.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir.
Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay
geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye
tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde
yapılmasına karar verilir.
Genel
seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.
E. Seçimlerin genel yönetim ve denetimi
MADDE
79. – Seçimler, yargı
organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.
Seçimlerin
başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile
ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra
seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve
kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim
tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim
Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.
Yüksek
Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri kanunla
düzenlenir.
Yüksek
Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay,
beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının
salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla
aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.
Yüksek
Seçim Kuruluna Yargıtay ve Danıştaydan seçilmiş üyeler arasından ad çekme ile
ikişer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Başkanvekili ad
çekmeye girmezler.
Anayasa
değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması işlemlerinin genel
yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur.
F. Üyelikle ilgili hükümler
1.
Milletin temsili
MADDE
80. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün
Milleti temsil ederler.
2. Andiçme
MADDE
81. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler :
“Devletin
varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin
kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik
ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun
huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan
haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya
sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim
üzerine andiçerim.”
3. Üyelikle bağdaşmayan işler
MADDE
82. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde ve bunlara bağlı
kuruluşlarda; Devletin veya diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya ya da
dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklarda; özel gelir kaynakları ve
özel imkânları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklerin ve Devletten
yardım sağlayan ve vergi muafiyeti olan vakıfların, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının ve
katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev
alamazlar, vekili olamazlar, herhangi bir taahhüt işini doğrudan veya dolaylı
olarak kabul edemezler, temsilcilik ve hakemlik yapamazlar.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına
bağlı resmî veya özel herhangi bir işle görevlendirilemezler. Bir üyenin belli
konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir görevi
kabul etmesi, Meclisin kararına bağlıdır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyeliği ile bağdaşmayan diğer görev ve işler kanunla
düzenlenir.
4. Yasama dokunulmazlığı
MADDE
83. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri
sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce
başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa
vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
Seçimden
önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin
kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış
olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.
Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük
Millet Meclisine bildirmek zorundadır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir
ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır;
üyelik süresince zamanaşımı işlemez.
Tekrar
seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden
dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile
ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
5. Milletvekilliğinin düşmesi (*)
MADDE
84. – (Değişik: 23.7.1995 -
4121/9 md.) İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın
geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit
edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır.
Milletvekilliğinin
kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme
kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.
82
nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti
sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili
komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar
verir.
Meclis
çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim
günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis
Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tamsayısının
salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.
Partisinin
temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin
temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin
milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı
tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini
derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar.
6. İptal istemi
MADDE
85. – (Değişik: 23.7.1995 -
4121/10 md.) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin
düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar
verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten
başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili,
kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için
Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün
içerisinde kesin karara bağlar.
7. Ödenek ve yolluklar (*)
MADDE
86. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyelerinin ödenek ve yollukları kanunla düzenlenir. Ödeneğin aylık
tutarı, en yüksek Devlet memurunun almakta olduğu miktarı, yolluk da ödenek
miktarının yarısını aşamaz.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerine ödenecek ödenek ve yolluklar, kendilerine sosyal
güvenlik kuruluşları tarafından bağlanan emekli aylığı ve benzeri ödemelerin
kesilmesini gerektirmez.
Ödenek
ve yollukların en çok üç aylığı önceden ödenebilir.
II. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve
yetkileri
A.
Genel olarak
MADDE 87. – (Değişik:
3.10.2001-4709/28 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri,
kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek;
Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para
basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların
onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte
üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip
kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın
diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine
getirmektir.
B. Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi
MADDE 88. – Kanun
teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme
usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.
C. Kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması
MADDE 89. –
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün
içinde yayımlar.
(Değişik: 3.10.2001-4709/29 md.) Yayımlanmasını kısmen veya tamamen
uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği
gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
gönderir. Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük
Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir. Bütçe kanunları
bu hükme tâbi değildir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse,
kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir
değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar Meclise geri
gönderebilir.
Anayasa
değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdır.
D. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma
MADDE
90. – Türkiye Cumhuriyeti
adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak
andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir
kanunla uygun bulmasına bağlıdır.
Ekonomik,
ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan
andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine
ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla,
yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından
başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulur.
Milletlerarası
bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye
dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî andlaşmaların Türkiye
Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya
göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren
andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk
kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci
fıkra hükmü uygulanır.
Usulüne
göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar
hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
E. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
verme
MADDE
91. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.
Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci
kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve
ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun
hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.
Yetki
kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını,
ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp
çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi,
belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre
bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında
toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin
hükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün
yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir
tarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet
Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye
Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedikle
görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan
kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen
kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten
kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu
değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.
F. Savaş hali ilânı ve silahlı kuvvet
kullanılmasına izin verme
MADDE
92. – Milletlerarası hukukun
meşrû saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye’nin taraf olduğu
milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının
gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere
gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin
verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı
saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar
verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir.
III. Türkiye Büyük Millet Meclisinin
faaliyetleri ile ilgili hükümler
A.
Toplanma ve tatil
MADDE
93. – (Değişik birinci fıkra:
23.7.1995 - 4121/11 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk
günü kendiliğinden toplanır.
Meclis,
bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir; ara verme veya tatil
sırasında, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine,
Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır.
Meclis
Başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı istemi üzerine,
Meclisi toplantıya çağırır.
Ara
verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, öncelikle
bu toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya tatile devam
edilemez.
B. Başkanlık Divanı
MADDE
94. – Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı,
Başkanvekilleri, Kâtip Üyeler ve İdare Amirlerinden oluşur.
Başkanlık
Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında Divana
katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Başkanlık için
aday gösteremezler.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim
yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin
görev süresi üç yıldır.
(Değişik:
3.10.2001-4709/30 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, meclis
üyeleri içinden, Meclisin toplandığı
günden itibaren beş gün içinde, Başkanlık Divanına bildirilir. Başkan
seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve
üçüncü oylamada üye tamsayısının salt
çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en
çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla
oy alan üye, Başkan seçilmiş olur. Başkan seçimi, aday gösterme süresinin
bitiminden itibaren, beş gün içinde tamamlanır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin, Kâtip Üyelerinin ve İdare Amirlerinin
adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usulleri, Meclis İçtüzüğünde belirlenir.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî
partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine;
görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar;
Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.
C. İçtüzük, siyasî parti grupları ve kolluk
işleri
MADDE
95. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür.
İçtüzük
hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine üye sayısı
oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî parti grupları, en
az yirmi üyeden meydana gelir.
Türkiye
Büyük Millet Meclisinin bütün bina, tesis, eklenti ve arazisinde kolluk ve
yönetim hizmetleri Meclis Başkanlığı eliyle düzenlenir ve yürütülür. Emniyet ve
diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet ilgili makamlarca Meclis
Başkanlığına tahsis edilir.
D. Toplantı ve karar yeter sayısı
MADDE
96. – Anayasada, başkaca bir
hüküm yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile
toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar
yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az
olamaz.
Bakanlar
Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında,
kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir
bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir.
E. Görüşmelerin açıklığı ve yayımlanması
MADDE
97. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak
yayımlanır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzük hükümlerine göre kapalı oturumlar yapabilir, bu
oturumlardaki görüşmelerin yayımı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararına
bağlıdır.
Meclisteki
açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce
başkaca bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayımı serbesttir.
IV. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi
edinme ve denetim yolları
A.
Genel olarak
MADDE
98. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması
yollarıyla denetleme yetkisini kullanır.
Soru,
Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan
veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.
Meclis
araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden
ibarettir.
Genel
görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.
Soru,
Meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili önergelerin verilme şekli,
içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve araştırma yöntemleri Meclis
İçtüzüğü ile düzenlenir.
B. Gensoru
MADDE
99. – Gensoru önergesi, bir
siyasî parti grubu adına veya en az yirmi milletvekilinin imzasıyla verilir.
Gensoru
önergesi, verilişinden sonraki üç gün içinde bastırılarak üyelere dağıtılır;
dağıtılmasından itibaren on gün içinde gündeme alınıp alınmayacağı görüşülür.
Bu görüşmede, ancak önerge sahiplerinden biri, siyasî parti grupları adına birer milletvekili, Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakan
konuşabilir.
Gündeme
alma kararıyla birlikte, gensorunun görüşülme günü de belli edilir; ancak,
gensorunun görüşülmesi, gündeme alma kararının verildiği tarihten başlayarak
iki gün geçmedikçe yapılamaz ve yedi günden sonraya bırakılamaz.
Gensoru
görüşmeleri sırasında üyelerin veya grupların verecekleri gerekçeli güvensizlik
önergeleri veya Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra
oylanır.
Bakanlar Kurulunun veya bir bakanın düşürülebilmesi, üye tamsayısının
salt çoğunluğuyla olur; oylamada yalnız güvensizlik oyları sayılır.
Meclis çalışmalarının dengeli olarak yürütülmesi amacına ve yukarıdaki
ilkelere uygun olmak kaydıyla gensoru ile ilgili diğer hususlar İçtüzükte
belirlenir.
C. Meclis soruşturması
MADDE 100. – (Değişik: 3.10.2001-4709/31 md.) Başbakan veya bakanlar hakkında,
Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin vereceği
önerge ile, soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi en geç bir ay
içinde görüşür ve gizli oyla karara bağlar.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasî
partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı
olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme
suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır.
Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclise sunar.
Soruş-turmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona iki aylık yeni ve
kesin bir süre verilir. (Ek cümle: 2.10.2001-4709/31 md.) Bu süre içinde
raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına teslimi zorunludur.
(Değişik: 3.10.2001-4709/31 md.) Rapor Başkanlığa verildiği tarihten
itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülür
ve gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir. Yüce
Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla
alınır.
Meclisteki
siyasî parti gruplarında, Meclis soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaz ve
karar alınamaz.
İKİNCİ
BÖLÜM
Yürütme
I. Cumhurbaşkanı
A.
Nitelikleri ve tarafsızlığı
MADDE
101. – Cumhurbaşkanı, Türkiye
Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi
üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk
vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir.
Cumhurbaşkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye
tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür.
Bir
kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.
Cumhurbaşkanı
seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyeliği sona erer.
B. Seçimi
MADDE
102. – Cumhurbaşkanı, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla
seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya
çağrılır.
Cumhurbaşkanının
görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının
boşalmasından on gün sonra
Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren otuz
gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis
Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin
tamamlanması gerekir.
En
az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte
iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye
tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu
oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada
en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada
da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde
derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir.
Seçilen
yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan
Cumhurbaşkanının görevi devam eder.
C. Andiçmesi
MADDE
103. – Cumhurbaşkanı,
görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde
andiçer :
“Cumhurbaşkanı
sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsız-lığını, vatanın ve milletin bölünmez
bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya,
hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik
Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma
ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden
yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini
korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için
bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve
şerefim üzerine andiçerim.”
D. Görev ve yetkileri
MADDE
104. – Cumhurbaşkanı Devletin
başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil
eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu
çalışmasını gözetir.
Bu
amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı
görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır :
a)
Yasama ile ilgili olanlar :
Gerekli
gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde
açılış konuşmasını yapmak,
Türkiye
Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
Kanunları
yayımlamak,
Kanunları
tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,
Anayasa
değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,
Kanunların,
kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün,
tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı
oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,
Türkiye
Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
b)
Yürütme alanına ilişkin olanlar :
Başbakanı
atamak ve istifasını kabul etmek,
Başbakanın
teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
Gerekli
gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu
başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
Yabancı
devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek
yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
Milletlerarası
andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
Türkiye
Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil
etmek,
Türk
Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,
Genelkurmay
Başkanını atamak,
Millî
Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,
Millî
Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,
Başkanlığında
toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek
ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
Kararnameleri
imzalamak,
Sürekli
hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını
hafifletmek veya kaldırmak,
Devlet
Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,
Devlet
Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,
Yükseköğretim
Kurulu üyelerini seçmek,
Üniversite
rektörlerini seçmek,
c)
Yargı ile ilgili olanlar :
Anayasa
Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askerî Yargıtay üyelerini,
Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
üyelerini seçmek.
Cumhurbaşkanı,
ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer
görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
E. Sorumluluk ve sorumsuzluk hali
MADDE
105. – Cumhurbaşkanının,
Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek
olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün
kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve
ilgili bakan sorumludur.
Cumhurbaşkanının
resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı
mercilerine başvurulamaz.
Cumhurbaşkanı,
vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az
üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği
kararla suçlandırılır.
F. Cumhurbaşkanına vekillik etme
MADDE
106. – Cumhurbaşkanının
hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden
ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar, ölüm, çekilme veya başka bir
sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye
kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve
Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.
G. Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliği
MADDE
107. – Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliğinin kuruluşu, teşkilat ve çalışma esasları, personel atama
işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.
H. Devlet Denetleme Kurulu
MADDE
108. – İdarenin hukuka
uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin
sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme
Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve
sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü
kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki
işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda,
her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar.
Silahlı
Kuvvetler ve yargı organları, Devlet Denetleme Kurulunun görev alanı
dışındadır.
Devlet
Denetleme Kurulunun üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen
nitelikteki kişiler arasından, Cumhurbaşkanınca atanır.
Devlet
Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işleri,
kanunla düzenlenir.
II. Bakanlar Kurulu
A.
Kuruluş
MADDE
109. – Bakanlar Kurulu,
Başbakan ve bakanlardan kurulur.
Başbakan,
Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır.
Bakanlar,
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliğine
sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır;
gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son
verilir.
B. Göreve başlama ve güvenoyu
MADDE
110. – Bakanlar Kurulunun
listesi tam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Türkiye Büyük Millet
Meclisi tatilde ise toplantıya çağrılır.
Bakanlar
Kurulunun programı, kuruluşundan en geç bir hafta içinde Başbakan veya bir
bakan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunur ve güvenoyuna
başvurulur. Güvenoyu için görüşmeler, programın okunmasından iki tam gün
geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra
oylama yapılır.
C. Görev sırasında güvenoyu
MADDE
111. – Başbakan, gerekli
görürse, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisinden
güven isteyebilir.
Güven
istemi, Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe
görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.
Güven
istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.
D. Görev ve siyasî sorumluluk
MADDE
112. – Başbakan, Bakanlar
Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin
genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin
yürütülmesinden birlikte sorumludur.
Her
bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve
emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.
Başbakan,
bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini
gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.
Bakanlar
Kurulu üyelerinden milletvekili olmayanlar; 81 inci maddede yazılı şekilde
Millet Meclisi önünde andiçerler ve bakan sıfatını taşıdıkları sürece
milletvekillerinin tabi oldukları kayıt ve şartlara uyarlar ve yasama
dokunulmazlığına sahip bulunurlar. Bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
gibi ödenek ve yolluk alırlar.
E. Bakanlıkların kurulması ve bakanlar
MADDE
113. – Bakanlıkların kurulması,
kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir.
Açık
olan bakanlıklarla izinli veya özürlü olan bir bakana, diğer bir bakan geçici
olarak vekillik eder. Ancak, bir bakan birden fazlasına vekillik edemez.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen bir bakan bakanlıktan
düşer. Başbakanın Yüce Divana sevki halinde hükümet istifa etmiş sayılır.
Herhangi
bir sebeple boşalan bakanlığa en geç onbeş gün içinde atama yapılır.
F. Seçimlerde geçici Bakanlar Kurulu
MADDE
114. – Türkiye Büyük Millet
Meclisi genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları
çekilir. Seçimin başlangıç tarihinden üç gün önce; seçim dönemi bitmeden
seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde ise, bu karardan başlayarak beş
gün içinde, bu bakanlıklara Türkiye Büyük Millet Meclisi içinden veya dışarıdan
bağımsızlar Başbakanca atanır.
116
ncı madde gereğince seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar
Kurulu çekilir ve Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere bir
Başbakan atar.
Geçici
Bakanlar Kuruluna, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları Türkiye Büyük Millet
Meclisindeki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasî parti
gruplarından, oranlarına göre üye alınır.
Siyasî
parti gruplarından alınacak üye sayısını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
tespit ederek Başbakana bildirir. Teklif edilen bakanlığı kabul etmeyen veya
sonradan çekilen partililer yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi içinden veya
dışarıdan bağımsızlar atanır.
Geçici
Bakanlar Kurulu, yenilenme kararının Resmî Gazetede ilânından itibaren beş gün
içinde kurulur.
Geçici
Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
Geçici
Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni Meclis toplanıncaya kadar vazife görür.
G. Tüzükler
MADDE
115. – Bakanlar Kurulu,
kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere,
kanunlara aykırı olmamak ve Danıştayın incelemesinden geçirilmek şartıyla
tüzükler çıkarabilir.
Tüzükler,
Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır.
H. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin
Cumhurbaşkanınca yenilenmesi
MADDE
116. – Bakanlar Kurulunun,
110 uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99 uncu veya 111 inci
maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırkbeş gün içinde
yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı
takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak,
seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
Başbakanın
güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi
üzerine kırkbeş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet
Meclisinde Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırkbeş gün içinde Bakanlar
Kurulunun kurulamaması hallerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
Yenilenme
kararı Resmî Gazetede yayımlanır ve seçime gidilir.
İ. Millî Savunma
1.
Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı
MADDE
117. – Başkomutanlık, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin manevî varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı
tarafından temsil olunur.
Millî
güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına
hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Bakanlar Kurulu
sorumludur.
Genelkurmay
Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini
Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir.
Genelkurmay
Başkanı, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Cumhurbaşkanınca atanır; görev ve
yetkileri kanunla düzenlenir. Genelkurmay Başkanı, bu görev ve yetkilerinden
dolayı Başbakana karşı sorumludur.
Millî
Savunma Bakanlığının, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları ile görev
ilişkileri ve yetki alanı kanunla düzenlenir.
2. Millî Güvenlik Kurulu
MADDE 118. – (Değişik: 3.10.2001-4709/32 md.) Millî Güvenlik Kurulu;
Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan
yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz
ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından kurulur.
Gündemin özelliğine göre Kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler
çağırılıp görüşleri alınabilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/32 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Devletin millî
güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili alınan tavsiye
kararları ve gerekli koordinasyonunun sağlanması konusundaki görüşlerini
Bakanlar Kuruluna bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin
bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda
alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulunca
değerlendirilir.
Millî Güvenlik Kurulunun gündemi; Başbakan ve Genelkurmay Başkanının
önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenlenir.
Cumhurbaşkanı katılamadığı zamanlar Millî Güvenlik Kurulu Başbakanın
başkanlığında toplanır.
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri
kanunla düzenlenir.
III. Olağanüstü yönetim usulleri
A. Olağanüstü haller
1. Tabiî afet ve ağır ekonomik bunalım
sebebiyle olağanüstü hal ilânı
MADDE
119. – Tabiî afet, tehlikeli
salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı
başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde
veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
2. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu
düzeninin ciddî şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı
MADDE
120. – Anayasa ile kurulan
hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya
yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya
şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde,
Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun
da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya
bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
3. Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme
MADDE
121. – Anayasanın 119 ve 120
nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu
karar Resmî Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin
onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya
çağırılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun
istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya
olağanüstü hali kaldırabilir.
119
uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için
getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin her
türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 inci maddesindeki
ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl
durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı,
kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin
durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri,
Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü
hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu,
olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler
çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına
ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.
B. Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali
MADDE
122. – Anayasanın tanıdığı
hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen
ve olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin
yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi,
ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir
kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye
düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle, Cumhurbaşkanı
başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü
aldıktan sonra, süresi altı ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden fazla
bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilân edebilir. Bu karar, derhal Resmî
Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına
sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya
çağırılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim
süresini kısaltabilir, uzatabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.
Sıkıyönetim
süresinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu sıkıyönetim
halinin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararname çıkarabilir.
Bu
kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet
Meclisinin onayına sunulur. Bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve
usul İçtüzükte belirlenir.
Sıkıyönetimin
her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin kararına bağlıdır. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz.
Sıkıyönetim,
seferberlik ve savaş hallerinde hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin
nasıl yürütüleceği, idare ile olan ilişkileri, hürriyetlerin nasıl
kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durumun
başgöstermesi halinde vatandaşlar için getirilecek yükümlülükler kanunla
düzenlenir.
Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev
yaparlar.
IV.
İdare
A.
İdarenin esasları
1.
İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği
MADDE
123. – İdare, kuruluş ve
görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
İdarenin
kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.
Kamu
tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak
kurulur.
2. Yönetmelikler
MADDE
124. – Başbakanlık,
bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren
kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak
şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.
Hangi
yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.
B. Yargı yolu
MADDE
125. – İdarenin her türlü
eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13.8.1999-4446/2 md.)
Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan
uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi
öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan
uyuşmazlıklar için gidilebilir.
Cumhurbaşkanının
tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi
dışındadır.
İdarî
işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.
Yargı
yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.
Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine
getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir
yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
İdarî
işlemin uygulanması halinde telafisi güç
veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı
olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek
yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
Kanun,
olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî
güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması
kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdare,
kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
C. İdarenin kuruluşu
1.
Merkezî idare
MADDE
126. – Türkiye, merkezî idare
kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin
gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.
İllerin
idaresi yetki genişliği esasına dayanır.
Kamu
hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili
içine alan merkezî idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve
yetkileri kanunla düzenlenir.
2. Mahallî idareler
MADDE
127. – Mahallî idareler; il,
belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere
kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, genel kanunda
gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.
Mahallî
idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun
olarak kanunla düzenlenir.
(Değişik:
23.7.1995-4121/12 md.) Mahallî idarelerin seçimleri, 67 nci maddedeki esaslara
göre beş yılda bir yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden
önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahallî idareler
organlarına veya bu organların üyelerine ilişkin genel veya ara seçimler
milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır. Kanun, büyük
yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.
Mahallî
idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin
itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim yargı yolu ile olur.
Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya
kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini,
İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.
Merkezî
idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü
ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması,
toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması
amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine
sahiptir.
Mahallî
idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar
Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk
işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu
idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.
D. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler
1.
Genel ilkeler
MADDE
128. – Devletin, kamu
iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve
sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların
ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,
hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla
düzenlenir.
Üst
kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak
düzenlenir.
2. Görev ve sorumlulukları, disiplin
kovuşturulmasında güvence
MADDE
129. – Memurlar ve diğer kamu
görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla
yükümlüdürler.
Memurlar
ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve
bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin
cezası verilemez.
Uyarma
ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi
dışında bırakılamaz.
Silahlı
Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.
Memurlar
ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan
doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun
gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.
Memurlar
ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü
ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun
gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.
E. Yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları
1.
Yükseköğretim kurumları
MADDE
130. – Çağdaş eğitim-öğretim
esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun
insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde
eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve
insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve
bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.
Kanunda
gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile
vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim
kurumları kurulabilir.
Kanun,
üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimde yayılmasını gözetir.
Üniversiteler
ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbetçe her türlü bilimsel araştırma ve
yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve
milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma
serbestliği vermez.
Üniversiteler
ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi ve denetimi altında olup, güvenlik
hizmetleri Devletçe sağlanır.
Kanunun
belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise
Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.
Üniversite
yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun
veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne
suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
Üniversitelerin
hazırladığı bütçeler; Yükseköğretim Kurulunca tetkik ve onaylandıktan sonra
Millî Eğitim Bakanlığına sunulur ve genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu
esaslara uygun olarak işleme tâbi tutularak yürürlüğe konulur ve denetlenir.
Yükseköğretim
kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev,
yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim
hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama,
yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve
öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile
ilişkileri, öğretim düzeyleri
ve süreleri, yükseköğretime
giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili
ilkeler, disiplin ve ceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının
uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının
görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş
bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna ve
üniversitelere Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunla
düzenlenir.
Vakıflar
tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki
akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden,
Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen
hükümlere tâbidir.
2. Yükseköğretim üst kuruluşları
MADDE
131. – Yükseköğretim
kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek,
yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma
faaliyetlerini yönlendirmek, bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler
doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen
kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının
yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.
Yükseköğretim
Kurulu, üniversiteler, Bakanlar Kurulu ve Genelkurmay Başkanlığınca seçilen ve
sayıları, nitelikleri ve seçilme usulleri kanunla belirlenen adaylar arasından
rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik
vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve Cumhurbaşkanınca doğrudan
doğruya seçilen üyelerden kurulur.
Kurulun
teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.
3. Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tâbi
olanlar
MADDE
132. – Türk Silahlı
Kuvvetleri ve emniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumları özel
kanunlarının hükümlerine tâbidir.
F.
Radyo ve televizyon kuruluşları ve kamuyla ilişkili haber ajansları(*)
MADDE
133. – (Değişik:
8.7.1993-3913/1 md.) Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek
kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir.
Devletçe
kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu
tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının
tarafsızlığı esastır.
G.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
MADDE
134. – Atatürkçü düşünceyi,
Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini
bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla;
Atatürk’ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde,
Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih
Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip
“Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu” kurulur.
Türk
Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen
malî menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir.
Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve
özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla
düzenlenir.
H. Kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları
MADDE
135. – Kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup
olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini
kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak,
meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü
ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile
kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen
usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu
tüzelkişilikleridir.
Kamu
kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadî teşebbüslerinde aslî ve sürekli
görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz.
(Değişik:
23.7.1995-4121/13 md.) Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında
faaliyette bulunamazlar.
(Değişik:
23.7.1995-4121/13 md.) Bu meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının
seçimlerinde siyasî partiler aday gösteremezler.
(Değişik:
23.7.1995-4121/13 md.) Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idarî ve malî
denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.
(Değişik:
23.7.1995-4121/13 md.) Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının
sorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri
seçtirilir.
(Değişik:
23.7.1995-4121/13 md.) Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini
veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede
sakınca varsa, kanunla bir merci, meslek kuruluşlarını veya üst kuruluşlarını
faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat
içerisinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat
içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
İ. Diyanet İşleri Başkanlığı
MADDE
136. – Genel idare içinde yer
alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî
görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi
amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.
J. Kanunsuz emir
MADDE
137. – Kamu hizmetlerinde
herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri,
yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine
getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar
eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri
yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu
suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse
sorumluluktan kurtulamaz.
Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu
güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Yargı
I. Genel hükümler
A.
Mahkemelerin bağımsızlığı
MADDE
138. – Hâkimler, görevlerinde
bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine
göre hüküm verirler.
Hiçbir
organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve
hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde
bulunamaz.
Görülmekte
olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile
ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama
ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu
organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların
yerine getirilmesini geciktiremez.
B. Hâkimlik ve savcılık teminatı
MADDE
139. – Hâkimler ve savcılar
azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye
ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık,
ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten
çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık
bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte
kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar
saklıdır.
C. Hâkimlik ve savcılık mesleği
MADDE
140. – Hâkimler ve savcılar
adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler
meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülür.
Hâkimler,
mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa
ederler.
Hâkim
ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve
ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya
sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve
disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında
işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar
verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve
meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve
hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
Hâkimler
ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler; Askerî
hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir.
Hâkimler
ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmî ve özel hiçbir görev
alamazlar.
Hâkimler
ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkim
ve savcı olup da adalet hizmetindeki idarî görevlerde çalışanlar, hâkimler ve
savcılar hakkındaki hükümlere tâbidirler. Bunlar, hâkimler ve savcılara ait
esaslar dairesinde sınıflandırılır ve derecelendirilirler, hâkimlere ve
savcılara tanınan her türlü haklardan yararlanırlar.
D. Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli
olması
MADDE
141. – Mahkemelerde
duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı
yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli
kıldığı hallerde karar verilebilir.
Küçüklerin
yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.
Bütün
mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Davaların
en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.
E. Mahkemelerin kuruluşu
MADDE 142. – Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama
usulleri kanunla düzenlenir.
F.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri
MADDE
143. – Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada
belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devletin iç ve dış
güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri
kurulur. (Ek cümle: 18.6.1999-4388/1 md.) Ancak, sıkıyönetim ve savaş haline
ilişkin hükümler saklıdır.
(Değişik:
18.6.1999-4388/1 md.) Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir Başkan, iki asıl ve bir
yedek üye ile Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı bulunur.
(Değişik:
18.6.1999-4388/1 md.) Başkan, iki asıl ve bir yedek üye ile Cumhuriyet
başsavcısı, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından;
Cumhuriyet savcıları ise, diğer Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunca özel kanunda gösterilen usule göre 4 yıl için
atanırlar, süresi bitenler yeniden atanabilirler.
Devlet
Güvenlik Mahkemeleri kararlarının temyiz mercii Yargıtaydır.
Devlet
Güvenlik Mahkemelerinin işleyişi, görev ve yetkileri ve yargılama usulleri ile
ilgili diğer hükümler, kanunda gösterilir.
(Son
fıkra mülga: 18.6.1999-4388/1 md.)
G. Hâkim ve savcıların denetimi
MADDE
144. – Hâkim ve savcıların
görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (Hâkimler için idarî
nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme;
görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal
ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve
gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma, Adalet Bakanlığının izni ile
adalet müfettişleri tarafından yapılır. Adalet Bakanı soruşturma ve inceleme
işlemlerini, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli
hâkim veya savcı eliyle de yaptırabilir.
H. Askerî yargı
MADDE
145. – Askerî yargı, askerî
mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker
kişilerin; askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî
mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri
suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askerî
mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda
gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî
mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.
Askerî
mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler
bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî
yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî
yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri askerî
savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları
komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı,
askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî
hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin
gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan
ilişkilerini de gösterir.
II. Yüksek mahkemeler
A. Anayasa Mahkemesi
1. Kuruluşu
MADDE 146. – Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur.
Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir
yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare
Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye
tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday
içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan
yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından;
üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve
avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk
yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az onbeş
yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış veya
en az onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.
Anayasa Mahkemesi, asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının
salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer. Süresi
bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri, aslî görevleri dışında resmî veya özel hiçbir
görev alamazlar.
2. Üyeliğin sona ermesi
MADDE 147. – Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye
ayrılırlar.
Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı
gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini
sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde de,
Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.
3. Görev ve yetkileri
MADDE 148. – Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından
uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından
inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş
hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.
Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen
çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama
çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları
ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun
yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı
iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi
Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet başsavcıvekilini, Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili
suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet
Başsavcıvekili yapar.
Yüce Divan kararları kesindir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.
4. Çalışma ve yargılama usulü
MADDE 149. – (Değişik: 3.10.2001-4709/33 md.) Anayasa Mahkemesi, Başkan ve on
üye ile toplanır, salt çoğunluk ile
karar verir. Anayasa değişikliklerinde iptale ve siyasî parti davalarında
kapatılmaya karar verebilmesi için beşte üç oy çokluğu şarttır.
Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle
incelenip karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunla; mahkemenin
çalışma esasları ve üyeleri arasındaki işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle
düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan
işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, gerekli gördüğü hallerde sözlü
açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları
çağırabilir (Ek ibare: 23.7.1995-4121/14 md.) ve siyasî partilerin temelli
kapatılması veya kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının
veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.
5. İptal davası
MADDE 150. – Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve
esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan
doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet
partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az
beşte biri tutarındaki üyelere aittir. İktidarda birden fazla siyasî partinin
bulunması halinde, iktidar partilerinin dava açma hakkını en fazla üyeye sahip
olan parti kullanır.
6. Dava açma süresi
MADDE 151. – Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı,
iptali istenen kanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzüğün Resmî Gazetede
yayımlanmasından başlayarak altmış gün sonra düşer.
7. Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde
ileri sürülmesi
MADDE 152. – Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun
hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan
birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa,
Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz
merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay
içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme
davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa
Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse,
mahkeme buna uymak zorundadır.
Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî
Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.
8. Anayasa Mahkemesinin kararları
MADDE 153. – Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi
yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını
veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir
uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede
yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi
iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,
kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye
Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu
dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri
bağlar.
B. Yargıtay
MADDE 154. – Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî
yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen
belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet
savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve daire başkanları
kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt
çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yeniden
seçilebilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay
Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday
arasından Cumhur-başkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler
yeniden seçilebilirler.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları
ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilinin
nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
esaslarına göre kanunla düzenlenir.
C. Danıştay
MADDE 155. – Danıştay, idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî
yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla
gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
(Değişik: 13.8.1999-4446/3 md.) Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve
Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili
imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek,
tüzük tasarılarını incelemek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen
diğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve
savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından
Cumhurbaşkanı; tarafından seçilir.
Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi
üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve
gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire
başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının
özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla
düzenlenir.
D. Askerî Yargıtay
MADDE 156. – Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin
son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli
davalarına ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Askerî Yargıtay üyeleri birinci sınıf askerî hâkimler arasından Askerî
Yargıtay Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla her boş
yer için göstereceği üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire başkanları
Askerî Yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük
işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin
gereklerine göre kanunla düzenlenir.
E. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi
MADDE 157. – Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca tesis
edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idarî
işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son
derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda
ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olan üyeleri,
mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt çoğunluğu ve
gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer için
gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve
nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her
boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört
yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim sınıfından
olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri,
mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik
teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.
F. Uyuşmazlık Mahkemesi
MADDE 158. – Uyuşmazlık Mahkemesi, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri
arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve seçimleri
ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını Anayasa
Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.
Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev
uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
III. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
MADDE 159. – Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve
hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun
tabiî üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki
asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her
üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için
seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl
üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adlî ve idarî yargı hâkim ve
savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme
ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler
hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini
yapar.Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hâkimin veya savcının
kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki
tekliflerini karara bağlar. Ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen diğer
görevleri yerine getirir.
Kurul kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.
Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usulleriyle
itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir.
Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak
çalıştırılacak hâkim ve savcıların muvafakatlarını alarak atama yetkisi Adalet
Bakanına aittir.
Adalet Bakanı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilk toplantısında
onaya sunulmak üzere, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması
için hâkim ve savcıları geçici yetki ile görevlendirebilir.
IV. Sayıştay
MADDE 160. – Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri
ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların
hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme,
denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin
hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün
içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde
bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile
Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.
Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının
nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer
özlük işleri, Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.
Silahlı Kuvvetler elinde bulunan Devlet mallarının Türkiye Büyük Millet
Meclisi adına denetlenmesi usulleri, Millî Savunma hizmetlerinin gerektirdiği
gizlilik esaslarına uygun olarak kanunla düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Malî ve Ekonomik Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Malî Hükümler
I. Bütçe
A. Bütçenin hazırlanması ve uygulanması
MADDE 161. – Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu
tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasıl hazırlanacağı ve
uygulanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla
sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.
B. Bütçenin görüşülmesi
MADDE 162. – Bakanlar Kurulu, genel ve
katma bütçe tasarıları ile millî bütçe tahminlerini gösteren raporu, malî yıl
başından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
Bütçe tasarıları ve rapor, kırk üyeden kurulu Bütçe Komisyonunda
incelenir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubuna veya gruplarına en az
yirmibeş üye verilmek şartı ile, siyasî parti gruplarının ve bağımsızların
oranlarına göre temsili göz önünde tutulur.
Bütçe Komisyonunun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin, Türkiye Büyük
Millet Meclisinde görüşülür ve malî yıl başına kadar karara bağlanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda, bakanlık ve daire
bütçeleriyle katma bütçeler hakkında düşüncelerini, her bütçenin tümü
üzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri,
üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya konur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının Genel
Kurulda görüşülmesi sırasında, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı
önerilerde bulunamazlar.
C. Bütçelerde değişiklik yapılabilme esasları
MADDE 163. – Genel ve katma bütçelerle verilen ödenek, harcanabilecek miktarın
sınırını gösterir. Harcanabilecek miktar sınırının Bakanlar Kurulu kararıyla
aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz. Bakanlar Kuruluna kanun
hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez. Carî yıl
bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik tasarılarında ve carî ve
ileriki yıl bütçelerine malî yük getirecek nitelikteki kanun tasarı ve
tekliflerinde, belirtilen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi
zorunludur.
D. Kesinhesap
MADDE 164. – Kesinhesap kanunu tasarıları, kanunda daha kısa bir süre kabul
edilmemiş ise, ilgili oldukları malî yılın sonundan başlayarak, en geç yedi ay
sonra, Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay,
genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanunu tasarısının
verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş gün içinde Türkiye Büyük Millet
Meclisine sunar.
Kesinhesap kanunu tasarısı, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla birlikte
Bütçe Komisyonu gündemine alınır. Bütçe Komisyonu, bütçe kanunu tasarısıyla
kesinhesap kanunu tasarısını Genel Kurula birlikte sunar, Genel Kurul,
kesinhesap kanunu tasarısını, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber
görüşerek karara bağlar.
Kesinhesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük
Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca
sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara
bağlandığı anlamına gelmez.
E. Kamu iktisadî teşebbüslerinin denetimi
MADDE 165. – Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak
Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet
Meclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ekonomik Hükümler
I. Planlama
MADDE 166. – Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve
tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke
kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde
kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin
görevidir.
Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış
ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler
öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların
verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre
gerçekleştirilir.
Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince
onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak
değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.
II. Piyasaların denetimi ve dış ticaretin
düzenlenmesi
MADDE 167. – Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı
ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda
fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi
amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve
benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları
kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.
III. Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması
ve işletilmesi
MADDE 168. – Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli
bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve
kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak
veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine
bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve
Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda
gösterilir.
IV.
Ormanlar ve orman köylüsü
A. Ormanların korunması ve geliştirilmesi
MADDE 169. – Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için
gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman
yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün
ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna
göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk
edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.
Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran
orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok
etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına
alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar
görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit
edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman
niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi
çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu
tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu
yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.
B. Orman köylüsünün korunması
MADDE 170. – Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması,
ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve
işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981
tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş
yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında
yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman
içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için
Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla
düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin
sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı
olarak derhal ağaçlandırılır.
V. Kooperatifçiliğin geliştirilmesi
MADDE 171. – Devlet, millî ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle
üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin
gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.
(Son fıkra mülga: 23.7.1995-4121/15 md.)
VI. Tüketiciler ile esnaf ve sanatkârların
korunması
A. Tüketicilerin korunması
MADDE 172. – Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır,
tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.
B. Esnaf ve sanatkârların korunması
MADDE 173. – Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.
BEŞİNCİ
KISIM
Çeşitli
Hükümler
I. İnkılâp kanunlarının korunması
MADDE 174. – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin
üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını
güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul
edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu
şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz :
1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
2. 25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında
Kanun;
3. 30 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle
Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına
Dair Kanun;
4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul
edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh
esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;
5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü
Hakkında Kanun;
6. 1 Teşrinisâni 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve
Tatbiki Hakkında Kanun;
7. 26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa Gibi
Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;
8. 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin
Giyilemeyeceğine Dair Kanun.
ALTINCI KISIM
Geçici Hükümler
GEÇİCİ MADDE 1. – Anayasanın, halkoylaması sonucu, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası olarak kabul edildiğinin usulünce ilânı ile birlikte, halkoylaması
tarihindeki Millî Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı, Cumhurbaşkanı
sıfatını kazanarak, yedi yıllık bir dönem için, Anayasa ile Cumhurbaşkanına
tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır. 18 Eylül 1980 tarihinde
Devlet Başkanı olarak içtiği and yürürlükte kalır. Yedi yıllık sürenin sonunda
Cumhurbaşkanlığı seçimi Anayasada öngörülen hükümlere göre yapılır.
Cumhurbaşkanı, ilk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi
toplanıp, Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar, 12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı
Kanunla teşekkül etmiş olan Millî Güvenlik Konseyinin Başkanlığını da yürütür.
İlk milletvekili genel seçimleri sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi
toplanıp göreve başlayıncaya kadar geçecek süre içinde, Cumhurbaşkanlığının
herhangi bir surette boşalması halinde, Millî Güvenlik Konseyinin en kıdemli
üyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Anayasaya göre yeni
Cumhur-başkanını seçinceye kadar, Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve O’nun
Anayasadaki bütün görevlerini yerine getirir ve yetkilerini kullanır.
GEÇİCİ MADDE 2. – 12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı Kanunla
kuruluşu gösterilen Millî Güvenlik Konseyi, Anayasaya dayalı olarak
hazırlanacak Siyasî Partiler Kanunu ile Seçim Kanununa göre yapılacak ilk genel
seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanını
oluşturuncaya kadar 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun ve 2485 sayılı
Kurucu Meclis Hakkında kanunlara göre görevlerini devam ettirir.
Anayasanın kabulünden sonra 2356 sayılı Kanunun 3 üncü maddesindeki
Millî Güvenlik Konseyi üyeliklerinden birisinin herhangi bir nedenle boşalması
halinde doldurulması usulüne ilişkin hüküm uygulanmaz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp göreve başladıktan sonra, Millî
Güvenlik Konseyi, altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığı Konseyi haline
dönüşür ve Millî Güvenlik Konseyi üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi
sıfatını alırlar. Millî Güvenlik Konseyi üyesi olarak 18 Eylül 1980 tarihinde
içtikleri and yürürlükte kalır. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeleri, Anayasada
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin haiz bulundukları özlük hakları ile
dokunulmazlığına sahip olurlar. Altı yıllık süre sonunda Cumhurbaşkanlığı
Konseyinin hukukî varlığı sona erer.
Cumhurbaşkanlığı Konseyinin görevleri şunlardır :
a) Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek Cumhurbaşkanlığına
gönderilen, Anayasada yazılı temel hak ve hürriyetlere ve ödevlere, lâiklik
ilkesine, Atatürk inkılâplarının, millî güvenliğin ve kamu düzeninin
korunmasına, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna, milletlerarası andlaşmalara,
dış ülkelere silahlı kuvvet gönderilmesine ve yabancı kuvvetlerin Türkiye’ye
kabulüne, olağanüstü yönetime, sıkıyönetim ve savaş haline dair kanunlar ile
Cumhurbaşkanınca gerekli görülen diğer kanunları Cumhurbaşkanına tanınan onbeş
günlük sürenin ilk on günü içinde incelemek;
b) Cumhurbaşkanının istemi ve tespit edeceği süre içinde :
Milletvekili genel seçimlerinin yenilenmesine, olağanüstü yönetim
yetkisinin kullanılmasına ve alınacak tedbirlere, Türkiye Radyo-Televizyon
Kurumunun yönetim ve gözetimine, gençliğin yetiştirilmesine ve Diyanet
İşlerinin düzenlenmesine ilişkin konuları incelemek ve görüş bildirmek;
c) Cumhurbaşkanının istemine göre, iç ve dış güvenlik ile gerekli
görülen diğer konularda inceleme ve araştırma yapmak ve sonuçlarını
Cumhurbaşkanına sunmak.
GEÇİCİ MADDE 3. – Anayasaya göre yapılacak ilk milletvekili
genel seçimi sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık
Divanını oluşturması ile birlikte :
a) 27 Ekim 1980 gün ve 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun,
b) 12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı Millî Güvenlik Konseyi Hakkında
Kanun,
c) 29 Haziran 1981 gün ve 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun,
Yürürlükten kalkar ve Millî Güvenlik Konseyi ile Danışma Meclisinin
hukukî varlıkları sona erer.
GEÇİCİ MADDE 4. – (Mülga: 17.5.1987 tarihli 3361 ve
23.5.1987 tarihli 3376 numaralı kanunlar gereğince, 6 Eylül 1987 tarihinde
yapılan halkoylaması sonucunda yürürlükten kalkmıştır. Halkoylaması sonucunun
yayımlandığı Resmî Gazete : 12.9.1987 -19572)
GEÇİCİ MADDE 5. – Yapılacak ilk milletvekili genel seçimi
sonucunun Yüksek Seçim Kurulunca ilânını takip eden onuncu gün, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında, saat 15.00’de
kendiliğinden toplanır. Bu toplantıya en yaşlı Milletvekili Başkanlık eder. Bu
toplantıda milletvekilleri andiçerler.
GEÇİCİ MADDE 6. – Anayasaya göre kurulan Türkiye Büyük
Millet Meclisinin toplantı ve çalışmaları için kendi içtüzükleri yapılıncaya
kadar, Millet Meclisinin 12 Eylül 1980 tarihinden önce yürürlükte olan İçtüzüğünün,
Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
GEÇİCİ MADDE 7. – İlk milletvekili genel seçimi sonunda,
Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, yeni Bakanlar Kurulu kuruluncaya kadar,
iş başında olan Bakanlar Kurulunun görevi devam eder.
GEÇİCİ MADDE 8. – Anayasa ile kabul edilmiş olan yeni organ,
kurum ve kurulların kuruluş, görev, yetki ve işleyişleri ile ilgili kanunlarla,
Anayasada konulması veya değiştirilmesi öngörülen diğer kanunlar, Anayasanın
kabulünden başlayarak Kurucu Meclisin görev süresi içerisinde, bu süre
içerisinde yetiştirilemeyenler, seçimle gelen Türkiye Büyük Millet Meclisinin
ilk toplantısını izleyen bir yıl sonuna kadar çıkartılır.
GEÇİCİ MADDE 9. – İlk genel seçimler sonucu toplanacak
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı kurulduktan sonra altı yıllık
süre içinde yapılacak Anayasa değişikliklerini Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük
Millet Meclisine geri gönderebilir. Bu takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisinin
geri gönderilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanunu, aynen kabul edip tekrar
Cumhurbaşkanına gönderebilmesi, üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğunun oyu ile
mümkün olabilir.
GEÇİCİ MADDE 10. – Mahallî idare seçimleri en geç Türkiye
Büyük Millet Meclisinin ilk toplantısını izleyen bir yıl içinde yapılır.
GEÇİCİ MADDE 11. – Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği
tarihte Anayasa Mahkemesi asıl ve yedek üyesi olanların kadroları ile görevleri
devam eder. Bunlardan Anayasa Mahkemesince belli görevlere seçilenlerin bu
suretle kazanmış oldukları sıfatları saklı kalır.
Anayasa Mahkemesi asıl üye sayısı onbire ininceye kadar boşalan asıl üye
kadrosuna, asıl ve yedek üye sayısı toplamı onbeşe ininceye kadar da boşalan
yedek üye kadrosuna seçim yapılmaz. Anayasa Mahkemesinin yeni düzenlemeye
intibakı sağlanıncaya kadar asıl üye sayısının onbirden, asıl ve yedek üye
sayıları toplamının onbeşden aşağı düşmesi nedeniyle yapılacak seçimlerde bu
Anayasanın kabul ettiği esasa ve sıraya uyulur.
Anayasa Mahkemesi asıl üye sayısı onbire ininceye kadar dava ve işlerde
22.4.1962 gün ve 44 sayılı Kanunun
öngördüğü toplanma yeter sayısı uygulanır.
GEÇİCİ MADDE 12. – 13.5.1981 gün ve 2461 sayılı Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun geçici 1 inci maddesi uyarınca Yargıtay ve
Danıştaydan Kurulun asıl ve yedek üyeliğine; 1730 sayılı Yargıtay Kanununa
25.6.1981 gün ve 2483 sayılı Kanunla eklenen geçici madde uyarınca
Cumhuriyet Başsavcılığı ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine; 6.1.1982 gün ve
2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca Danıştay Başkanlığına,
Başsavcılığına, başkanvekilliklerine ve daire başkanlıklarına, Devlet
Başkanınca seçilmiş bulunanlar, seçildikleri dönem için bu görevlerine devam
ederler.
6.1.1982 gün ve 2576 sayılı Kanunun geçici maddelerinin idarî mahkemeler
başkan ve üyeliklerine atamalara ilişkin hükümleri de saklıdır.
GEÇİCİ MADDE 13. – Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna
Yargıtaydan seçilmesi gereken bir asıl ve bir yedek üyenin seçimleri Anayasanın
yürürlüğe girdiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yapılır.
Seçilen üyeler göreve başlayıncaya kadar Kurul, toplantı yeter sayısını
oluşturacak yedek üyenin katılmasıyla çalışmalarını yapar.
GEÇİCİ MADDE 14. – Sendikaların gelirlerini Devlet
bankalarında muhafaza etmelerine ilişkin yükümlülükleri, Anayasanın yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde yerine getirilir.
GEÇİCİ MADDE 15. – 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel
seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını
oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk
milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik Konseyinin,
bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis
Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve
tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası
ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.
Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve
görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve
uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(Son fıkra mülga: 3.10.2001-4709/34 md.)
GEÇİCİ MADDE 16. – Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme
kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde
hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına
katılmayanlar, Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak
genel ve ara seçimleri ile mahallî seçimlere ve diğer halkoylamalarına
katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar.
YEDİNCİ KISIM
Son Hükümler
I. Anayasanın değiştirilmesi, seçimlere ve
halkoylamasına katılma
MADDE 175. – (Değişik: 17.5.1987 - 3361/3 md.) Anayasanın değiştirilmesi Türkiye
Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif
edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki
defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç
çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.
Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü,
bu maddedeki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki
hükümlere tâbidir.
Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha
görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Meclis, geri
gönderilen Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse
Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir.
Meclisce üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla
kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından
Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmî Gazetede
yayımlanır.
Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının
üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya
gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir.
Halkoylamasına sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin Kanun veya ilgili
maddeler Resmî Gazetede yayımlanır.
Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe
girmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun
kabul oyu olması gerekir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların
kabulü sırasında, bu Kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın
değiştirilen hükümlerinden, hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı
oylanacağını da karara bağlar.
Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî genel
seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü
tedbir alınır.
II. Başlangıç ve kenar başlıklar
MADDE 176. – Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç
kısmı, Anayasa metnine dahildir.
Madde kenar başlıkları, sadece ilgili oldukları maddelerin
konusunu ve maddeler arasındaki sıralama ve bağlantıyı gösterir. Bu başlıklar,
Anayasa metninden sayılmaz.
III.
Anayasanın yürürlüğe girmesi
MADDE 177. – Bu Anayasa, halkoylaması sonucu kabul edilip Resmî Gazetede
yayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olur ve aşağıda gösterilen
istisnalar ile bu istisnaların yürürlüğe girmesine ait hükümler dışında
bütünüyle yürürlüğe girer.
a) İKİNCİ KISIM II. Bölümdeki; kişi hürriyeti ve güvenliği, basın ve
yayımla ilgili hükümler, toplantı hak ve hürriyetleri,
III. Bölümdeki çalışma ile ilgili hükümler, toplu iş sözleşmesi, grev
hakkı ve lokavt ile ilgili hükümler,
Bu hükümler yeni kanunları çıkarıldığında veya mevcut kanunlarda
değişiklik yapıldığında ve her halde en geç Türkiye Büyük Millet Meclisi göreve
başladığında yürürlüğe girer. Ancak bu hükümler yürürlüğe girinceye kadar
mevcut kanunlar ve Millî Güvenlik Konseyinin bildiri ve kararları uygulanır.
b) İKİNCİ KISIM’daki; siyasî faaliyette bulunma hakları ile siyasî
partilerle ilgili hükümler, bunlara dayalı olarak yeniden hazırlanacak Siyasî
Partiler Kanununun;
Seçme ve seçilme hakkı ise yine bu hükümlere dayalı olarak hazırlanacak
Seçim Kanununun;
Yayımlanması ile yürürlüğe girer.
c) ÜÇÜNCÜ KISIM’daki; yasama ile ilgili hükümler;
Bu hükümler ilk milletvekili genel seçimi sonucunun ilanı ile birlikte
yürürlüğe girer. Ancak bu bölümdeki Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve
yetkilerine ilişkin hükümleri, 29 Haziran 1981 gün ve 2485 sayılı Kurucu Meclis
Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi göreve başlayıncaya kadar Millî Güvenlik Konseyince
yerine getirilir.
d) ÜÇÜNCÜ KISIM’daki; Cumhurbaşkanı başlığı altındaki görev ve yetkileri
ile Devlet Denetleme Kurulu, Bakanlar Kurulu başlığı altındaki tüzükler,
Millî Savunma, olağanüstü yönetim
usulleri, idare başlığı altındaki mahallî idareler ile Atatürk Kültür, Dil ve
Tarih Yüksek Kurumu hariç diğer hükümler ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri hariç
yargıya ilişkin bütün hükümler Anayasanın halkoylaması sonucunda kabulünün
Resmî Gazetede ilanı ile birlikte yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı ve Bakanlar
Kuruluna ait yürürlüğe girmeyen hükümler Türkiye Büyük Millet Meclisinin göreve
başlaması ile, mahallî idareler ile Devlet Güvenlik Mahkemelerine ilişkin
hükümler ise ilgili kanunların yayımlanması ile yürürlüğe girer.
e) Anayasanın halkoylaması sonucu kabulünün ilanıyla birlikte yürürlüğe
girecek hükümleri ve mevcut ve kurulacak kurum, kuruluş ve kurullar için
yeniden kanun yapılması veya mevcut kanunlarda değişiklik yapılması gerekiyorsa
bunlara ilişkin işlemler mevcut kanunların Anayasaya aykırı olmayan hükümleri
veya doğrudan Anayasa hükümleri, Anayasanın 11 inci maddesi gereğince
uygulanır.
f) Kesinhesap kanunu tasarılarının görüşülme usulünü düzenleyen 164 üncü
maddenin ikinci fıkrası hükmü 1984 yılından itibaren uygulanmaya başlanır.
7.11.1982
TARİHLİ VE 2709 SAYILI
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ ANAYASASINA
İŞLENEMEYEN GEÇİCİ MADDELER
3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunun
geçici maddesi
GEÇİCİ MADDE – A) Bu Kanunun 24 üncü maddesi ile Anayasanın
67 nci maddesine son fıkra olarak eklenen hüküm bu Kanunun yürürlüğe
girmesinden sonra yapılacak ilk genel seçimde uygulanmaz.
B)Bu Kanunun 28 inci maddesi ile Anayasanın 87 nci maddesinde yapılan
değişiklik, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce, Anayasanın 14 üncü
maddesindeki fiilleri işleyenler hakkınsda uygulanmaz.